YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Ramazanı nefretlerine meze yapanlar

 
Ramazan sayfaları, Kur'an, dua mecmuası gibi hediyelerle iki günde bir ağızlarına doladıkları inananların cebine ulaşmaya çalışan Türk medyası, diğer yandan da alâkasız sokak kavgalarını, oruç tutmayanlara saldırı olarak manşet yapmaya devam ediyor.

 

Her Ramazan ayı hakaretamiz manzaralarla karşılaşıyoruz. Birkaç karnı tok medya yönetmeninin nefret körükleyen tavrı ve üç beş kendini bilmezin edepsizliği yüzünden kalpleri yumuşatması beklenen Ramazan ayı, Türkiye sathını cüzzam gibi kaplayan bir hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük ve hatta nefret histerisine kurban edilmeye çalışılıyor. Bir yandan Ramazan sayfaları, Kur'an, dua mecmuası gibi hediyelerle iki günde bir ağızlarına doladıkları inananların cebine ulaşmaya çalışan Türk medyası, diğer yandan da alâkasız sokak kavgalarını, oruç tutmayanlara saldırı olarak manşet yapmaya devam ediyor. İslam ve Müslüman kelimeleri, belli ki birilerinin iyice huzurunu kaçırıyor, aklî melekelerini bozuyor. Hazımsızlıklarının sebep olduğu karın ağrıları, kalemlerindeki ifrazatta hemen kendini belli ediyor.

"İslamcılar iktidar olursa, taş üstünde taş, omuz üstünde düşünen kafa kalmaz" propagandasını yapanlar, sözde oruç saldırılarını bu iddialarına meze yapıyorlar. Oysa bu irtica martavalı uydurulalı, inancına göre yaşamak isteyenler olmuştur asıl mazlumlar. İktidar olunca, yüzlerce yıllık geleneğin köküne kimin dinamit koyduğunu, kimin medeniyet mirasımızı yerle bir etmek için gayret ettiğini, kimin düşünen ve inancına göre yaşamak isteyen insanların kafalarını gövdelerinden ayırmak için engizisyon mahkemeleri kurduğunu tarih çok iyi biliyor.

Bu yaklaşım bugün çok mu değişti? Bugün sokağa çıkıp "Ben Müslüman'ım, inandığım gibi yaşamak istiyorum" demek mi daha kolay, yoksa olur olmaz her olayda "Kahrolsun Şeriat!" naraları atmak mı? Daha geçenlerde Atatürk Havalimanı'nda âyin yapan Yahudi gruba müdahale etmeyen kolluk kuvvetleri, üç beş inanan namazlarını eda etmeye kalksalardı, yine bu kadar hoşgörülü olabilecekler miydi acaba? Bugün birçok şirket, özellikle üst kademedeki namaz kılan elemanlarını dışlıyor veya işten çıkartıyor. İş görüşmelerinde, hafiften bir iman kokusu dahi alan personel müdürleri pekçok inananın başını yakmıyor mu hâlâ?

Geçtiğimiz günlerde kimin hoşgörü ve saygıdan nasipsiz yaşadığını belgeleyen bir olay gerçekleşti yakın çevremde. Bir yakınımızın Sahrayıcedid Nevzat Ayaz Bey İlkokulu'nda okuyan on üç yaşındaki çocuğu, teknik iş dersine giren münasebetsiz bir öğretmen tarafından oruç tuttuğu için diğer birkaç oruçlu öğrenciyle birlikte taciz edildi. İftara bir saat kala çocukların orucu, sınıf arkadaşlarının gözlerinin önünde, çağdaş kafalı hocasının zoruyla bozduruldu. Arkasından da kayıtlara eksi not aldıkları geçildi.

Öğretmen olacakları pedagojik formasyon denen bir talimden geçirirler, çocuğun halinden anlasın, eğitim adı altında çocukla iletişim kurduğunda onun dünyasında tehlikeli kırılmalara sebep olmasın diye. Din sosyolojisi üzerine yaptığı çalışmalarda kendisinden Şerif Mardin'in de yararlandığı psikolog Erik Erikson'a göre, eğer belli bazı bunalımlar çocukluk çağında aşılamazsa, sözkonusu birey ileride toplumla iletişiminde ciddi sıkıntılar yaşayacaktır. Bu bunalımların başında çocuğun, konumunun toplum karşısında utanılacak ve yerilecek bir pozisyon olup olmadığı ikilemi gelir. İnançlarıyla bu toplum içinde var olmak isteyen bir çocuk, tam da bu bunalımı yaşadığı bir dönemde, inançları yüzünden üstelik öğretmeni tarafından taciz ediliyor. Aldığı pedagojik formasyona rağmen, içindeki nefreti bastıramayan tavizsiz ve hoşgörüsüz bir kafa, öğretmen oluyor ve bu mevkiini çocuklara zorbalık etmek için kullanıyor. İşte iktidara gelince ne yapacağının ipuçlarını şimdiden veren aydınlanmış bir kafa.

Medyanın karın sesleriyle palazlanan bu tip insanlardan yetişkinler bile çekinir oldu bu zamanda. Aman çocuklarınızı bu insanlardan uzak tutunuz.


22 Aralık 1999


Kağıda basmak için tıklayın.

Melikşeh UTKU

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...