T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 18 NİSAN 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Vecdi AKYÜZ

Bir Evlat Olarak Hz.Muhammed (s.a.)

Hz.Muhammed'in (s.a.) babası Mekke'nin yakışıklısı Abdullah, yirmidört (veya onsekiz) yaşındayken, Vehb kızı Amine ile evlendi (570). Amine ise, henüz ondört yaşındaydı. Sadece birkaç ayı bulan evlilik hayatları sırasında yeni gelin Amine, hamile kalmıştı. Abdullah, hamile eşini evinde bırakarak, Suriye-Filistin (Gazze) taraflarına ticaret yolculuğuna çıktı. Dönüş yolunda, Yesrib'teki (Medine) teyzelerine uğradı. Bu sırada hastalandı ve doğumuna birkaç hafta kalan dünya güzeli oğlunu göremeden gurbette can verdi. 24-25 yaşındaki gencecik kocasının ölümü, çok genç yaşta dul kalan Amine'yi derinden sarsmıştı. Muhammed'in babası, daha o doğmadan ölmüştü.

Yetim Doğan Muhammed

Hz.Muhammed (s.a.), babasının ölümünden iki ay sonra dünyaya geldi. (12 Rebîülevvel/20 Nisan 571 Pazartesi gecesi) Yetimin adı, annesi tarafından Muhammed (çok övülen) konmuştu. Dedesi Abdülmuttalib, torununu Kâbe'ye götürdü. Adının Muhammed olduğunu duyurdu. Etraftakiler, "Soyunuzda bu adı taşıyan yoktur" deyip hayretlerini bildirdiler. Abdülmuttalib şu cevabı verdi: "İstedim ki, yerde halk, gökte (arşta) Hak onu övsün."

Hz.Muhammed (s.a.), kendini şöyle anlatır: "Ben, atam İbrahim'in duası (bk. Bakara, 2/127-129, 151), İsa'nın müjdesi (bk. Saff, 61/6) ve annemin rüyasıyım.Annem rüyasında içinden çıkan bir nurun Şam diyarı saraylarını aydınlattığını söylemişti. Peygamber anneleri hep böyle rüyalar görürler." (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 4/127, 128)

Mekke'nin havası yeni doğan çocuklara pek iyi gelmediğinden çölün serin vahalarında büyümek üzere çocuklar, bir gelenek olarak sütannelere verilirdi. Sütü çekildiği için annesinden sadece üç gün emen Hz.Muhammed'i (s.a.) henüz sütanneye verilmeden önce bir süre Hz.Hamza'nın da sütannesi olan Süveybe emzirdi. Mekke'ye emzirecek çocuk toplamak üzere gelen Sa'doğullarından on kadın içerisindeki Halime, kendisine kalan son çocuk yetim Muhammed'i emzirmek üzere aldı. İki yıl sonunda sütçocuğu ailesine teslim zamanı geldi. Ama Halime, bu çocuğun kendilerine bereket getirdiğine inanıyordu. Bir süre daha kalması için annesini ikna etmeye çalıştı, ama başaramadı. Kısa bir süre Mekke'de kaldıktan sonra, Muhammed yeniden dört yaşına kadar iki yıl daha sütannenin yanına gönderildi.. Böylece yaklaşık dört yıl, sütannesinin yanında geçti. Hz.Muhammed (s.a.), sütannelerini hayatı boyunca hiç unutmadı.

Ana Kucağına Dönüş

Hz.Muhammed (s.a.) sütannesi Halime tarafından dört yaşını bitirip beş yaşına basmışken, annesi Amine'ye teslim edildi. Ana-oğul yaklaşık dört yıllık bir ayrılıktan sonra artık birbirine kavuşmuştu. Bir yıl kadar sonra, annesi Amine, oğluyla birlikte dayızâdeleri olan Neccaroğullarından akrabalarını ve kardeşlerini görmek, kocası Abdullah'ın mezarını ziyaret etmek üzere Yesrib'e yola çıktı. Yesrib'te kalışları birkaç ay sürdü. Bu Yesrib (Medine) gezisi, onun çocuk zihninde derin yer etmiş, hicretten sonra oynadığı yerleri ve yüzdüğü havuzları sahabeye göstermiştir. Abdullah'ın mezarını ziyaret sırasında, Amine kocasının, Muhammed babasının hasretiyle gözyaşı döktü. Sonunda Mekke'ye giden bir kervanla birlikte, anne Amine, oğul Muhammed ve zenci dadı Ümmü Eymen dönüş yoluna koyuldular. Ancak dönüş yolunda Ebvâ adlı köyde annesi Amine, hastalandı ve kervandan ayrıldı. Hastalığı giderek ağırlaştı ve o da kocası gibi gurbette öldü (576). Hemen oraya defnedildi. Annesine kavuşalı bir-birbuçuk yılı ancak bulabilen ve altı yaşında olan Hz.Muhammed (s.a.), artık annesiz kalmıştı. Ümmü Eymen, Muhammed'i Mekke'ye götürmeyi başardı. Seksenini devirmiş dedesi Abdülmuttalib'e teslim etti.

Ağlatan Ana Şefkati

Annesini hep hayırla hatırlayan Hz.Muhammed (s.a.), Hudeybiye Umresi sırasında (veya Bedir Savaşı'na giderken) yolunu Ebvâ'ya düşürerek, annesinin kabrini ziyaret etmiş, kabiri elleriyle düzeltmiş, kabir başında üzüntüsünden ağlayıp gözyaşı dökmüştü. Hz.Muhammed'in (s.a.) ağladığını gören sahabe de ağladı ve "Niçin ağlıyorsun?" diye sordu. Hz.Muhammed (s.a.), onlara şu cevabı verdi: "Annemin benim hakkımdaki şefkat ve merhametini düşündüm de işte ondan ağladım."

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi