|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| D Ü Ş Ü N C E G Ü N D E M İ | 18 NİSAN 2006 SALI | ||
|
|
Bush yönetimi ve Yardımcısı Dick Cheney ile Savunma Bakanı Rumsfeld'in başını çektiği "çetesi", Irak politikasındaki ve işgalindeki yanlışlıklar ve yalanlar nedeniyle yoğun bir şekilde eleştirilmeye başlandı. Bu eleştirilere Amerikan ordusunun, Irak savaşı'na giden süreçte kilit roller üstlenen üst düzey askerî yöneticileri ve kuvvet komutanları da katılmaya ve seslerini yükseltmeye başladılar. Amerika'da başkanların, ikinci dönemlerinin son yılları, ABD çıkarlarını gerçekten koruyan politikaların geliştirildiği zaman dilimleridir. Çünkü Amerika, ülke içinde her yere nüfûz edebilen ama gerçekte Amerika'nın çıkarlarını değil, sözcülüğünü ve gözcülüğünü yaptıkları uluslararası kimi güçlerin / aktörlerin çıkarlarını Amerika'ya dikte ettirerek, dünyanın tek süpergücü hâline gelen Amerika'yı kendi çıkarları doğrultusunda kullanan lobilerin çok etkin olduğu; bağımsızlığı, politikaları, çıkarları bu güçlü lobiler tarafından rehin alınan tuhaf bir ülkedir. Bu lobiler arasında en güçlü lobinin, Amerika'yı felaketlerin eşiğine sürükleyen "İsrail Lobisi" olduğunu artık Amerikalı akademisyenler ve siyasetçiler de açıkça dile getiriyorlar. Ve İsrail Lobisi'ni şiddetle eleştiriyorlar. Bugün makalesini yayımladığımız General Greg Newbold, "zehir zemberek" görüşler beyan ettiği yazısında, İsrail Lobisi'ne doğrudan atıfta bulunmuyor; ama Amerikan yönetiminde doğrudan İsrail Lobisi'nin sözcülüğünü ve gözcülüğünü yapan Bush yönetimindeki Cheney çetesi'ni mercek altına alarak, topa tutuyor. Yazının, ülkemizdeki sivil ve askerî yöneticiler tarafından dikkatle okunmasında yarar olduğunu hatırlatarak, sunuşu, TIME dergisinin sunuş'uyla noktalıyorum: "Amerikan ordusundaki iki üst düzey askerî yetkili, Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'e, Irak Savaşı'nın yanlış planlandığı gerekçesiyle meydan okudu. General Eric Shinseki, Rumsfeld'e açıkça karşı çıktı ve sonunda marjinalleştirildi. Pentagon'un Askerî Harekât Dairesi'ne komuta eden general Greg Newbold da, yönetim içinden muhalefet sesini yükseltti ve kısmen Irak savaşı'na karşı çıktığı için görevinden istifa etti/rildi. General Newbold'un ilk kez yaptığı sert ve zehir zemberek açıklamayı yayımlıyoruz." (YUSUF KAPLAN) Irak savaşı neden yanlıştı? George W. Bush yönetimi, 11 Eylül trajedisini, ülkemizin güvenlik politikasını rehin alacak şekilde kullandı. Liderliğimizdeki bu "çatlaklar"ın ve çarpıklıkların bedelini, Irak'ta döktüğümüz kanla ödüyoruz.
The Who adlı rock müzik grubu 1971 yılında Won't Get Fooled Again (Bir Daha Kandırılmayacağız) başlıklı savaş karşıtı albümlerini çıkardığı zaman, bu şarkı, ülkeyi, o anlamsız ve bir hayli pahalıya patlayan Vietnam Savaşı'na sürükleyen ABD'nin o zamanki liderleri tarafından bir tür ihanet olarak nitelendirilmişti. O zor zamanlarda askerî kariyere atılan bizim gibi tümüyle karşı-kültür cephesinde yer alan genç kuşak için bu şarkı oldukça anlamlı mesajlar içeriyordu. Şarkının sözleri, yanlış gerekçelerle yeni bir savaşın eşiğine sürüklenmesi ve savaşın yanlış yönetilmesi hâlinde aslâ sessiz kalmamamız gerektiğini söylüyordu bize. Amerikan askerleri, bu durumda, bir daha asla sessiz kalmayacaktı. Aradan 35 yıl geçti ve bugün gelinen durum şu: Who grubu yanılmıştı: Bir kez daha kandırılmıştık. 11 EYLÜL, ABD'Yİ REHİN ALDI 2000 yılından Ekim 2000'e kadar Amerikan Deniz Kuvvetleri'nde Askerî Harekât Dairesi'ne komuta ettim. 11 Eylül'den sonra, Irak'ın işgaline giden o anlamsız / gereksiz savaşın planları hazırlanırken her şeye bizzat yakından tanık olmuştum. Orduda, siyasetteki savaş çığırtkanlarının savaş çağrılarının anlamsız olduğu konusunda fikirlerimi açıkça beyan etmekten çekinmedim. Sanırım, üst yöneticilerin benim fikirlerimden rahatsız olmalarına yol açacak kadar fikirlerimi yüksek sesle dile getiriyordum. Ancak şimdi [geriye dönüp baktığımda], eylemleri bizim için gerçek tehdit olan El-Kaide ile pek de ilgisi olmayan bir ülkenin işgal edilmesine karar verildiği zaman, sesimi yeteri kadar yükseltmediğim için hayıflanıyorum. 11 Eylül trajedisini, ülkemizin güvenlik politikasını rehin alacak şekilde kullanan yöneticilere muhalefet ettiğim için Irak'ın işgalinden dört ay önce ordudan istifa ettim. Bu konuda bugüne kadar konuşmayı reddettim. Ancak gereğinden fazla sessiz kaldığımı şimdi daha iyi anlıyorum. Sesimi yükseltmeme, Beyaz Saray'ın ve Pentagon'un attığı yanlış adımlar, aldığı yanlış kararlar ve askerî hastanelere yaptığımda gördüğüm o tedirgin edici manzaralar neden oldu. Liderliğimizdeki bu "çatlaklar"ın ve çarpıklıkların bedelini, şimdi kanla ödüyoruz. Askerlerimizin bu kadar ağır bir yükü sırtlanmadaki isteklilikleri, hem sivil, hem askerî yöneticileri, ülkemiz için doğru bir savunma politikası geliştirmelerinin kutsal bir görev olduğunu görmeye icbar ediyor. Bu kişilerin, onurlu ve uğruna her şeyimizi feda edebileceğimiz doğru kararlar almak gibi bir zorunlulukları var. Bir liderin görevi, konuşamayanlara ya da konuşma imkânı ve fırsatı olmayanlara, konuşabilme, fikirlerini açıkça beyan edebilme imkânı ve fırsatı vermesidir: Askerler, ant içerek görevlerine başlarlar. Ancak askerler bu andı, bir kişiye değil, Anayasa'ya yaparlar. Bu ayırım, önemlidir. Birileri, beni savaş karşıtlığıyla suçlamaya kalkışmadan önce şunu açıkça söylemem gerekiyor: Ben, bir komutan olarak, aslâ savaşa karşı değilim. Afganistan'da Taliban'ı ve El-Kaide'yi imha etmek için giriştiğimiz savaşa komuta etmiş olmaktan onur duyuyorum. Irak'ı işgal etmek amacıyla öne sürülen gerekçeyi aslâ tasvip etmememe rağmen, şu ân askerlerimizin Irak'tan alelacele çekilmesinin bir hata olacağını vurgulamak isterim. Çünkü böylesine alelacele verilecek bir karar, Amerika'yla savaşan el-Kaide türü jihadist grupların, "Amerika, yenilgiye uğratılabilirmiş" şeklindeki mesajlarını pekiştirerek, onlara yanlış bir sinyal vermiş olacak ve bu da, bütün dünyada bu şekilde algılanacak; dolayısıyla gelecekte patlak verecek çatışma ihtimallerini artıracaktır. RICE'IN AÇIKLAMASI İĞRENÇ Şunu özellikle hatırlatmayı bir görev biliyorum: ABD, bu kadar kabiliyetli ve profesyonel bir orduya şimdiye kadar sahip olmamıştır. Hâl böyleyken, Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'in "biz", "doğru stratejik kararlar aldık" ama binlerce "taktik hata yaptık" şeklindeki son açıklamasının iğrenç bir açıklama olduğunu söylemek zorundayım. Çünkü Rice'ın bu açıklaması, muhtemel bir başarısızlığın suçunu, savaş meydanında azimle ve sebatla savaşanların üstüne yıkarak, stratejik olarak yapılan büyük yanlışlıkları göz ardı eden [talihsiz] bir açıklamadır. Oysa gerçek şudur: Eğer, bir başarıdan sözedilecekse, bu, askerlerimizin, [sivil yöneticilerden] aldıkları stratejik rehberlik dolayısıyla değil, bu stratejik rehberliğe rağmen elde ettikleri bir başarıdır. İŞTE YANLIŞ ADIMLAR Şu ân art arda yaşanan siyasî başarısızlıklarla karşı karşıyayız. Atılan yanlış adımlardan bazıları şunlardır: Savaş'a karar verilinceye kadar toplanan istihbarat belgelerinin ve bilgilerinin çarpıtılması. Askerlerimizin görevlerini başarıyla yapabilmeleri için gerekli olan yeterli kaynağın seferber edilmemesi; dolayısıyla [Vietnam Savaşı sırasındaki] McNamara türü bir mikro-idarecilik hatasının yapılması. Sivil başkaldırıyı önleyebilmek için Irak ordusunun yeniden-kurulma ve korunma çabalarının zamanında yapılmaması. İşgale muhalefetin omurgasını Irak'taki sivillerin zamanla örgütlenerek başkaldırıya dönüştürebilecekleri gerçeğinin başlangıçtan itibaren görülememesi. Irak'ın yeniden-inşasına daha doğrudan yardımcı olabilecek müttefiklerin tecrit edilmesi. Böyle bir savaşta kilit roller üstlenen diğer hükümet kurumlarımıza Savunma Bakanlığı'na ayrılan kaynaktan çok daha düşük miktarda kaynak ayırılması. HEM YANLIŞ YAPIYORLAR, HEM DE CAKA ATIYORLAR Dolayısıyla benim içten gözlemim şu: Bu tür bir görevi yapmamış [ve yapamayacak olan]; dolayısıyla ortaya çıkan sonuçları gizlemekten çekinmeyen kişi ve grupların bir taraftan askerlerimizin gönülsüz savaşmalarına yol açacak berbat bir zemin oluşturdukları, diğer taraftan da, [ortaya çıkan başarısız duruma rağmen] caka atmaktan da geri durmadıkları gerçeğidir. Sivil yöneticilerdeki çatlaklar başka bir şeydir; Pentagon'un askerî yöneticilerindeki çatlaklar ise başka bir şey. Pentagon'daki üst düzey askerî yöneticiler, savaşın zor şartlarını çok iyi bilen kişilerdir; ama birkaç istisnâ hariç, seslerini en fazla yükseltmeleri gerektiği zamanlarda seslerini yükseltmekte ürkek davranmışlardır. Savaş planının "çatlaklarla dolu" olduğunu yakînen bildikleri; istihbarat belgelerinin ve bilgilerinin savaşa bahane üretmek amacıyla çarpıtıldığını gördükleri ve ordunun etkinliğini ve hareket kabiliyetini sakatlayacak mikro-idare yanlışlıklarına bilfiil tanık oldukları hâlde, askerî üniformalarıyla dolaşan pek çok komutan sessiz kalmayı, bir şey yapmamayı tercih etti.
KOMUTANLAR, TEHDİT EDİLDİ Hatta gerçekte, savaşa gerekçe olarak ileri sürülen bahaneleri üst düzey askerî komutandan pek azı onaylamıştı/r. Diğer komutanlar ise, açıkça tehdit edildiler. Genelde ordunun bütün bu olup bitenler karşısında sessiz kalmasının sonucu, esas itibariyle çatlaklarla dolu bir savaş planının, icat edilmiş bir savaşta uygulamaya konulması; gerçek düşmanı, yani el-Kaide'yi takip edip yok etme planının ise bu arada ikinci plana itilmesi olmuştur. Çok yaygın olmasa da, komutanlar arasında [bütün bu yanlışlıklar karşısında] "sessizlik ilkesi"ni bozanlar oldu. Örneğin, eski Kuvvet Komutanları'ndan General Shinseki, savaş öncesinde Amerikan Kongresi'de profesyonel fikirlerine başvurulduğu zaman, işgalden sonra daha fazla askere ihtiyaç olacağını açıkça beyan etmişti. Ancak görevinde kaldığı süre boyunca, hem Savunma Bakanı, hem de Savunma Bakan Yardımcısı, General Shinseki'yi halkın gözü önünde küçük düşürecek şekilde aşağılayıcı sözler sarfetmekten çekinmemişler ve marjinalize etmişlerdi. Yine, Merkezî Komuta'nın başı General John Abizaid, Irak'taki savaşta strateji ve mikro-idare görevlerine atanan yöneticilerin atanmalarında etkin olmuş ve çoklukla da başarılı olmuştu. Keza, donanma komutanlarından general Mike Hagee, emrindeki askerlerin savaşı başarıyla sürdürebilmeleri için gerekli olan insan, finans ve ekipman kaynaklarına yeterince sahip olmadığını sebatla anlatmaya çalışmıştı. SORUMLULAR, İSTİFA ETMELİ Elbette ki, burada işlenen suçlardan ve hatalardan yalnızca Bush yönetimi ve üst düzey askerî yöneticiler sorumlu değildir. Hem Cumhuriyetçilere hem de Demokratlara mensup Kongre üyeleri, bu konuda, üzerlerine düşen anayasal sorumluluklarını gereğince ve yeterine yerine getirememişlerdir. Yine, medyadaki pek çok kişi, general Joe Hoar ve general John Zinni gibi bilge gözlemcilerin savaştan önce yaptıkları uyarılarını ve ihtiyatlı olunması gerektiğini öneren fikirlerini biliyordu; ama bunlara gereği kadar yer vermedi. Bugün Irak'ta gözlenen kahramanlıkları ve yapıcı işleri [ortaya çıkan kötü manzaradan ötürü-YK] göz ardı edenler de yine bu haber kuruluşlarıdır. Peki, bundan sonra ne yapılmalı? Taze fikirlere ve yeni yüzlere ihtiyacımız var. Bu şu anlama geliyor: İlk adım olarak, yanlış politikalarını değiştirmekte ısrar eden başta Savunma Bakanı Rumsfeld ve diğerleri derhal görevden uzaklaştırılmalıdır. Ortadoğu'daki askerlerimiz, görevlerini yapmıştır. Şimdi Washington'da bütünlüklü bir strateji geliştirecek kişilere ihtiyacımız var. Amerikan halkına, askerlerimize ve tüm dünyaya, güvenliğimiz konusunda aslâ taviz vermeyeceğimiz ama güvenliğimizi nasıl gerçekleştireceğimiz konusunda yeniden düşünmeye hazır olduğumuz mesajını vermemizin zamanı gelmiştir. Üst düzey askerî liderlerimizin, fikirlerini ifade ederken takındıkları ihtiyatlı tavrı terk etmelerinin ve Başkan Bush'un bu fikirleri açıkça dinlemesinin ve dikkate almasının zamanı gelmiştir. Bir daha kandırılmak istemiyoruz çünkü. (*)General Greg Newbold, 2000 yılından Ekim 2000'e kadar Amerikan Deniz Kuvvetleri'nde Askerî Harekât Dairesi'ne komuta etti. General Newborn'un bu makalesi, Amerika'da yayımlanan haftalık haber-yorum dergisi TIME'ın 17 Nisan 2006 tarihli nüshasından çevrildi.
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Kültür |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |