YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

 

Yeni bir medya düzenine doğru...

Sahibi olduğu Etibank'a devlet tarafından el konulmasından buyana zor günler geçiren Dinç Bilgin, 105 yıllık aile geleneğine kendi eliyle son vermek zorunda kaldı. 1985 yılında ceketiyle geldiği Bâbıâli'de "Türkiye'nin ikinci en büyük medya grubunun patronu" haline gelmeyi başarmış biriydi Dinç Bilgin. Sonunu, rakiplerine özenip banka sahibi olmaya kalkışması getirdi; devlet tarafından el konulan diğer bankaların patronlarıyla aynı kaderi paylaşıyor bugün: Her an gözaltına alınabilir...

Türkiye'de medya tekelci eğilimlerin en güçlü hissedildiği bir sektör. İki büyük grup medyanın yüzde 75'ine egemen; hem ekranlardan hem de gazete sayfalarından aynı ideolojik kalıplarla okur ve izleyici karşısına çıkılıyor. Halktan yüz bulmayan bir ideoloji bu. DP kökenli ve 27 Mayıs'ın zararını görmüş bir aileden gelen Dinç Bilgin'in, bana, "Halkın yüzde 70'ini dışlayan gazeteler çıkartıyoruz" dediğini hatılıyorum. Benzer bir tespiti, bir ara ntv'nin sahibi olan ve medyayla ilgisini hâlâ sürdüren batık banka sahiplerinden Cavit Çağlar'dan da duymuştum...

İşadamlarını medyaya, medya patronlarını banka sahibi olmaya yönlendiren yanlışlığın temelinde de aynı gerçek yatıyor: Medya patronları satmayan gazetelerin faturasını ödeyecek sürekli bir nakit girdisine muhtaçlar, banka onlara bu kolaylığı sağlıyor; bankaları da bulunan işadamları ise zora düştüklerinde kalkan görevi yapacak bir araç olarak medyaya sarılıyorlar... Oysa medya kendi ayakları üzerinde durmak, iş hayatı da kalkana ihtiyaç duymayacak bir şeffaflıkta olmak zorunda... Bugün sokaklara saçılan halkın burun direğini kıracak yoğunluktaki pislikler, rasyonel olmayan medya düzeniyle çok yakından ilişkili...

Kepenk kapatmanın eşiğine kadar gelen Sabah gazetesi ve yan organlarını kurtaran el değiştirme operasyonu, medyayla ilişkili bir başka patronun öncülüğünde gerçekleşti. Yeni patronun, bir çok başka alanla birlikte, bankacılık sektörüyle de ilgisi var. Umarım, kısır döngüyü kıracak ve sahip olduğu medya gücünü yanlış kullanmayacak bir rasyonelliği yeni satın aldığı gruba taşır...

Dinç Bilgin ve Zafer Mutlu'nun medya sektöründe sonlarını getiren süreç bu noktada durmayacağa benziyor. Kamuoyundaki beklentiler de 'temiz eller' kampanyasının bu defa 'gitmesi gereken her yere' kadar uzanması yönünde. Son skandallarda görüyoruz; devletin en üst makamlarıyla içli dışlı insanlar, bazen yasaları zorlayan yöntemler kullanmaktan da çekinmeyerek, kişisel zenginleşme için o konumlarını istismar etmişler... Bu gerçek, himayesiz kaldıklarında, daha iyi görünür oldu.

Henüz görünmeyen, ya da göründüğü halde üzerine gidilmeyen siyasi boyutlar da var. Şu anda etkili yerlerde bulunan kişilerle yakınlarının karıştığı yolsuzlukların üzerine varılmıyor sözgelimi. Dinç Bilgin ceketini alıp gitmek zorunda kaldı, ama bankalarla yakından ilgisi suçüstü yapılmış, ya da ihale mafyasıyla kabul edilemez ilişkilere girmiş, medya patronlarına haksız çıkar sağlamış siyasilerin önünde ceket iliklenmeye devam ediliyor.

Türkiye, siyaseti finanse eden kirli sermaye ile ona kol kanat geren medyanın, taze para (banka) gücünü de arkalarına alarak gerçekleştirdiği melânet sarmalını aşmak zorunda. Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi kavramların ülkemizde rağbet görmemesinin sebebi, gerçekten demokratik bir hukuk devletinde gemilerini yüzdüremeyecek soyguncuların diğer insanların haklarına saygı gösterme ihtiyacı duymamalarıdır... Türkiye bu sarmalı aşma imkânını yakaladı, görüyoruz, suçluların yakasına yapışılıyor; şimdi bütün iş medyayı olması gerektiği gibi halk ile irtibatlamakta...

Bugün çok satan gazetelerin üçte ikisi günlük taksit sistemiyle satılan eşyaların yanında eşantiyon olarak veriliyor veya süpermarketler, benzinciler ve lokantalarda bedava olarak dağıtılıyor; halkla irtibatı kopuk olan gazeteleri çok satar göstermek için başka çare yok çünkü. Bu sistemin korkunç mâlî zararını medya patronları karşılamak zorundalar; kendi kesesi yerine devletin kasasına uzanma iştahını kabartan da bu çarpık yapı işte. Bu tuzağa düşen patronların medyadan tasfiye süreci başlamış görünüyor.

Bu son el değiştirmeyle M. Emin Karamehmet ve arkadaşları Türkiye'nin en büyük medya gücü haline gelmiş oldular. Halkın yüzde 70'ini dışlayan gazetelerin âkıbetini yakından gördüklerine göre, bakalım aynı yanlışları onlar da tekrarlayacaklar mı?

Bizde tarih durmadan tekerrür eder de...


1 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...