|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 18 NİSAN 2006 SALI | ||
|
|
Umarım Fenerbahçe kafilesi Manisa seferinden dönerken meşhur "Yozgat Sürmelisi"ni okuyarak gelmişlerdir. Bilenler bilir, bilmeyenler için belirtelim bu türkü "Dersini almış da ediyor ezber" diye başlar. Bu "ders" nedir? Şudur: Futbolda her maç, hele finale doğru gelirken gerekli ciddiyetle ele alınmalıdır. Fenerbahçe son maçlarında bu ciddiyeti göstermiş ve takdir toplamıştır. Biz de burada "Her şey yerli yerinde" diye yazdık, ama bir şerh koyduk. Savunma hariç. "Fenerbahçe Manisa'yı yeterince ciddiye almamış mı" diyorsun. Almıştır elbette, bu tecrübeye sahip bir takım. Ancak Manisa maça beş as futbolcusundan yoksun genç bir kadro ile çıktı. Önceki iki maçını farklı yenilgiler ile tamamlamıştı. Bu tablo bir gevşeklik vermiş olabilir. Asıl mesele takımın tamamında görülen motivasyon eksikliğidir ki, kabağı Rüştü'nün başında patlattı. Otuz beş metreden gelen topa Rüştü gibi dünya çapında bir kalecinin hareketlenmemesi başka nasıl izah edilir. Anelka ilk golü atınca bu gevşeklik çoğaldı diyebiliriz. Yani "nasılsa yeneriz, hatta farka gideriz" anlayışı. Oysa Ersun Yanal "hücum, daima hücum" diyen bir hoca. Eh gençler de onu yanıltmadı. Düşünün gollerden biri bek oynayan Arda'nın ortası, yine bek oynayan Caner'in şutu ile gerçekleşti, ikisi de on sekizinde var-yok. Ersun Yanal'ın kimilerince eleştirilen futbol anlayışı "ne olursa olsun gol atalım" üzerine bina edilmiştir. Bir yersek iki atarız, iki yersek üç atarız. Fenerbahçe'nin attığı üç gol bu sebepledir. Ayrıca iki takımın atamadığı sayısız pozisyon. Gelelim asıl meseleye. Bu neticenin ardından Galatasaray Kadıköy'e geliyor, düğüm bu maçta çözülecek. Ben hep şunu savundum. Fenerbahçe'ye karşı hücum oynayanlar kazanır. Çünkü savunması çürük. Fenerin yumuşak karnı savunma. Gariptir bu savunmayı ayakta tutan Rüştü'dür. Daum sarsılan prestijini kurtarmak için derbide Rüştü'yü oynatmalı diyorum. Galatasaray Kadıköy'e "yenmek için" gelirse Fener'i yener. Yenemez olsa dahi bir beraberlik alır ki, bu da yeter (Gerçi son üç maç için büyük konuşmak daima hatalıdır. Unutmayın Avrupa Kupası'nda Zidane uzatmalarda iki gol atmıştı). Yok eğer savunma ağırlıklı bir anlayış ile oynarsa işi biter. Bu maçta Fenerbahçe'nin bütün gücünü -bilhassa yabancı oyuncuların- ortaya koyacağı malumdur. Fener kesin galibiyet için oynayacak, zaten başka çözüm yok. İşte bu motivasyon takımın hem lehine, hem aleyhinedir. Fazla motivasyon telaş doğurur, telaşın sonu dağılmaktır. Daum eğer çaplı bir hoca ise (Bu konuda rivayet muhtelif) takımına bir "ince ayar" yapmalıdır. Şimdi bir şey diyemem. Ama ilk yirmi dakikadan sonra, oyunu okuyunca ("okumak" ne fiyakalı laf) size kimin kazanacağını yüzde doksan söyleyebilirim. Maçı benimle birlikte izleyenler buna şahit olacak.
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |