T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Operasyonun serencamı

İsmini versem, "Aa, o mu?" diye çok şaşıracağınızı bildiğim, yakın tarihte önemli roller üstlenmiş bir tanıdığım aradı. Bir akşam önce dostlar meclisinde söyleşirlerken, söz son siyasi gelişmelere ve oradan da Bilderberg'e gelivermiş... Bir hükümeti deviren, ardı ardına iki parti kapatan sürecin o etkili kişisi, bana, "Tayyip Erdoğan da Bilderberg'e katılmıştı, değil mi?" diye soruverdi...

Hata doğal, pek çok kişi Davos ile Bilderberg'i karıştırıyor... Tayyip Bey, dâvet üzerine, New York'ta yapılan bu yılın Davos toplantısına katılmıştı. Davos, her yıl ikibin kişiye evsahipliği ediyor. Sadece özel dâvetliler değil, parayı basan herkes katılabiliyor... Turgut Özal ve Süleyman Demirel gittiklerinde, yanlarında götürdükleri heyetle birlikte ben de Davos toplantılarını izleyebilmiştim.

Bilderberg öyle değil. Çok az kişiden oluşan dar bir çekirdek kadrosu var Bilderberg'in; onlar, her yıl belli kişileri seçip dâvet ediyorlar. Öyle çat kapı girilebilen bir yerde yapılmıyor; kilometrelerce önceden güvenlik tedbirleri alınan otel boşaltılıyor... Etrafta kuş uçurtulmuyor. Her toplantı sonrasında, masada bırakılan üzeri çiziktirilmiş kâğıtlar bile toplanıp yakılıyor... Dâvetliler, içerideki konuşmaları kimseye anlatmayacaklarına dair gizlilik yemini ediyorlar...

Öyle her ölümlünün harcı değil Bilderberg'e katılmak... Tayyip Erdoğan veya onun gibi birinin katıldığını hiç duymadım. Mahathir Muhammed katılabiliyor sözgelimi, ama Enver İbrahim'e kapılar kapalı. Bazen, nâm olsun diye, "Hatemi'yi çağıracağız" veya "Papa da katılacak" diye balonlar uçuruyorlar, ama katılımcılar listesi hep tahmin edilebilecek isimlerden oluşuyor... 3 Kasım öncesinde bir cephe oluşturmak için olağanüstü çaba gösterenlerle "Parlak isimler" diye aynı cepheye dâvet edilenlerin çoğu Bilderberg'ten geçmiş insanlar... 'Cephe' sayesinde sandık ayarlanabilirse kurulacak hükümete 'Bilderberg hükümeti' denmesi pekâlâ mümkün olabilecek...

Son gelişmelerin tümü Tayyip Erdoğan'ın başında bulunduğu Ak Parti'nin başarısını engellemeye yönelik... Bilderbergçiler bu amaçla olağanüstü gayret gösteriyorlar... Bir dönemin çok önemli ismi, belli ki, dıştan ayarlı hükümet formulüne muhalif; bir başka sebepten karşı olduğu Tayyip Erdoğan'ı da Bilderberg cephesinde görmek istiyor zihni... Bilderberg ve Erdoğan sözcüklerinin birarada telâffuzunu mümkün sanması bile garip oysa...

Geçmişe dönük kapsamlı bir değerlendirme yapmak için vakit henüz erken, ama ben tezcanlıyım; hatalı çıkmayı da göze alabilirim. Okurum da olan o dönemin çok önemli kişisini şaşırtma pahasına, en sonra yazacağımı buraya kaydedeyim: Alev Alatlı'nın bir romanına ad seçtiği "Okey Musti, Türkiye tamam" denilebilecek türden bir 'yabancı siyasi müdahale' için son beş yılda tanık olunanların yaşanması gerekiyordu... Onun da içinde yer aldığı asker-sivil bürokrat kadronun zorladığı arazi düzenlemesi olmasaydı, Bilderbergçiler, operasyonlarını planlama cüretini gösteremezlerdi...

Bugün ne oluyorsa demokratik sisteme pabuççu muştasıyla müdahale edilebilmesi yüzünden olabiliyor... Hâla etkilerini sürdüren süreç, aykırı gibi görünse bile bu toprakların ürettiğini 'yabancı' ilân eden süreçtir. Ufak hatalarını büyüterek 'yerli' olana müdahale eden güç yanına müttefik almak zorundaydı... Birini ezip kıpırdayamaz hale getirirken bir başkasının önünü açması gerekiyordu... Süreç, bir siyasi hareketi budadı, kolunu-bacağını kesti; buna karşılık başkalarını hak etmedikleri kadar büyüttü. Her zaman küçük bir 'azınlık' olmaktan öte gidememiş bir kadroyu ülkenin başına getirdi...

Yeni siyasi darbe o bildik sürecin başlattığını sürekli kılmak üzere devreye girmiş bulunuyor... Yerli olanın önünü kesenler, farkındalar mı bilmem, Türkiye'yi bu topraklara ait olmayan bir oluşumun eline teslim hazır hale getirdiler... Bilderberg yolcularının ülkeyi sürekli etkileri altına alma operasyonu, bana "Tayyip Erdoğan da Bilderbergçi mi?" diye soran önemli kişinin de içinde yer aldığı kadronun yaptıklarına çok şey borçlu...

Tabii, son Bilderberg toplantısında ayrıntıları görüşülen Türkiye'yi teslim alma planı sonuna kadar başarıyla sürdürülebilirse...

Aslında planı başarısız kılmanın basit bir yolu var: Tayyip Erdoğan'ın geleceğini tartışmalı olmaktan çıkarmak, bunun için de siyasi yasağını ortadan kaldırmak... Lideri siyasi yasaklı bir parti, elini-kolunu bağlayan zincirden kurtulmak için, akla ziyan pazarlıklara girişebilir. Bilderbergçiler, arzu ettikleri türden bir iktidarı sandıktan çıkarma umutlarını büyütmek için, ittifaklara imkân veren yasa değişikliğini Meclis'ten geçirmek zorunda... Bunu, büyük ihtimalle, siyasi yasakları kaldırma pazarlığı karşılığında sağlayacaklar... Oysa, Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağı birdenbire ortadan kalkıverse, ya da aslında yasaklı olmadığı karara bağlanmış olsa...

Türkiye'nin son beş-altı yılının siyasi tarihini yazacak olanların, şu anda tanıklık etmekte olduğumuz entrikaların anlatımına beş yıl öncesinden başlayacaklarına ve yanlışa ayarlı bir kadronun ülkeyi nereye sürüklediğine değineceklerine benim hiç kuşkum yok...

Geçmişte önemli görevler üstlenmiş o tanıdığım bir gün bunu daha iyi anlayacak...


7 Ağustos 2002
Çarşamba
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED