Videolar
0
0
0
Seyyah

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

SeyyahSeyyah
Kebap dumanının arkasındaki şehir
#Gaziantep #Seyyah #Sabun Müzesi #Mutfak Müzesi #Bakırcılar Çarşısı #Gaziantep Kalesi #Hamam Müzesi #Millet Hanı 

Gaziantep’e sadece yemek yemek için geliyorsanız, çok şey kaçırıyorsunuz! Sadece damaklarda değil, hafızalarda da unutulmaz izler bırakan bu kadim şehrin lezzetleri kadar büyüleyici olan tarihi mekanlarına göz atıyoruz. Zeugma’nın büyüleyici mozaiklerinden tarihi Millet Hanı’na, buram buram emek kokan Bakırcılar Çarşısı’ndan yaşayan müzelere kadar şehrin ruhunu keşfe çıkıyoruz.

5 ay önce
0
0
0
Seyyah

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

SeyyahSeyyah
Kadim Şehirler Yolu: Bilinmeyen Kapadokya

Herkesin bildiği Kapadokya’yı bir kenara bırakın, çünkü Seyyah’ın bu bölümünde sizi henüz çok kimsenin bilmediği saklı bir hazineye götürüyoruz. Aksaray’dan başlayıp Niğde’ye, oradan da Kayseri’ye uzanan; üç gün boyunca zamansız bir yolculuk yaptığımız o saklı rotayı keşfettik. Daha önce adını bile duymadığınız vadiler, tarihi duraklar ve eşsiz manzaralarla dolu bu rotayı listenize ekleyin.

6 gün önce
0
0
0
Seyyah

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

SeyyahSeyyah
Karadeniz’in 1600 metre rakımlı saklı vadisi: Santa Harabeleri

Gümüşhane’nin Yanbolu Vadisi’nde yer alan Santa Harabeleri; 300’ü aşkın asırlık taş evi, 13 tarihi kilisesi ve 7 ayrı mahallesiyle Doğu Karadeniz’in en görkemli açık hava müzeleri arasında yer alıyor.

3 hafta önce
0
0
0
Seyyah

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

SeyyahSeyyah
"Şelaleler Şehri" Düzce

İlk durağımız Güzeldere Şelalesi ve Tabiat Parkı. 120 metreden dökülen suyun, dev kayın ve gürgen ağaçlarıyla birleşen doğal coşkusu görülmeye değer. Hemen ardından Türkiye’nin ilk tescilli tabiat anıtı olan Samandere Şelalesi’ne geçiyoruz.Dere boyunca dizili anıt ağaçlar, üç şelale ve cadı kazanı denilen derin bir bölüm var. Buradan akan su; önce Efteni Gölü’ne, oradan Büyük Melen’e karışıp Karadeniz’e ulaşıyor. Yolumuz göçmen kuşların göç yolundaki ender merkezlerinden biri olan Efteni Gölü’ne düşüyor. Sazlıklar, bataklıklar ve çamur düzlükleri gibi farklı habitatlara sahip bu göl 150 çeşit kuşa ev sahipliği yapıyor; doğa fotoğrafçılığı ve kuş gözlemciliği için de harika bir bölge. Şimdi Düzce’nin denize açılan tek kapısı Akçakoca’dayız. Pencereleri Akçakoca sahile açılan Merkez Camii'nin en belirgin özelliği; klasik tek çatı yerine Türk Otağ çadırından esinlenilmiş sekizgen çatı sistemine sahip olması. Şimdi de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan Akçakoca Ceneviz Kalesi’ne gidiyoruz. 13. yüzyılda Cenevizliler tarafından kullanılır hale getirilen yapı; yemyeşil doğası, deniz manzarası ve fiyortları andıran yapısıyla görülmeye değer. Rotamızı Türklerin ilk göç ettiği Yukarı Mahalle'ye çeviriyor, 150-200 yıllık geçmişe sahip Akçakoca Tarihi Evleri’ni görüyoruz. Bu evler sivil mimarinin en güzel örneklerini sunuyor. 150 yıla yakın geçmişiyle Hemşin Köyü Camii, hiç çivi kullanılmadan inşa edilmiş. 1877’deki Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Artvin’den gelenlerce yapılan caminin birinci katında taş, ikinci katında ise ahşabın birbirine geçme tekniği olan çantı tekniği kullanılmış. Ve yeraltı dünyasındayız: Yığılca Sarıkaya Mağarası. Devasa plato hissi veren, 717 metrelik uzunluğuyla Batı Karadeniz’in en büyük mağarası; tavan yüksekliği ve fosil damlataş şekilleriyle dikkat çekiyor. Düzce yazın nemiyle biraz yorucu olabiliyor; o yüzden şelalelerin en coşkulu aktığı ilkbahar ya da yaprakların sarardığı sonbahar ayları burayı keşfetmek için en doğru zaman. Seyyah'ın bu rotasını kaydetmeyi unutmayın.

2 ay önce
0
0
0
Seyyah

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

SeyyahSeyyah
Almanya’nın küçük İstanbul’u: Mannheim'da Türk sokağı

Almanya'nın ortasında pasaportunuza ihtiyaç duymadan bir anda Türkiye'ye ışınlanabileceğiniz bir yerdesiniz. Mannheim. Almanya'nın en çok Türk nüfusa sahip şehirlerinden biri olan Mannheim özellikle bu bölgesinde adeta bir küçük İstanbul yaşatıyor. Burada Almanca konuşmadan sadece Türkçe'yle hayatınızı rahatlıkla sürdürebilirsiniz. Sokağa adım attığınız an Türk kültürüne ait yemekler, kebapçılar, Türkçe tabelalı kafeler sizi karşılıyor.Sokak boyunca sıralanan geleneksel gelinlikçiler, ihtişamlı çeyizlik eşya dükkanları, gurbetçilerin düğün ve geleneksel hazırlıkları için harika bir yer. Burası binlerce kilometre uzakta kurulan köklü bir aidiyetin ve dayanışmanın adresi. Almanya'da gurbet hissini en aza indiren bu Türk sokağını nasıl buldunuz?

3 ay önce
0
0
0
Seyyah

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

SeyyahSeyyah
Türkiye'nin 100 yıllık ihtiyacı burada

Milyonlarca yıllık devasa tuz tünelindeyiz. Burası Iğdır Tuzluca Tuz Mağaraları. Türkiye'nin 100 yıllık tuz ihtiyacını karşılayacak kapasiteye sahip olan Tuzluca Tuz Mağaraları günlük 60 ton tuz üretiyor ve buranın havasının birçok solunum rahatsızlığına da iyi geldiği söyleniyor. Kaya tuzu katmanlarından oluşan bu mağaralardaki tuz tabakalarının oluşumu jeolojik olarak 24 ila 37 milyon yıl öncesine dayanıyor. Her mevsim 12 derece sıcaklığa sahip olan bu mağaralar özellikle yaz mevsiminde yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak noktası.

3 ay önce
0
0
0
Seyyah

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

SeyyahSeyyah
Tokat'ın 400 yıllık AVM’si

Anadolu’nun en büyük şehir hanlarından birindeyiz: Tokat Taş Han! Diğer adıyla Voyvoda Han. 17. yüzyıl Osmanlı eseri olan bu yapı, aslında dönemin devasa bir alışveriş merkeziydi. 1626-1632 yılları arasında kesme taşla inşa edilen bu han; çift katlı yapısı, revaklı avlusu ve detaylarıyla sadece bir ticaret noktası değil, adeta bir açık hava müzesi. Yüzyıllar önce kurulan Taş Han, bugün hala capcanlı. Tokat’ın köklü zanaatkarları burada, geçmişin el emeği göz nuru eserlerini günümüze taşıyor. Yüzü aşkın dükkanıyla, Tokat turizminin kalbi burada atmaya devam ediyor. Peki, burada neler bulabilirsiniz? Tokat’ın meşhur yazmaları, yöresel sofra bezleri, el yapımı bakırlar ve otantik takılar... Dolaşırken hem bu el emeği ürünleri keşfedebilir hem de bakırcılıktan yazmacılığa, kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin izini sürebilirsiniz. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan bu handa, avluya oturduğunuzda mutlaka yapmanız gereken şeylerden biri kahve molası vermek. Kahvenizin kokusu, duvarlara sinmiş o eski günlerin hatırasını size yeniden yaşatacak. Bu tarihi atmosferi solumak için Tokat’a yolunuzu mutlaka düşürün!

3 ay önce
0
0
0
Seyyah

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

SeyyahSeyyah
Bu cami eskiden cezaeviydi

Bir yapı düşünün; önce kilise, sonra cezaevi, şimdi ise cami. Şanlıurfa’nın kalbinde, tarihin en ilginç dönüşümlerinden birine şahitlik ediyoruz. Her taşı ayrı bir medeniyetin fısıltısını taşıyan Fırfırlı Camii, 12. yüzyılda "On İki Havari Kilisesi" adıyla inşa edilmiş; daha sonra yıkılmış ve 1865 yılında Sultan Abdülaziz’in fermanıyla yeniden yapılmış. Ermeni cemaatinin 1920’de şehirden ayrılmasıyla boş kalan yapı, 1930’lu yıllarda bir süre cezaevi olarak kullanılmış, 1956 yılından günümüze kadar ise cami olarak ibadete açılmıştır. Yapının üzerinde bir kitabe bulunmadığı için kesin inşa tarihi ve mimarı hakkında net bir bilgi yok. Dikkat çeken ismine gelecek olursak; yapının dış cephesinde rüzgârgülü figürleri bulunduğu için yapı "Fırfırlı Kilise" olarak isimlendirilmiş; kilise camiye çevrildikten sonra aynı isim korunmuş ve halk arasında "Fırfırlı Camii" olarak anılmaya başlanmış. Kesme taş işçiliği ve süslemeleriyle öne çıkan yapının dış cephelerindeki yarım sütunlar ve bezemeler, caminin en dikkat çekici kısımlarını oluşturur. Kubbeyi taşıyan sütun başlıkları ve kemer işçilikleri de oldukça göz alıcı bir mimariye sahip. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2018 yılında restore edilen yapı, tarih boyunca ev sahipliği yaptığı medeniyetlerin izlerini hala taşıyor. Şanlıurfa’ya yolunuz düşerse tarihin mimariyle buluştuğu Fırfırlı Camii’ni mutlaka ziyaret edin.

4 ay önce
0
0
0
Seyyah

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

SeyyahSeyyah
Doğu’nun saklı kapısı: Bitlis

Taşların altında yatan bin yıllık sır! Bin dört yüz yıl önce yapılmış bir çağrı var: 'Yeryüzünde gezip dolaşın ve Allah’ın ilk yaratılışı nasıl başlatıp devam ettirdiğini görün.’’ ' İşte ben de bugün, Ankebut Suresi 20. ayetin o rehber tınısına uyup, taşın ve zamanın en saf hafızasına doğru bir yolculuğa çıkıyorum. Anadolu’nun gizli kapısı Bitlis’teyiz. Hazırsanız, ezberleri bozan bir keşif başlıyor. İlk durağımız 'Kubbet-ül İslam' diye anılan Ahlat. Bir açık hava müzesinde, UNESCO adayı Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı’ndayız. Tam 210 dönüm alanıyla Türk-İslam dünyasının en büyük tarihi mezarlığı burası. Boyu 4 metreye ulaşan bin yıllık devasa mezar taşlarındaki işlemeler ve motiflere hayran kalmamak elde değil. Hemen ardından, bölgenin ilk yerleşimi olan Neolitik çağ kalıntısı Harabeşehir’in mistik mağaralarına dalıyoruz. Ve şehrin siluetini süsleyen o tarihi kümbetler. Geometrik taş işçiliğinin zirve noktası. Rotayı Van Gölü’nün kuzeyine, Adilcevaz’da asırlık bir sırra çeviriyoruz. Karşımızda maviliğin kıyısında tüm heybetiyle yükselen, Anadolu'nun ilk kubbeli camisi: Adilcevaz Zal Paşa Camii. Anadolu’nun en karakteristik mimari örneklerinden biri olan caminin inşaatına 1572 yılında Mimar Sinan tarafından başlandığı ve 1580’de tamamlandığı belirtiliyor. 12 kubbeli bu şaheser tam bir mimarlık dehası. Ve şimdi sıkı durun; camiden karşıya, gölün derinliklerine dikkatli bakarsanız, Adilcevaz Kalesi’nin devamını, suyun altında gömülü surlarını görebilirsiniz. Şimdi de Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise ikinci büyük krater gölünün zirvesindeyiz:Nemrut Kalderası. Nemrut Dağı’nın patlamasıyla oluşan bu devasa çanak, bir yanda buz gibi soğuk, diğer yanda sıcacık gölleri aynı anda barındıran büyüleyici bir doğa harikası. Özellikle yazın buradaki manzara ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görüyor. Ve finali o meşhur kadim gastronomiyle yapıyoruz. Gece yarısı meşe odunuyla yakılan, 2 buçuk metrelik karanlık kuyular. Sadece su buharıyla ve kendi yağıyla tam iki saatte lokum olan meşhur Bitlis Büryanı! Çengellerle, dumanlar eşliğinde kuyudan çıkan o etin servise hazırlanışı bu yolculuğun en lezzetli ödülüydü. Tarih, mimari, gizem ve lezzet... Bitlis, bir kez gelenin bir daha asla unutamayacağı bir şaheser!" Yeryüzünde gezip dolaşın ve Allah’ın ilk yaratılışı nasıl başlatıp devam ettirdiğini görün.’ (Ankebut Suresi, 20) ✨ Seyyah’ın bu bölümünde 1400 yıl önce yapılan bir çağrıya kulak verip Anadolu’nun gizli kapısını araladık; tarih, gizem, mimari ve lezzet dolu bir yolculuğa çıktık! İşte Bitlis’in büyüleyici durakları.

4 ay önce
0
0
0
Seyyah

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

SeyyahSeyyah
Dahi mimarın zeka dolu eseri

Burası hanım sultanların semti Üsküdar. İstanbul’un en zarif silüetlerinden birine bakıyoruz şu an. Bu caminin taşlarında sadece harç değil, dahi bir mimarın matematiksel zekası gizli. Bugün sizi Kanuni Sultan Süleyman’ın biricik kızı Mihrimah Sultan’ın, Üsküdar İskele Meydanı’ndaki o meşhur camisine götürüyorum. 1548’de tamamlanan bu şaheser, Mimar Sinan’ın çıraklıktan kalfalığa adım attığı o muazzam geçiş döneminin ilk anıtsal eseri. Aslında burası medrese, sıbyan mektebi, imaret ve hanıyla dev bir külliyeydi. Ne yazık ki bazı yapılar günümüze ulaşamadı. Ancak tarihi medrese bugün sağlık merkezi, sıbyan mektebi çocuk kütüphanesi, mermer şadırvan ve çeşmesi ise hâlâ aktif olarak hizmet vermeye devam ediyor. Tek şerefeli iki minaresiyle dikkat çeken camiden içeri girdiğinizde, sizi son derece ferah bir atmosfer karşılıyor. Mimar Sinan, ana kubbeyi üç yarım kubbeyle destekleyerek içerideki alanı alabildiğine genişletmiş. Onlarca pencereden süzülen gün ışığı, mekanı adeta parıldatıyor. Dönemin karakteristik küfeki taşını ve en zarif işçiliğini yansıtan mermer minber ile mukarnaslı mihrabı incelerken, Sinan’ın sadelikteki ihtişamına şahit oluyorsunuz. Mihrimah Sultan’ın adı, Farsçada "Güneş ve Ay" anlamına geliyor. Usta mimar, bu isme atıfla Mihrimah Sultan adına iki ayrı cami inşa etmiş: Biri Üsküdar sahiline, diğeri Tarihi Yarımada’nın en yüksek tepesi Edirnekapı’ya. Üstelik öyle kusursuz bir matematiksel hesap yapmış ki; yılın sadece belirli günlerinde, yani ekinoksta, Edirnekapı’daki caminin arkasından güneş batarken aynı saniyelerde Üsküdar’daki bu caminin minareleri arasından dolunay doğuyor. İstanbul semalarında Güneş ve Ay, aynı anda Mihrimah için buluşuyor. İşte Mimar Sinan’ın dehasını bir eserle daha ortaya koyduğu o ihtişamlı yapı Mihrimah Sultan Camii. Üsküdar'a yolunuz düştüğünde uğramadan dönmeyin.

4 ay önce
0
0
0
Seyyah

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

SeyyahSeyyah
Adıyaman'ın gizli iki köşesi

Burası Maldivler Değil, Adıyaman! Doğa ve tarih meraklıları, bu iki saklı cenneti hemen kaydedin. İlk durağımız: Kızılin Kanyonu. Fırat Nehri boyunca uzanan, yaklaşık 200 hektarlık bir alan üzerine kurulu bu kanyon, Roma döneminde mezar olarak kullanılan 300'e yakın mağaraya ev sahipliği yapıyor. Bölgede Kommagene Krallığı ve Roma Dönemi başta olmak üzere birçok medeniyetin izlerine rastlayabilirsiniz. Yapılan araştırmalar sonucunda yerleşim izleri M.Ö 3 binli yıllara dayanan bu mağaralar ziyaret edilebiliyor. 5 bin yıllık köklü bir geçmişe sahip bu bölge aynı zamanda doğa ve kültür turizmini bir arada barındırmasıyla bilinen bir açık hava müzesi. Macera burada bitmiyor, ikinci durağımız: Gerger Kanyonları. Fırat Nehri’nin muazzam kıvrımları arasında saklanan, Atatürk Barajı’nın serin suları ile sarp kayalıkların buluştuğu Gerger Kanyonları, yaklaşık 15 kilometre uzunluğa sahip. Kanyondaki devasa kireçtaşı duvarları ve suyun binlerce yılda şekillendirdiği dik yamaçlar ilgi çekiyor ve ziyaretçilerine huzurlu bir doğa yolculuğu vaadediyor. Kızılin ve Gerger Kanyonları; özellikle yaz aylarında turkuaz rengine bürünen suyu ve tüm doğal güzellikleriyle sizi hem huzurlu hem de tarihi bir yolculuğa davet ediyor.

5 ay önce
AnasayfaAnasayfaVideoVideo

Uygulamalar

OyunYemek TarifleriGazete ManşetleriNamaz VaktiKuran-ı KerimSüper Lig Puan DurumuSüper Lig Fikstür
  • Hesap Ayarları
  • İçerik ve Aksiyonlar
Yeni Şafak

Hesabınıza giriş yapın.

Hesabınız yok mu?Üye olun.

Google ile devam etApple Login
veya e-postanızla giriş yapın
Şifremi unuttum.

Bir hesap oluşturarak veya giriş yaparak, kullanım koşullarını kabul etmiş olursunuz, Gizlilik Politikası ve Kullanım Koşullarını okumak için buraya tıklayınız.

Yeni Şafak

Hesabınız aktifleştirilmemiş.

Daha önce e-posta adresinize göndermiş olduğumuz bağlantıya tıklayarak hesabınızı aktifleştirebilirsiniz.

Eğer bir e-posta almadığınızı düşünüyorsanız e-posta kutunuzu veya spam klasörünü tekrar kontrol ediniz. Yada yeni bir aktivasyon maili almak için mail adresinizi giriniz.

Yeni Şafak

Hesap oluşturun

Hesabınız var mı?Giriş yap

Bir hesap oluşturarak veya giriş yaparak, kullanım koşullarını kabul etmiş olursunuz, Gizlilik Politikası ve Kullanım Koşullarını okumak için buraya tıklayınız.

Aktivasyon linki gönderildi

e-posta adresine gönderdiğimiz aktivasyon linkini kullanarak aktif edebilirsiniz.

Eğer böyle bir mail almazsanız posta kutunuzun spam klasörünü kontrol edin.

Yeni Şafak

Şifrenizi mi unuttunuz?

Geri

e-posta adresine gönderdiğimiz şifre sıfırlama postasında bulunan bağlantı linkini kullanarak şifrenizi sıfırlayabilirsiniz.

Eğer böyle bir mail almazsanız posta kutunuzun spam klasörünü kontrol edin veya yeni bir şifre sıfırlama postası isteyin.

Desteğe ihtiyacım var
Yeni Şafak

Hesabınıza giriş yapın.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya

Fatih Sultan Mehmet

Yeni Şafak