|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 18 NİSAN 2006 SALI | ||
|
|
Cumartesi günü, MÜSİAD'ın 15. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Genel kurula hem siyasi çevrelerden, hem sivil toplum örgütlerinden, hem de iş çevrelerinden büyük bir ilgi vardı. Bu teveccüh, sanıldığı gibi sadece hükümetin başbakanı, üç bakanı ve milletvekilleriyle orada bulunmasından kaynaklanmıyor. Öyle olsaydı, diğer siyasi partilerin MÜSİAD'ın bu yıllık zirvesine fazla itibar etmemesi gerekirdi. Oysa hemen her dönemde muhalefet partileri kendilerini MÜSİAD'ın organizasyonlarında ifade edebilmenin memnuniyet verici olduğunu görmüşlerdir. MÜSİAD'ın tüm siyasi oluşumlara aynı mesafede durmasının iki tabii sonucu olduğunu görüyoruz. Öncelikle bu sayede MÜSİAD organizasyonları; çeşitli siyasi görüşlerin kendilerini ifade edebildiği, tatlı sert atışmaların, bu organizasyonlara ayrı bir tat verdiği bir ortamı sağlıyor. Ancak belki daha da önemlisi, bu yaklaşım, MÜSİAD'ın "müstakillik" ilkesini pekiştiriyor ve MÜSİAD'ın başta ekonomi politikalarına yönelik tepki ve tavırlarını büyük ölçüde bağımsız geliştirebilmesine zemin hazırlıyor. Cumartesi günü yapılan genel kurulun haberi medyada geniş bir yankı buldu. Bunda Başbakan'ın genel kurulda yaptığı protokol konuşmasının içinde verdiği mesajların büyük bir etkisi var hiç şüphesiz. Ancak bir taraftan Başkan Ömer Bolat'ın verdiği mesajlar, diğer taraftan da, artık gelenekselleşmiş olan MÜSİAD Multivizyonu'nun içeriği, bu ilgiyi büyük ölçüde pekiştirmiş olsa gerek. Bu yıl hazırlanan multivizyon iki temel mesaj üzerine inşa edilmişti. Bunlardan ilki, Türk insanının bugün karşısına mesele olarak çıkan her mevzunun içine işlemiş olan kavramlarla ilgili idi. Uygarlık, ilericilik, gericilik, ulus ve küreselleşme gibi kavramların altlarının dolu olmadığı, buna karşılık bizim kendi kültürel ve tarihi birikimimizden gelen kavramların terk edildiği tezi üzerine inşa edilmişti bu mesaj. Özetle bugünün kilit meselelerinin köküne inen kavramların ithal tanımlamalarla ifade edilmeye çalışılmasının sorunları çözmek yerine daha da kilitlediği, bu ithal kavramların bağnazca savunulmasının problemleri körüklediği öne sürülüyordu. Bu oldukça önemli bir iddia. Bu iddianın daha geniş kapsamlı fikir tartışmalarına vesile olmasını diliyoruz. Sunumun ikinci açılımı, genel kurulun kutlu doğum haftasına denk gelmesi ile daha bir anlamlı oldu. Bilindiği gibi son zamanlarda "Medeniyetler Çatışması" ciddi anlamda kaşınmaya başlandı. Bu süreç uluslararası platformda karikatür krizi ile alevlendirilirken, içeride de dindar çevrelerin alternatif arayışları, Kalvinist İslâm yaftası ile yaftalanma yoluna gidilmiş, "harbi" arayışlarla "uyumcu" yaklaşımlar tek bir potada eritilerek, sürecin akameti arzulanmıştı. MÜSİAD'ın Peygamber Efendimiz'in özelliklerini güzel bir üslupla öne çıkaran sunumu her iki taktiğe de anlamlı bir cevap veriyordu. Peygamber Efendimiz'in şahsiyetinde bir taraftan işadamından devlet adamına uzanan bir çeşitliliğin olmazsa olmaz özellikleri vurgulanıyor, diğer taraftan da değişmez prensiplerle değişmesi gereken arasındaki hassas dengenin nerede oturması gerektiğini gösteriyordu. MÜSİAD, her zirvede çıtayı biraz daha yükseltiyor.
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |