|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 18 NİSAN 2006 SALI | ||
|
|
Hasan Pulur'un dünkü yazısı "Sezer'in konuşmasını kesip saklayın..." başlığıyla çıktı. Milliyet yazarı, "İleride Sayın Sezer süresini doldurup görevden ayrıldıktan sonra, yerine gelecek olan AKP destekli cumhurbaşkanından böyle sözler duyamayabilirsiniz, ya da okumayabilirsiniz" gerekçesiyle açıklıyordu tavsiyesini... Süleyman Demirel de Hasan Pulur ile aynı kanaatte. Gazetelerde yer alan bir habere göre, 'Türk Dünyasına Hizmet Ödülleri' törenine katılmış eski cumhurbaşkanı, sonra gazetecilerin karşısına çıkıp şunları söylemiş: "Konuşmanın tümü çok güzel bir konuşmadır. Bugünkü ortamda Sayın Cumhurbaşkanı tarafından çok değerli fikirler ortaya konulmuştur. Herkesin onu dikkatle okuması lâzım." Biri Türk medyasının diğeri Türk siyasetinin en kıdemli kişilikleri bir noktada buluşmuşsa, dediklerine kulak vermek gerekir.
Unutmuşum, yazısına girişi hatırlattı. Hayli zaman önce Milliyet'in pazar ekinde 'Kesip sakladıklarım' diye bir köşe yapardı Hasan Pulur; kupür olarak sakladığı haber ve yorumları yıllar sonra dosyadan çıkarıp o köşede yayımlardı. "Nâdân bir yönetici, haber vermek gereğini dahi duymadan bir pazar o köşeyi kaldırdı" diye özetlemiş başına geleni... Köşe ne zaman kalktı farkedemediğim için, 'nâdân' sıfatı şimdiki yayın yönetmeni Sedat Ergin'e mi, ondan önceki Mehmet Y. Yılmaz'a mı ait, bilemedim... Mesleklerinde kıdem kazanmışların tavsiyelerini dinlerim ben. Hasan Pulur ile Süleyman Demirel "Sezer'in konuşmasını okuyup saklayın" deyince, ben de konuşma metnini Çankaya Köşkü'nün internet sitesinden indirdim. Hasan Pulur metni yüzlercesi raflarını süsleyen bir dosyada saklayacaktır herhalde; ben ise uygun bir başlık verip elektronik arşivime kattım. Elektronik arşivin belli bir üstünlüğü var: Bilgisayar komutlarıyla her metni kolayca harmanlayabiliyor, aklınıza gelen her sorunun cevabına kolayca erişebiliyorsunuz. Çok kısa zamanda çok geniş bilgi edinebiliyorsunuz elinizdeki metin elektronik ortamdaysa... "Herkes okumalı" denilen metni daha ilk okuyuşumda bir tuhaflıkla karşılaştım. Cumhurbaşkanı düzeyinde yapılan konuşmalara ben de özel önem verdiğim için, Ahmet Necdet Sezer'in çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmaları dikkatle okumuşumdur. Bu sebeple bir özelliğinin fena halde farkındayım. Cumhurbaşkanı Sezer öztürkçe akımından fazlasıyla etkilenmiş biri ve özellikle de iki sözcüğe 'aşk' derecesinde bağlılığı var: 'İstenç' ve 'gönenç'... 'İstenç', yaygın kullanımıyla 'irade' anlamına geliyor. Cumhurbaşkanı Sezer, bu sözcüğü, ya tek başına, ama daha çok 'ulusal' sıfatını başına ekleyerek kullanıyor. 'Ulusal istenç', herhalde anlamışsınızdır, 'millî irade' tamlamasının karşılığı... 'Gönenç' ise 'refah' sözcüğünün mukabili. Ne zaman ekonomiden söz etmesi gerekse, Cumhurbaşkanı Sezer mutlaka 'gönenç' sözcüğünü de kullanıyor... Çankaya Köşkü'nün internet sitesine girip Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in konuşma metinlerine bir göz atmanızı ısrarla tavsiye ederim. Birkaç sayfadan daha uzun konuşmalarda, 'istenç' ve 'gönenç' sözcüklerinin olağanüstü sık kullanıldığını göreceksiniz. Hani bazen bir sözcük 'tik' gibi dile yapışır, her cümleye sızar ya, 'istenç' ve 'gönenç' böyle sözcükler Ahmet Necdet Sezer için... Bana çok tatlı geliyor da, o sözcükleri kullanmasına "Anlamıyoruz" diye itiraz eden yazarlar çıktığını hatırlar gibiyim... Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmada ne kadar az geçiyor bu sözcükler bilemezsiniz... Hükümet neden bu konuşmaya daha serinkanlı tepki vermedi acaba? İlk gün, Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, metinde "Türkiye irticaya kayıyor" bölümünde yer alan "Bürokraside irticai örgütlenme yayılıyor" iddiasını ele aldı; Cumhurbaşkanı Sezer'den isim ve belge istedi. "Kim bu mürteciler?" diye sordu Mehmet Ali Şahin. Bu, bir yönüyle, kamuoyuna "Gündemi yansıtmayan bir konuşma bu" mesajını vermekti. Sonra ne olduysa oldu ve Başbakan Tayyip Erdoğan, konuşmayı 'lâiklik' boyutuyla ele alan ve Cumhurbaşkanı Sezer'in Harp Akademileri'nde serdettiği görüşlere doğrudan karşı çıkan bir söylem benimsedi. Günler ve günler boyu bu yolda siyasîlerden açıklamalar dinledik. Acaba ne oldu da hükümet başbakan düzeyinde söylem değiştirme karar verdi? Doğrusunu söylemem gerekirse, bu sorunun cevabını ben bilmiyorum. Ama bir dostum, konuyu aramızda konuşurken, "Bu da, Sezer'in konuşmasıyla alınmak istenen sonucu boşa çıkartmanın bir başka yolu" dedi. Artık ne demekse... Demirel ve Pulur, "Okuyun" dediğine göre, Cumhurbaşkanı Sezer'in konuşmasının henüz keşfedilmemiş yönleri de olabilir. En iyisi dönüp yeniden okuyayım.
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |