T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 16 MAYIS 2006 SALI | ||
|
|
"Sayın Vecdi bey, budistleri vs. ehl-i kitaptan hangi müslüman alimler sayıyor? Budistler bir puta tapıyorlar ve inancları bir ehl-i kitaptaki tanrı bilincini bile kapsamıyor. Şahsen ben bu yorumunuza katılamayacağım. Bana fazla geniş geldi bu yorum." (Zafer ESKİ) "Müşrik ve ateist olanlarla evliliğin yasaklandığını bildirir ayetleri sıraladıktan sonra, Allah'tan başkasını kendilerine Rab edindiği hususunda şüphe bulunmayan kişilerle de evlenebilineceğine dair fetva vermenizi anlayamadım. 'Müslüman bilginler' olarak isimlendirdiğiniz kişiler de kim? Putperestlik değilse hangi kategoride mütalaa edilecek o inanışlar?" (Üzeyir ATEŞ) Ehl-i kitap (kitâbî), Kur'an-ı Kerim'de otuzbir defa geçer. Bir defa da ehl-i İncil ifadesi kullanılır. Bu kavramın kapsamı, özellikle "kitap verilenlerin yiyecekleri size, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir" (Maide, 5/5) âyeti dolayısıyla ele alınır. Ehl-i kitap, aslında bir hak dine ve peygambere bağlıyken, zaman içinde bu hak dinden uzaklaşan ve son peygamber Hz.Muhammed'e (s.a.) inanmayanlar olarak tarif edilir. Bunlar, din-inanç, gıdalar, hayvan kesimi ve evlilik açısından müşriklerden farklıdır. Kitâbîleri, iki kısımda ele alabiliriz: Asıl ve katma kitâbîler. Asıl kitabiler Kitâbî kavramı, asıl olarak Yahudiler ve Hıristiyanlar için kullanılır. Ehl-i kitapla ilgili bu geleneksel genişletici yoruma karşılık, kavram içine öncelikle girdiği varsayılan Yahudi ve Hıristiyanlar konusunda, daha çok modern daraltıcı yorumlar da yapılmaktadır. Bu yorumlar, özellikle tevhid (Allah'ın birliği) inancı açısından zaman içinde ortaya çıkan ve Kur'an-ı Kerim'de belirtilen ehl-i kitaba ait eski itikadî anlayıştan uzaklaşma olarak görülen farklılığa vurgu yapar. Katma kitabiler Müslüman bilginler, zamanla diğer Mecusî (ateşperest), Budist, Sâbiî (güneşe ve aya tapar) gibi, muhtemelen ilk doğuşlarında Allah inancına ve bir peygambere dayanan dinlere bağlı olanları da ehl-i kitap kavramı içinde ele almışlardır. Mecûsîler: Bilginlerin çoğunluğuna göre, Mecûsîler, müşrik sayılır. Büyük bir fakih ve aynı zamanda dinler tarihi uzmanı da olan İbn Hazm'a göre ise, Mecûsîler de, ehl-i kitap kavramı içerisinde yer alır. (İbn Hazm, Muhallâ, 5/456; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müctehid, 1/367) Çağdaş bilginlerden Mevlana Ebu'l-Kelâm Azâd da bunu destekler. Sâbiîler: Çoğunluğa göre, sâbîler, kitâbî değildir. Ebu Hanife, sâbiîleri ehl-i kitap içinde düşünür. (Kâsânî, Bedâiu's-Sanâi, 5/46; İbn Rüşd, age, 1/367) Budistler ve Brahmanistler: Muhammed Reşid Rıza gibi yakın dönem bilginlerinden bazıları, bunların ehl-i kitap kavramı içinde yer alması görüşündedir. Bazı tefsircilere göre, Tin (95.) sûresinde geçen "tîn" (incir), yabani bir incir ağacının altında kendisine vahiy gelen Buda olduğunu ileri sürer. (M. Hamidullah, İslam Peygamberi, 541, par.1065) Budistleri ehl-i kitap içinde görmenin de temeli, bu vahye dayanma durumudur. Sâmirîler: Hanefilere göre, Yahudilerden kabul edilir ve kitâbî kavramı içinde ele alınırlar.
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |