YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Ben tersine mi gidiyorum?

İçine düştüğümüz mesele girift, karmaşık, çapraşık, çok yönlü, çok bileşenli ve çok bilinmeyenli olduğu halde güncel akış içinde bu mesele adeta aklık - karalık ayrımını hak edecek bir basitliğin uzantısı imiş gibi sunuluyor. Sanırsınız ki Türkiye'nin bir yanında muhafazakârlar, öte yanında ise liberaller var. İttibâ ettiğimiz siyasi tarihin öğrettiğine bakarsak ne yapıyor muhafazakârlar? Topluma zaman içinde belli bir gönenç kazandırmış yerleşik değerlere, ilkelere "ihtilâlcilerin" zarar vermesini engelliyor. Düzene bekçilik, muhafızlık yapıyor. Korumacılık vazifesini üstlenmiş bir zümredir muhafazakârlar. Buna karşılık liberaller ne yapıyor? Ağzını açar açmaz muhafazakârların koruduğu değer ve ilkelerin değişen şartlarda ihtiyaca cevap vermediğini dile getiriyor. Kurulu düzenin gerek değerler ve ilkeler, gerekse kişiler ve konumlar bakımından yenileşmeyi mümkün kılacak derecede özgürlüğe kavuşmasını savunuyor. Değişimin bir ihtiyaç olduğunu kanıtlama vazifesi liberaller zümresinin üstünde. Avrupa'nın modernleşme tarihinde muhafazakârları ve liberalleri hangi ülkede olursa olsun teşhis etmek hiç zor değildir. Zorluk modernleşmesini feodalizmin transformasyonuna borçlu olmayan bizim memlekete gelince başlıyor. Muhafazakâr Türkler kimlerdir? Türk liberalleri kimlerdir? Komik olmadan bu sorulara cevap vermek mümkün olmuyor. Aklı başında ve bir iki satır okumuşluğu olan herkes Türkiye'nin böylesi "tutuculuk/serbestlik" ayrımına yabancı olduğunu bilir.

Gel gelelim, bilmeyenler veya bilmiyormuş gibi yapanlar çoğunluktadır. En olmayan yahut diyelim ki en kıt bulunan şey en bol şey imiş gibi yutturuluyor günümüz Türkiye'sinde. İnsanlar Türk siyasetinin diktatörce davrananlar ile özgürlük taraftarları arasındaki bir zıtlaşmayı sahnelediğine inandırılıyor. Ülkede bir zalimler kampı, bir de mazlumlar kampı bulunduğu zehabı uyandırılıyor. Böylelikle daha ziyade haklı, daha ziyade haksız olma durumunun siyasi partilere teşmil edilmesi kolaylaşıyor. Giderek Cumhurbaşkanı ile hükümet arasında sürtüşme vuku bulmasını o hiç olmayan ayrımla irtibatlandırmayı başaranlar bile çıkıyor. Siyaset tiyatrosunda sahneye bu dekor yakıştırıldığında yurttaşlık rolünü oynayanların da dayatmacı tarafta mı yoksa özgürlükçü kanatta mı yer aldıkları sorulabiliyor. Bu soru tıpkı insanların muhafazakâr mı, liberal mi oldukları sorusu gibi anlamlı gelmeye başlıyor. Halbuki dayatmacı görünenlere efendilik edenler özgürlükçü görünenlere efendilik edenlerden farklı değildir. Bu karışıklığın birçok insana kısa vadede menfaat sağlaması yüzünden ne zaman biz özgürlükçü tarafta yer almanın özgürce bir tutum olmadığını ve gerçek dayatmayı yapanların dayatmacı görünenler olmadığını söylersek bize söyledikleri şudur: "Eller gider Mersin'e, sen gidersin tersine". Bu söylenen doğru değildir. Kimsenin Mersin'e falan gittiği yok. Hepsi patinaj yapıyor.


19 TEMMUZ 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

İsmet Özel

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...