|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 6 NİSAN 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Havasına suyuna, taşına toprağına... Bin can feda bir tek dostuma... Benzin istasyonlarını dolaşarak aradığım eski bir kaseti bulmanın mümkün olmadığını evvelce tecrübe ettiğim için, bu defa doğrudan İMÇ'deki Plakçılar Çarşısı'na gittim. Eski yeni birçok kaset ve cd dağıtımı yapan mağazaya girdiğimde, tezgâhtar "ne ararsan bulunur derde devadan gayrı" edasıyla karşıladı. Ayten Alpman'ın eski bir kasetini aradığımı söyledim. Zaten bir kasedi var dedi. Raflardan birine yöneldi, sekiz on adım attı ve sanki her dakika o kaseti satıyormuş gibi kasete uzandı. İtiraf edeyim, hem onbinlerce kaset içinden hemen bulmasına şaşırdım, hem de Ayten Alpman'ın başka kaseti olmayışına. Aradığım şarkı içindeydi elbette: Memleketim. Şimdi siz işi gücü bırakın da şu soruyu sorun bana: Üzerinden çeyrek asır geçmişken o şarkı neden bu kadar önemli? Önemli çünkü "Bir başkadır benim memleketim" cümlesi başka bir şarkının türkünün içinde geçmiyor. Bence o şarkı kaset, plak, cd veya mp3 olarak, her evde bulunmalı. Bunca seneden sonra fark etmiş olmamı yadırgamayın. Yeni idrak etmiş durumdayım.
Geçenlerde üç beş kişi, üstadımız Ali Cengiz Tuğrul'un Anlayış dergisindeki bürosuna gelmişler ve türlü sorular sormuşlar: Beyefendi iyi yazıyorsunuz, hoş yazıyorsunuz da biraz boş yazmıyor musunuz? Bu derginin ciddiyetinden haberiniz yok mu? Bu kadar dolu bir dergide bu kadar boş yazılar yazabilmeyi nasıl beceriyorsunuz? Bir adam bu kadar mı gayri ciddi olabilir diye dehşete kapılarak okuyoruz. Üstüne üstlük ciddi bir yazarmış gibi davranabilmeyi nasıl beceriyorsunuz? Ve bunlara benzer birkaç soru daha sorup gitmişler. Sorular zor. Daha zoru ise, bu soruları sorabilmek. Üstadımız Ali Cengiz Bey, hepsini anlayışla karşılamış tabii. Sinirlenmemiş. Sakin sakin oturup dinlemiş. Belki o sükûnet sebebiyle gelen okur grubu, derginin genel yayın yönetmeni Mustafa Özel'in odasına uğrayıp şikâyet etmeye gerek görmedi.
Öyle sanıyorum ki aynı grup oradan çıktıktan sonra bendenize haddimi bildirmek için telefonlara sarıldı. Birkaç gün önce "Besmele ile başlamak" başlığı altında yazdığım yazı dolayısıyla gazetemize telefon edenler olmuş. Söylenen, özetle şöyle: Bu adam bu gazetede nasıl böyle bir yazı yazabilir? Halkla ilişkilerdeki hanım kızlarımızdan biri sonunda dayanamamış, bana bildirdi. "Mehmet Bey, bugünkü yazınıza çok tepki var, haberiniz olsun." Onun çok dediği, on-onbeş kişi ya vardır, ya yoktur.
Yazıyı görmeyenler için bir hatırlatma yapalım. Başbakan Erdoğan'ın konuşmasına Besmele ile başlaması üzerine kaleme alınmıştı. "Eyvah! Gitti laiklik. İtibarımız iki paralık oldu. Şimdi bütün dünya bize nasıl bakacak?" diyerek giriş yapmış ve başlangıçların bilimsel olması için enerjinin korunumu kanunu olarak bilinen "E eşittir me ce kare" denmesini teklif etmiştim. Burada anlatılanları dümdüz anlayan ve üşenmeyip gazeteye telefon edenlere ufak bir tavsiyemiz, bir de bilgi notumuz olacak. Tavsiye şu: İroni, mizah, humor, dalga, şaka, tiye almak gibi kavramların anlamını öğrenip defterinize yazınız. Bilgi notu: O yazıyı yazmamı Tayyip Bey istemişti. Hükümete yakın gazeteyiz ya, o bakımdan. İşte 'Memleketim' şarkısını aramaya o gün karar verdim. Ve buldum çok şükür.
|
![]()
![]()
| |||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |