T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 18 NİSAN 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mehmet ŞEKER

Kolay yoldan bol kazanç

Avrupa'ya Amerika'ya çalışmaya giden bazı vatandaşlarımızdan duymuştuk vaktiyle... "Biz burada çalıştığımız kadar memleketimizde çalışsaydık ve burada olduğumuz kadar tutumlu davransaydık, yine hali vakti düzeltmiş olurduk."

Bu bir görüş.

Meseleyi bütünüyle izah etmez.

Yaban ellerine ekmek parası kazanmak için gidenleri, oralarda çok çalıştırdıkları sonucunu çıkarabiliriz bu sözden.

Ülkemizde de aynı şekilde çalışma imkânları olduğu, ücretlerin/kazançların aynı seviyede seyrettiği sonucuna varamayız.

Atalar bu konuda şöyle söyler: Çalışan kazanır.

Eyvallah, itiraz edecek değiliz.

*

Yine de çalışmakla kazanmak arasındaki ilişki, her zaman doğru orantılı gitmez.

Bazı durumlarda az çalışan çok kazanır, çok çalışan az.

Özellikle fazla emek sarf etmeden, meşru olmayan yöntemler kullanarak, kolay yolla para kazanma eğilimi (yoksa istidadı mı demeli), birçok kişiyi zengin etmiştir.

Ve halen o çarklar kimi zaman tempo düşürerek, kimi zaman artırarak dönmeye devam etmektedir.

*

Kimi define peşine düşer, kimi hesaplarda oynama yapar, kimi kitabına uydurur, kimi piyangoya umut bağlar...

Kimi rüşvetle yolunu bulur, kimi adamını bulur, kimi kadınını...

Kanunların boşluğundan yararlananlar da o gruba dâhildir, masraftan kaçmak için zehirli atıkları gömenler de, kaçakçılık yapanlar da.

Kaçakçılık dediğin tek tip değil; türlü türlü.

Uyuşturucu, silah, araba, mücevher, sigara, içki vs.

Dahası insan kaçakçılığı bile var.

Hırsızlık, gasp, soygun, kapkaç derseniz, onlar zaten vakayı adiye.

'Nitelikli' olanlar ve işin içine 'sanat' karıştıranlar, üst düzey sayılır.

O yüzden 'nitelikli dolandırıcılık' gibi suç türleri doğmuş, bu şekilde isimlendirilmiş.

Tarihî eser kaçakçılığı herhalde nitelikli suçlar sınıfından.

*

Oflu Hoca'ya gelip sormuşlar:

- Hocam Niçe diye bir adam "Tanrı öldü" diyesiymiş. Ne dersiniz?

Hoca şöyle cevap vermiş:

- Ne diyeyim, Tanrı öldüyse Allah rahmet eylesin.

Müzelerden Tanrıça heykelleri çalındığı zaman Oflu Hoca'ya danışan oldu mu olmadı mı bilemiyoruz.

Ama Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu konuda tedbir almaya çalıştığından haberdarız.

Çalınan eserlerin satılmasını, yurt dışına kaçırılmasını önlemek maksadıyla gümrük kapılarına, müzelere, emniyete ve koleksiyonerlere bildirilmesi işe yarıyor.

*

Eskişehir Müzesi'nden iki ay önce çalınan Sağlık Tanrıçası heykelinin başını satamayan hırsızlar, eseri bir otobüsün bagajına koyup İstanbul polisine ihbarda bulunmuşlar.

Milliyet "Satamadan getirdi" başlığıyla verdi haberi.

Roma dönemine ait heykel, otogarda polisin eline geçti.

İhbarda bulunan kaçakçıların kim olduğunu merak edenler için ipucu verelim...

Bir oyuncağını kaybeden çocukların, köşe bucak aranırken söylediklerine dikkat edin:

"Şeytan aldı götürdü... Satamadan getirdi..."

Bu ipucunu değerlendirip Şeytan'ı tutuklayabilsek...

Gülmeyin. Ciddi mevzular bunlar.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi