|
|
 |
Gülünesi reklamlar
Geçen gün reklamlardaki komikliklerden bahsetmiştin. Neler var mesela?
Abi mesela bir reklamda soruyorlar: "Reponuzu nasıl alırdınız? Normal mi süper mi?" bayılıyorum ona...
Ne var ki bunda?
Ne yok ki!.. Yahu millet zor geçiniyor be abi. Kıt kanaat, ay sonunu zor getiren, harçla borçla idare eden insanlara, sen dakka başı çıkıp soruyorsun "Reponuzu nasıl alırdınız?.."
Ben sormuyorum.
Lafın gelişi abi... Adam soruyor işte. Sanki milletin kıyıda köşede çuvalla birikimi var da, repoya yatıracak... "Reponuzu nasıl alırdınız, normal mi, süper mi?.." Ben de ne diyorum biliyor musun abi o reklam her çıkışında?
Ne diyorsun?
Ne normal, ne süper... Kurşunsuz kardeşim, kurşunsuz...
Tebrik ederim. İyi buluş doğrusu. Benzin gibi yani...
Sağol abi. Ben de seni tebrik ederim.
Niye?
İyi buluş olduğunu farketmek de meseledir yani.
Bak sen!..
Öyle abi, herkes anlamaz bunun iyi buluş olduğunu. O da bir miktar zekâ ister!
Ne diyong seng?!.
Dur abi, hiddetlenme. Ayak üstü laflıyoruz şurda. Ufak ufak takılmazsak tadı çıkmaz vallahi...
Ee, başka nelere takıyorsun?
Çok abi, saymakla bitmez. Mesela bir kola reklamı var. Görmüşsündür. İftar sofrasına oturmuşlar. Bir evin içinde yüz kişi neredeyse... O kadar kalabalık nereden geldiyse geldi, o ayrı mesele, birinin elinde kola şişesi var büyükçe.
Evet...
Masanın öte tarafında oturan delikanlıya bir türlü kola içme sırası gelmiyor. O da orucunu açmadan inatla bekliyor. Öyle bir bekleyiş ki, sıra ancak sahur vaktinde ona geliyor. Televizyonda "İstanbul için sahur vakti" anonsu çıkıyor o sırada.
Hatırladım.
Hah işte o reklamı yapanlar, ya hiç oruç tutmamışlar hayatlarında, ya da sayı saymayı bilmiyorlar.
Şimdi buna da 'İyi yakalamışsın' diyeceğim, yine dalga geçmeye kalkıp beni kızdıracaksın.
Yok yok, kızdırmam.
Başka eleştirdiğin reklam var mı?
Çook.. Mesela bir de zayıflama aleti reklamı var. Hani, ilaçları falan yere itiyor birisi masanın üzerinden. Bir hatun, el çırparak hoplayıp zıplıyor ya böyle... Ayrıyeten mezurayla belini ölçüyor... Sonra golf oynuyor falan, hatırladın mı?
Eee... O reklamın nesini eleştireceksin?
Abi, golf sopasıyla topa öyle vurulmaz ki! Yanlış vuruyor yanlış! Tıpkı zıplayışı gibi.
Peki, anladık. Şimdi seni uğurlarken, son bir cümle istesek.
Yine reklamlardan bir cümle ile veda edeyim istersen abi.
Et bakalım.
Gaziantep'in neyi meşhur, Kayseri'nin zurnası!.. Haydi eyvallah!..
Eğer birini seviyorsan
Statisticians (İstatistikçi)
Eğer birini seviyorsan
Onu serbest bırak...
Seviyorsa dönme ihtimali çok yüksektir.
Sevmiyorsa ilişkiniz zaten muhtemel değildir.
Over possessive person (Aşırı sahiplenici tip)
Eğer birini seviyorsan
Onu kesinlikle serbest bırakma.
Finance expert (Mali eksper)
Eğer birini seviyorsan
Onu serbest bırak
Dönerse borç almaya devam edebilirsin
Dönmezse ara ve borçlarının üstüne yattığını bildir.
Psychologist (Psikolog)
Eğer birini seviyorsan
Onu serbest bırak...
Dönerse kendine güveniyor;
Dönmezse süperegosu baskın;
Gitmiyorsa manyak demektir.
Egoist (Bencil)
Eğer birini seviyorsan
Kendini serbest bırak
Niye diye sorarsa,
Seni hiç alakadar etmez de.
Kapı durumları
Bize kadar ulaşan habere göre, gümrük kapılarımız dökülüyormuş.
Normaldir... Her kapının bir ömrü var. Âcilen "çelik" kapıya müracaat etmeli. Çelikler daha uzun ömürlü oluyor.
Seçme-seçilme
Türk kadınına "seçme ve seçilme hakkı" verileli 65 yıl oluyor.
Kadınlarımız, seçtiler fakat pek seçilemediler.
Okumak istediler fakat okutulmadılar.
Meclis'e girmek istediler fakat giremediler.
Kamu alanına çıkmak istediler fakat çıkamadılar.
Her hareketlerine müdahale edildi. Ne başlarını bağlamalarına tahammül edildi ne de mesleklerini yapmalarına. El ele tutuşarak yaptıkları hak arama eylemleri bile suç oldu.
Bunlar aynanın bir yüzünden bize yansıyanlar. Aynanın diğer yüzünde görünenleri yazmaya kalksak sayfalar yetmeyecek.
Kısacası, Türk kadınına "seçme ve seçilme hakkı" verilmesinin 65. yılı kutlu olsun!
(Karga)
mseker@yenisafak.com
Faks: +90 (212) 613 14 92 - 93
22 Aralık 1999
|
 |
|