![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Şapkayı ve ceketi alıp gitmekTürk siyasetine şapkayı alıp gitmek deyimini Demirel kazandırdı. Demirel'in şapkayı alıp gitmesi ile, kaç kere gidip kaç kere gelmesi arasında doğrudan bir ilişki bulunuyor. Bu ilişkinin arkasında yatan zihinsel yapı şark kurnazlığının alaturka modernliğe dönüşmüş şeklidir. Ve bunun adı bize özgü 'pragmatizm'dir. Şapkayı alıp gitmeyi bir siyaset tarzı olarak sunan siyaset anlayışı iktidarsızlıktan malul olmanın yanında siyaset etiği açısından şaibelidir. En küçük risk karşısında şapkayı alıp gitmek aynı zamanda şapka selamına durmayı da içerdiğinden, bizatihi siyasetsizliğe işaret etmektedir. Bu noksanlık Türk siyaset/elitinin neden siyaset yapma, iktidar olma iradesinden ve siyaset üretme kabiliyetinden yoksun oluşunu da izah etmektedir. İktidar olmakla muktedir olmanın aynı şey olmadığını en iyi ifade eden deyimdir şapkayı alıp gitmek. 'Ben yaptım oldu' anlayışını meşrulaştıran, tüm beceriksizliklerle birlikte her türden suistimalin hesabını vermekten kaçış/kurtuluş üzerine kurulu siyaset dengesinin formüle edilmiş şekli... Dinç Bilgin'in "ceketimi alıp gidiyorum" sözü de Türkiye'de medya-sermaye-siyaset ilişkisinin işleyiş biçimini açıklayıcı olması bakımından son derece veciz Dinç Bilgin'in yayın çalışmaları Türk kültür hayatına ne kazandırdığı, toplumsal etkileri uzun araştırma konusu olsa da, kendisinin gidermen (veya tekrar gelmeden önce) literatürümüze kazandırdığı bu ifade zihinlerde yer edecek. Bu ifadeden yola çıkarak kavramlaştırma yapacak olursak; ceketi alıp gitmek hesaptan kaçmak, dahası aklanmak anlamlarını içerdiğini Türkiye'de olup bitenlere bakarak söyleyebiliriz. Siyaset gibi siyasetle kol kola iş tutmanın, sonucu hüsran da olsa erdemlileştirilmesinin ifadesi olarak medya-iş dünyası literatüründe yerini şimdiden aldı. Nasıl şapkayı alıp gidenler siyasete dönüşlerini şapkayı eline verenlere borçlu iseler ve siyaset yapmak, siyaset üretmek bu ilişkiler çerçevesinde belirleniyorsa; ceketi alıp gidenler de iflas etmelerine neden olan siyasi ortamın ihsanlarıyla yine sahneye dönebilirler demektir. Bedel ödemeden, her şeyin üstüne sünger çekerek olup bitenleri hiçliğe mahkum edip bir süre sonra muhteşem dönüşe hazırlanmanın adıdır ceketi alıp gitmek. Ceketi alıp giden iş ahlakı ile şapkayı alıp giden siyaset ahlakı arasındaki doğrudan ilişki Türkiye'deki sistemin temel sorunlarını, memleketin neden yönetilemez hale geldiğinin açıklamasıdır. Tıpkı siyaset yapanların seçilmişliklerinden kaynaklanmayan bir siyaset tarzı ile ayakta durmaları gibi gazete çıkaranlar da gücünü gazete okuyucusundan almayan bir sermayeye, gazetecilik anlayışına sahipler. Bu tarzı medyacılık sağ duyunun ve ifade hürriyetini temsil etmekten çok siyaseti malul kılan anlayışa teslim olacaktır. Deneyimlerimiz ve vergi olarak fatura edilenlere bakarak bu sonucu çıkarmamız hiç de zor değil. Birileri eğer gidecekse şapkayı ya da ceketi bırakarak gitme cesaretini ve ahlaki tavrı göstermedikçe bu ülkede hiçbir haksızlığın hesabı sorulmayacak demektir. Şapkayı alıp giden siyasetçiler şapkayı eline verenlere rağmen siyaset yapamayacağı, post-modern darbe sürecinde görüldüğü üzre bizzat sürecini aktörü olarak siyaset yapması ve meşruiyetini bu tarz siyasette araması gibi, ceketi alıp gidenler de giderken ceketi uzatanlarla kurulmuş ilişki biçimi ve buna dayalı edinilmiş gücün ifşa edilmesi karşısında geçmişe sünger çekmenin adıdır.
aemre@kaynet.net.tr
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|