T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 18 NİSAN 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Yusuf KAPLAN

Kaddafi'nin tuhaf işleri, ilişkileri ve işkencesi (2)

Libya ve Mali'ye Kaddafi yönetiminin yaklaşık çeyrek asırdır faaliyet gösteren Dünya İslâm Davet Cemiyeti'nin düzenlediği tuhaf bir toplantı için gittik.

Toplam beş gün süren Libya ve Mali gezisine çıkarken yanıma, İbn Battuta'nın seyahatnamesini; Alexander William Kinglake'in 1843-45 yılları arasında Osmanlı coğrafyasında çıktığı seyahati konu edinen, MEB'nın yayımladığı Doğu Hasreti başlıklı kitabını; yazdıkları ve yaptığı öncü faaliyetlerin önümüzdeki birkaç yıl içinde yeniden keşfedileceğinden kuşku duymadığım, çokça gezen, gezdiklerini de derin gözlemler ve fikir şöleni eşliğinde yazan, birkaç seyahat kitabı bulunan Samiha Ayverdi Hanımefendi'nin bizim geziyle yakından ilgili olduğu için Yeryüzünde Birkaç Adım başlığıyla birkaç yıl önce yeniden yayımlanan seyahat yazıları kitabını ve son olarak akademik hayatı büyük ölçüde Amerika'da Amerikalılara ve Batılılara Afrika'yı, Afrika'nın sorunlarını ve Afrika kültürünü anlatmakla geçen Ali Mazrui'nin (1990'ların başında İnsan Yayınları için çevirdiğim) Afrikalılar başlıklı kitabını aldım.

Toplantının konusu da, konukları da belirsizdi. Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle düzenlenmişti; ama Danimarka'da bir gazetede yayımlanan, ardından Avrupa ülkelerinin önde gelen gazetelerinde de art arda basılan Hz. Peygamber'e ait o ilkel karikatürleri ve bu arada Avrupa'da yaygınlaşan İslâm düşmanlığını kınama "gösteri"sine dönüşen bir toplantıydı bu. Tam bir gösteriydi; "Kaddafi şov"a dönüşen grotesk ve kakafonik bir "gösteri".

Toplantının bir düzeni yoktu; önceden oturum yöneticilerden söz alarak kürsüye çıkan ve kafasına estiği gibi, çoklukla da içi boş şeyler konuşan, bu arada bolca slogan atan kişilerin yaptıkları gelişigüzel konuşmalar ve "hakaretler", attıkları sloganlar toplantının düzensizliğinin ve düzeysizliğinin hangi boyutlarda seyrettiğini göstermeye yetiyordu.

O yüzden toplantıyı izleyemeye daha fazla tahammül edemedim; bir iki saat dinledim; acı acı gülümseyerek Akdeniz sahillerine attım kendimi: Akdeniz'e karşı, sahilde, birkaç Pakistanlı ve Türk arkadaşla birlikte nefis, huşû dolu bir akşam namazı kıldık. Sonra da derin bir sohbete daldık kendi aramızda: Osmanlı'nın asaletini, azametini, merhametini, kadir-kıymet bilirliğini; buralara derin izler bırakacak kadar yok olmak üzere olan Müslümanların yardımına nasıl koşuverdiğini konuştuk ve ertesi gün Osmanlı'nın izlerine nasıl tanık olabileceğimizi, halkın Osmanlı'ya nasıl baktığını tahmin etmeye çalıştık. (Ertesi gün, Trablus sokaklarında, kütüphanelerinde, müzelerinde Osmanlı'yı diğer Batılı sömürgecilerle aynı kefeye koyan ve yok sayan manzaralarla karşılaşınca, hatta başörtülü okumuş yazmış kişilerin söylediklerini duyunca tam da beklediğimiz gibi bir "sonuç"la karşılaşmamıza rağmen, nasıl bir hayal kırıklığı yaşadığımızı anlatamam).

Toplantıya 47 ülkeden 800 kişi davet edilmiş; 500 küsur kişi gelmişti. Türkiye'den sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinden oluşan 20 civarında arkadaşla birlikte katıldık. Toplantıda benim de "Türkiye'yi temsilen" bir konuşma yapmam yönünde bir kanaat oluştu arkadaşlar arasında. Ama salona girince, salondakileri ve yapılan birkaç konuşmayı görünce konuşma yapmaktan vazgeçtim.

Kaddafi'nin tuhaf oyunlarından birine gelmenin pek bir anlamı yoktu. Kaddafi, yine Müslümanları "piyon" olarak kullanmaya çalışıyordu; bu apaçık anlaşılıyordu.

Benzer gözlemleri, bu kez 1980 yılında Kaddafi yönetiminin İspanya'da organize ettiği bu toplantıların ilklerinden birini oluşturan bir toplantıda konuşan Samiha Ayverdi Hanımefendi de yapıyor. Kitabında, İspanya'daki Kaddafi toplantısı'na tam 37 sayfa ayırmış; 13 sayfalık konuşma metnini de ilave etmiş Ayverdi. Ama o zaman, yine de daha düzenli bir toplantı düzenlendiği anlaşılıyor Ayverdi'nin yazdıklarından. Onlar, hiç olmazsa, Mali'de, Afrika'da İslâm medeniyetinin en görkemli merkezlerinden biri işlevi gören ve o yüzden Afrika'nın İstanbul'u diye adlandırdığım Timbuktu havaalanında uçak beklerken çektiğimiz 19 saatlik eziyeti çekmemişler...

Kaddafi'nin Timbuktu stadyumunda kıldırdığı o uzun akşam namazına, yaptığı "ilginç" konuşmaya ve tabii Timbuktu'ya dair gözlemleri Cuma günkü yazıda sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi