|
|
 |
Ara rejimi destekleyen Sabah aldığı kredilerin altında kaldı
28 ŞUBAT FATURASI
Sabah gazetesinin muhalif yazarı Can Ataklı, Türkiye'de artık yükselen değerin 'ahlak' olduğunu söyledi. Beyoğlu Belediyesi'nin Ramazan Çadırı'nda konuşan Ataklı, Türkiye'den çok umutlu olduğunu ve en fazla bir yıl sonra bugün yaşadığımız yolsuzlukları yaşamayacağımızı kaydetti. "Türkiye'de dört adam var, bunlar Türkiye için umut" diyen Ataklı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Zekeriya Temizel, Sadettin Tantan ve RTÜK Başkanı Nuri Kayış'ın bugüne kadar kirlenmemiş isimleri ile siyasetteki, ekonomideki kirlenme ve yolsuzlukların karşısında durduklarını söyledi.
Sabah gazetesinde olup bitenlere ilişkin sorulan biri soru üzerine Sabah gazetesini bu noktaya getiren süreci de anlatan Ataklı, Sabah gazetesinin son beş yılda devletle girdiği ilişkiler sonrası çöküş yaşadığını kaydetti. "Dinç Bilgin benim çok değer verdiğim bir gazete patronuydu. Son beş yıla kadar hakikaten hiçbir şekilde devletle iş yapmayan, devletin avantajlarına muhtaç olmak istemeyen devletin önünde boyun eğmeyen bir adamdı ama çıtayı çok yükseltti. Türkiye'deki en yüksek teknolojiyi getirmeye kalktı, binalar yapıldı, bilgisayarlar, o büyük makinalar.. Fakat bunlar öyle bedava olmuyor. Rakiplerle mücadele edebilmek için büyük borçlara girildi" şeklinde konuşan Ataklı, sonun başlangıcını da şöyle anlattı; "Rakiplerin arkasında bankalar, başka sanayi şirketleri, telefon şirketleri vardı. Böyle olunca Sabah'ın basından para kazanarak bu yatırımları yapması mümkün değildi.
Büyük borç sorumluluk getirdi
Büyük borçlanmalara girildi. Büyük borçlanmalar büyük sorumluluk getiriyor. Bu borçların ödenmesi için her dönem belli hükümetlerle iyi ilişkiler kuruldu.
28 Şubat dönemi özellikle çok tuhaf geçti. Siz bunu yapın nasıl olsa arkası gelir.. Ben bu kadar hizmet vermişim hükümeti devirmişim benim borcumu erteleyeceksin. Bunu ödeyemiyorum üstünü vereceksin.. Bir borcu başka borçla o borcu başka borçla ödemeye kalkınca anormal büyüdü."
Etibank'ın satın alınmasının da "Benim de bankam olsun" düşüncesinden değil, "Bu bankayı alın, finansal sorunlarınızı aşarsınız" şeklinde siyasilerin yönlendirmesiyle olduğunu hatırlatan Ataklı, "Banka alınınca diğer borçların ödenmesi için bankanın kaynakları belli ki kullanıldı. Lüks ve ihtişam merakı da var. O yatlar, katlar, tekneler maalesef çok benimsemesek de onlar da oluyor. Sonra günün birinde deniz bitti. O imkanı sağlayanların da burasına kadar geldi ki el koydular" diye konuştu.
|
 |
|