![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
AB ile aile fotoğrafı çektirirkenEcevit, tam bir yıl önce aile fotoğrafı çektirdiği AB zirvesi için Fransa'nın Nice şehrine giderken "ev"in içi hiç de fotograf çektirmeye elverişli gibi görünmüyor. Avrupa Birliği'nin kendi içinde yaşadığı güç mücadelesi kimileri için alarm zillerinin çalması şeklinde yorumlanacak boyutlara vardı ama kendi derdine düştüğü için Türkiye'nin kapısında kabul edilmeyi beklediği evin içinde neler olup bittiği ile pek ilgilenecek vakti olmadı. Oysa, AB Komisyon Başkanı Romano Prodi'nin yaptığı açıklama zirve öncesi durumun hiç de iyi olmadığını en üst düzeyde ifade ediyor: Zirve çok karışık ve zor geçecek. Avrupa'nın geleceği tehlikede. Sadece Birliğin genişlemesi konusu (bile) kıtamızda bir dramla sonuçlanabilir. Avrupa Birliği'ne girip girmemenin Türkiye'nin var oluş sorunu haline getirildiği, ilişkilerin kopma noktasına geldiği, devletteki ağırlık merkezlerinin bu eksende kıyasıya mücadele verdiği ortamda Birliğin içinde yaşanan güç mücadelesi ile kimsenin ilgilendiği bile yok. Birileri birliğin dağılabileceğinden bahsediyor oysa. Liderlik savaşı
Avrupa Birliği'ni oluşturan ulus-devletlerin birleşik Avrupa fikri etrafında bunca yol katettikten sonra hala çözümlenmemiş liderlik sorunu yaşanmaktadır. Aslında ekonomik gücü ile fiili olarak liderliği elinde tutan Almanya ile diplomatik üstünlüğünü AB liderliğine taşımaya çalışan Fransa arasında süren bir bilek güreşi. Bugünkü zirvede su yüzüne çıkması muhtemel sorunlar, sadece Fransa ile Almanya arasındaki mücadele ile sınırlı değil. Üye ülkelerin temsili konusu beş büyükler ve daha küçük olanların temsil ve veto gibi temel konular birliğin gelecekte nasıl şekilleneceğini belirleyecek tartışmalar. Konuyla doğrudan ilgili olmayan Birliğin yapılanma tartışmalarında gerginliklerin yaşanması politik mücadelenin uzantısı olmaktan başka bir şeyi ifade etmiyor aslında. Sözgelimi Avrupa Birliği savunma kimliğinin oluşumu ve bu çerçevede Avrupa gücünün kurulmasında ortaya çıkan farklılıklar politik farklılaşmadan ayrı düşünülemez. Avrupa savunma gücünün NATO'dan bağımsız operasyonel yeteneğe kavuşmasını Amerika kaygı ile izlediğini açıkladı. İşbirliği ve açıklığa evet ama NATO'dan bağımsız oluşumlara hayır diyor ABD özetle. Gelecekte Avrupa'nın Amerika'dan bağımsız bir güce dönüşeceğini söyleyen H.Kissinger (Diplomacy) Atlantik'in iki yakası arasındaki ilişkiyi NATO'nun sağlayacağını söylemişti. Oysa gelinen noktada, Avrupa'nın gücünün oluşması NATO'nun varlığını tartışılır kılacak bir fonksiyon üstlenmiş görünüyor. ABD Savunma Bakanı William Cohen dün yaptığı açıklamada, eğer ilişkiler NATO çerçevesinde olmazsa NATO'nun dağılabileceğini, geçmişten bir anı olmaya mahkum olacağını belirterek açıkça AB'ye yönelik tehdit sayılabilecek bir mesaj verdi. Bağımsız bir Avrupa gücüne en fazla karşı çıkan devlet ise Britanya oldu. Bu konuda yapacağı bir şey yok ve İngilizler geleneksel dostları Amerika'ya yakın durmayı tercih ediyor. AB ve ABD arasında Türkiye
Türkiye'nin sürekli Amerika'nın baskısı ile Avrupa Birliğine kabul ettirilmesi görüntüsü tam bu noktada önem kazanıyor. NATO'dan bağımsızlaşma izleri taşıyan bu girişimi en çok Fransa destekliyor. Çünkü Fransa NATO üyesi değil ve soğuk savaş döneminden beri Avrupa'yı ABD etkisinden kurtarmaya çalışıyor. Almanya ise Fransa'nın bu diplomatik gücünü kullanarak bağımsız bir AB kimliğinin oluşumuna geriden destek vererek dikkat çekmemeye çalışıyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği içinde İngiltere'den sonra yeni bir truva atı gibi algılanmasıyla sonuçlanacak ABD girişimi hem Türkiye'nin Avrupa ile ilişkilerini etkileyecek hem de bizi ABD'ye daha da yakınlaştırarak, bedeli ağır ödenecek bir ilişki biçimiyle sonuçlanacak sürece sokabilir. Fransız ve Alman politikaları bu noktada uzlaşsa da soğuk savaş döneminden beri Fransa ile ortak hareket etmeyi sürdüren Alman politikası liderlik konusunda ortaya çıktığı gibi yol ayrımına gelmiş bulunuyor. Ekonomik ağırlığı ile fiili olarak AB'nin başını çeken Almanya Avrupa kabinesindeki ağırlığını, liderlik konumunu pekiştirmeye çalışıyor. AB ilişkilerini alt düzeyde tutan İngiltere'nin liderlik konusunda yarışa girme niyeti gözükmemesine rağmen AB taraftarı İşçi Partili parlamenterlerin bile Alman ağırlığına karşı çıkmaları Prodi'nin kehanetini doğrular gibi. Avrupa Birliği eğer çok ciddi bir krize girip liderlik sorununu ve kendi içindeki temsil sorununu çözerse NATO ilişkileri kritik aşamaya girecek demektir. Ekonomik ve siyasi krizin AB karşısında iyice savunmasız bıraktığı Türkiye'nin bugünkü zirveden itibaren Avrupa ilişkiler ile birlikte NATO ve ABD ilişkilerini de dengelemesi gerekmektedir. Kısa vadede ne AB ne de NATO dağılır ama tarihi süreç ikisi arasında bir hesaplaşmanın olacağını gösteriyor. Türkiye'de uzun soluklu stratejilerle kafa yormak çok mu lüks sayılır dersiniz?
aemre@kaynet.net.tr
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|