|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 6 NİSAN 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Amerika'nın dünyada bir 'imaj' sorunu yaşadığını bizler biliyorduk da, Washington yönetiminin de nihayet bunu fark ettiğini Karen Hughes'un bu amaçla görevlendirilmesinden anlayınca, ne yalan söyleyeyim, sevinmiştim. Bayan Hughes dünyanın nabzını tutacak, patronlarına dönüp "Yanlış davranışlarımızı terk edelim" diyecekti... Karen Hughes'un atanması üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçti, ABD'nin tavrında hemen hiçbir değişiklik olmadı. İmaj sorunu devam ediyor. 18 ay önce Bush'u yeniden seçen Amerikan halkı bile yönetimden artık umudunu kesmiş görünüyor. Sevilmeyen ülkeler liginde birinciliği kimseye bırakmıyor ABD. "Global barış açısından en tehlikeli ülke hangisi?" diye sorulan halklar 'olağan şüpheliler'den önce ABD'yi işaret ediyorlar... Böyle bir yalın gerçek karşısında Bayan Hughes ne yapsın? Görevleri arasında 'ülkesinin imajını düzeltmek' de bulunan Amerikalı diplomatlar nasıl davransın? Ülkemize atanalı henüz dört ay olmuş ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson'un görevini yerine getirmede zorlandığı hemen fark ediliyor. Büyükelçi Ross, ikili ilişkilerin, en zor döneminden geçtiği 1 Mart tezkeresi gölgesinden kurtulduğunu ve daha iyi bir durumda seyrettiğini her vesileyle ifade ediyor; Ankara'nın dış politika önceliklerine itirazlarını kayıtlara geçirerek: ABD'de katıldığı bir toplantıda Wilson'a sürekli Hamas liderlerinden Halid Meşal'in Ankara ziyareti sorulmuş; bazı çevreler ziyaretten mutlu değillermiş... Ross Wilson'un gazetelere yansıyan bir başka şikâyeti daha var. "Türk dış politikası 'öngörülebilir' değil" diyor ABD'nin Ankara büyükelçisi... Ak Parti hükümetinin 'ABD karşıtı' bir politika izlediğini kimse söyleyemez; tersine, Ak Parti, dünyanın başka yerleriyle paralel olarak Türkiye'de de giderek yükselen 'Amerikan karşıtı' hislerden fazla etkilenmemiş gibi davranıyor... Halid Meşal ziyaretini ne kadar mahçup bir edayla geçiştirdiklerini gördük; Hamas adını bir daha ağızlarına almadı Ak Parti sözcüleri... İran hakkında hep endişe ve uyarı sözcükleri çıkıyor aynı ağızlardan... Irak'ta da olumlu ve uyumlu bir söylem benimsedi Ak Parti... Sonuç? ABD medyasında çıkan Türkiye değerlendirmelerine bakılır, Büyükelçi Wilson'un dostlar arasındayken söylediklerine kulak verilirse, Ak Parti hükümetinin izlediği çizgiden, Türkiye'nin dış politika önceliklerinden Washington yönetimi mutlu değil. Ak Parti ve hükümetinden kendine özgü sebeplerle hoşlanmayan çevreler, doğal olarak, Washington'un bu hoşnutsuzluğunu da kullanıyorlar... Washington'dan ülkemize bakanlar, Türkiye'nin, süpergücün gözüne girmek için ulusal çıkarlarını gözardı edebilecek bir 'muz cumhuriyeti' olmadığını umarım farkediyordur. Türkiye pek çok özelliği olan bir ülke. Çevresiyle barışık olmak, Doğu'dan Batı'ya, Orta Asya ve Kafkaslar'dan Ortadoğu ve Balkanlar'a uzanan geniş coğrafyadaki dost ve müttefiklerini hayal kırıklığına uğratmamak zorunda. Tarihî misyonunu da unutamaz Türkiye. Bugünkü Türk dış politikası bütün bu hassasiyetler üzerine oturuyor... Amerika'ya düşen, her geçen gün biraz daha azalan imajını düzetme çabasına, Ak Parti'nin kabul edebileceği bir zeminde buluşarak, Türkiye ile başlamak olmalıydı. Irak'ta, İran'da, Ortadoğu'nun başka ülkelerinde yapılması gerekenlerin neler olduğuna dair bilgi birikimi Türkiye'de var; o bilgileri hayata geçirecek güvenilirliğe de sahip Türkiye. Sözü dinlenen, itibarlı bir Türkiye'nin dostluğu imaj yoksunu ABD'ye de lâzım... ABD'nin, Bush yönetiminin, Karen Hughes'un 'imaj düzeltme' ile kast ettikleri, diplomatik temsilcileri ağzıyla ülkelere gözdağı vermek miydi yoksa?
|
![]()
![]()
| |||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |