T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 16 MAYIS 2006 SALI | ||
|
|
Bir İngiliz gazetesinde (Sunday Telegraph) "Arabistanlı Lawrence'a Deraa'da Türkler tarafından tecavüz edilmemiş" başlıklı bir haber yayımlandığını duyunca... Sizler hangi duygulara kapıldınız bilemem, ama ben güldüm... Güldüm, çünkü 30 yıldır bilinen bir gerçek bu. İngilizlerin bu 'eski gerçeği' şu sıralarda yeniden keşfetmelerini hayra yorduğumu bilmenizi isterim. Hayatı hakkında en fazla kitap ve makale yayımlanmış 'efsane' bir şahsiyettir T. E. Lawrence; 'Lawrence of Arabia' (Arabistanlı Lawrence) lâkabıyla ünlüdür. Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertmek için özel görevlendirilmiş bir casustur; Arap çöllerinde tek başına dolaşmış, Arap liderleri isyana teşvik etmiştir. Tarihe 'Arap isyanı' olarak geçmiş olayın baş kışkırtıcısı odur.
Bir ara kendisine fena halde takmıştım; hakkında yazılmış neredeyse bütün kitapları almış, çoğunu okumuşumdur. Hiçbir yerde adıyla karşılaşmamışsanız bile, Türkiye'de gösterimine uzun yıllar izin verilmeyen 1962 yapımı yedi Oscarlı 'Arabistanlı Lawrence' filmini duymuşsunuzdur... David Lean'in yönettiği, başrolde Peter O'Toole'un oynadığı filmi. Şu sıralarda yeniden keşfedilen olay, Lawrence'in 'Bilgeliğin Yedi Sütunu' adıyla Türkçeye de çevrilmiş anılarında (Seven Pillars of Wisdom) anlattığı, filmin en çarpıcı sahnelerinden birini teşkil eden 'ırza geçilme' olayıdır. İddiasına göre, Lawrence, Suriye'nin Deraa kasabasına gizlice girdiğinde yanındaki bir Arap tarafından ihbar edilmiş ve Hacim Bey'in eline düşmüştür. Hacim Bey bu mavi gözlü beyaz tenli Arap'tan kuşkulanmamış... Tecavüzden sonra bırakmışlar Lawrence'i ... Telegraph'a göre, Lawrence'ın hayatını yazan James Barr, adı 'Çölü Ateşe Vermek' (Setting the Desert On Fire) olarak çevrilebilecek yeni kitabında, bu olayın geçtiği iddia edilen 20 Kasım 1917 tarihinde, "Tecavüze uğradım" iddiasındaki Lawrence'in Deraa'ya adım atmadığını, o sırada Azrak Kalesi'nde bulunduğunu ispatlamış... Tuttuğu günlükten koparılmış o günlere ait sayfaları yeni bir teknikle okunabilir hale getirerek... Adamın hayatını merak edip hakkında yazılanları okumamış olsaydım ben de bunu büyük bir keşif sanabilirdim. Sunday Telegraph gazetesi gibi, ya da haberi dün oradan aktaran bizim gazeteler gibi... Oysa, "Lavrens'in Gizli Hayatı" adıyla Sebil Yayınları tarafından Türkçesi uzun yıllar önce yayımlanmış 'The Secret Lives of Lawrence of Arabia' (1969) adlı kitaplarında, Philip Knightley ile Colin Simpson, 'efsane' kişiliğin yalanlarından bazılarını açığa çıkartmışlardı. En büyük yalanın "Deraa'da tecavüz edildiği" iddiası olduğunu özellikle belirterek... Knightley ve Simpson Türkiye'ye gelip eşi ve tanıdıklarıyla görüşerek Hacim Bey'in 'o tarakta bezi olmayan' biri olduğunu da tespit etmişler... Konu, etraflıca ve belgeler üzerinde çalışılarak, sonraları bir kez daha 'tarihin büyük yalanları' arasına gönderilmiştir. Lawrence James adlı İngiliz tarihçi, 1990 yılında çıkan 'Altın Savaşçı' (The Golden Warrior) adlı Arabistanlı Lawrence ile ilgili monografisinde, önemli bir belgeye dayanarak, Deraa'da meydana geldiği iddia edilen olayın 'yalan' olduğunu ispatlamıştır. Tarihçi James'in dayandığı belge Akabe'de konuşlanmış Kraliyet Topçu Alayı'na Bağlı 10. Motor Bölümü (10th Motor Section of the Royal Field Artillery) tarafından tutulan seyir defteridir. 21 Kasım 1917 günü, Lawrence, arkadaşı Albay Joyce ile birlikte, zırhlı bir otoyla Vadi İtm bölgesinde keşiftedir. Yani Azrak Kalesi yakınlarında ve Deraa'dan kilometrelerce uzakta bir yerde... Yazar, Lawrence'in ülkesinde 'efsane' olmasına aldırmadan, kitabının 214. sayfasında, "Lawrence'in Deraa'daki olayı bütünüyle uydurduğu kesindir" hükmünü vermekte hiç zorlanmaz... Kendisini de küçülten böyle bir yalanı insan neden söyler? Telegraph haberinin dayandığı Barr, "Kendilerine ihanet ettiği bazı Arap dostlarının vaktiyle kendisine ihanet ettiklerini vurgulamak için" tezini ortaya atmış... Kitabın aslı veya çevirisi elimin altında değil, ama belleğim yanıltmıyorsa 35 yıl önceki okumamdan hatırlıyorum, Knightley ile Simpson başka bir tezi önde tutmuşlardı: Lawrence'in cinsel saplantısı... Arabistan'dan İngiltere'ye döndüğünde etrafa uyum sağlayamayan Lawrence, bir yandan kendini 'efsane' haline dönüştürecek yalanlarla dolu kitaplar kaleme alırken, bir yandan da çarpık ilişkiler içindeydi. Bir dostuna, cinsel fantazi peşinde kendisini kırbaçlaması için bir gence para ödediğini de yazmıştı Lawrence... Bir motosiklet kazasında hayatını kaybedene kadar hep tartışılan bir figür olmayı sürdürdü. İngilizler bu eski gerçeği neden şimdi yeniden keşfettiler dersiniz...
|
![]()
| ||||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |