![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Gündemde af varAf, ceza indirimi biçiminde geliyor. Daha önce de, defalarca söyledik. Ceza indirimi, infaza ilişkin bir düzenleme olduğu için, Anayasa Mahkemesi'nin istisnaları dikkate almayarak, kapsamı genişletme ihtimali mevcut. Anayasa Mahkemesi'ne göre, Parlamento, toplumun hassasiyetini gözetir; kimi suçları af dışı bırakabilir. Ama, ceza indirimi, hükümlüleri ilgilendirir. Hükümlünün suçla ilişkisi kesilmiştir; dolayısıyla aralarındaki eşitlik bozulmamalıdır. Anayasa Mahkemesi ve eşitlik
Anayasa Mahkemesi, böyle bir kararı, Terörle Mücadele Yasası'nın geçici 4'üncü maddesinin (a) ve (b) bentlerinin iptâli istemi üzerine vermişti. 8.4.1991 tarihli Terörle Mücadele Yasası'na eklenen o geçici birinci maddeyle, ölüm cezalarının infaz edilmeyeceği, bu durumda olanların 10 yıl, müebbet hapse mahkûm edilenlerin 8 yıl yattıktan, diğer şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olanların ise, cezalarının beşte birini çektikten sonra salıverecekleri kararlaştırılmıştı. Davaları görülmekte olanlar için de, suçun vasfına göre, asgarî had esas alınmak suretiyle, yukarıda belirtilen kadar hapis yatanlar serbest bırakılacaktı. Geçici 4'üncü madde ise, kamu görevlilerini öldürenlerin, bölücülerin, ırza geçenlerin geçici 1'inci maddeden yararlanmamasını öngörüyordu. Bu kişiler, ölüm cezasına çarptırılmışlarsa, 10 yıl değil 20 yıl yattıktan sonra, hapisten çıkacaktı; müebbet hapse mahkûm olanlar 15 yılını, şahsî hürriyeti bağlayan diğer suçlardan hüküm giyenler cezalarının beşte birini değil, üçte birini çekmeleri halinde, salıverilecekti. İşte Anayasa Mahkemesi, "burada eşitsizlik var" dedi ve geçici 4'üncü madde ile istisna kapsamına alınan bazı suçluları da, geçici 1'inci madde hükümlerinden yararlandırdı. Türk'ün endişesi
Zaten Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk de, Anayasa Mahkemesi'nin kapsamı genişleteceği endişesini taşıyor. Tabii burada, 23 Nisan 1999 tarihi önemli. Ceza indirimi, 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenmiş suçlar için geçerli. Böylece, Egebank veyahut Etibank'ın içini boşaltan Murat Demirel ile Dinç Bilgin - Zafer Mutlu çifti, veyahut Ali Balkaner ve Yurtbank sorumluları indirimden yararlanamayacak. Ama, 1999 yılının Ocak ayında Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na devredilen "İnterbank'ın" failleri (Cavit Çağlar, Teoman Koman vs) paçayı sıyırabilecek. Orhan Aslıtürk'ten naylon fatura alan hayali ihracatçılara da gün doğdu. Hatta Orhan ve Gülay Aslıtürk'e de şimdiden "gözünüz aydın!" diyebiliriz. Af, sözde kader mahkûmları için çıkacaktı. Ama maalesef, ceza indirimi söz konusu olduğundan, bundan vurguncular ve soyguncular da yararlanabilecek. Temiz toplum fırsatı bir kere daha elimizden kaçıp gidecek. Ateşteki kestaneler
Aslında Anayasa Mahkemesi, siyasetçiler tarafından oyuna getiriliyor. Anlaşılıyor ki iktidar, bankaların içini boşaltanları, hapisten kurtarmak istiyor. Zaten, "parasını ödeyen takibata uğramasın" diyerek, teşebbüse geçtiler. Fakat öyle büyük bir tepki ile karşılaştılar ki, ister istemez geri adım atıldı. Şimdi hükûmet af yerine, ceza indirimini tercih etmek suretiyle, ateşteki kestaneleri Anayasa Mahkemesi'ne toplatmayı arzu ediyor. Tabii Mahkeme, kamu yararını ve toplumun hassasiyetini gözeterek eşitlik adına, kapsamı genişletmeye yanaşmayabilir. Bir başka karar
Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin ceza indiriminde farklı uygulamaları kabul eden kararları da mevcut: "... Suçlar ve cezalar hakkında gerekli gördüğü önlemleri almak, yasa koyucunun yetkisi içinde kalmaktadır. Ne tür eylemlerin suç sayılacağı, suç sayılan eylemlere ne kadar ve ne tür ceza verileceği, nelerin cezayı ağırlaştıracağı veya hafifletici sebeb sayılacağı yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır. Elbette, Parlamento, takdir hakkını kullanırken, suçların ağırlık derecelerini, yeniden suç işlemesini önleme ve suçluyu ıslah amaçlarını da gözetecektir. Suçlar ve cezalar açısından konulan bu ilkelerin, ceza sisteminin tamamlayıcı bölümünü oluşturan infaz hukukunda da geçerli olacağı, dolayısıyla şartlı salıverme kurumunun şartlarının belirlenmesinde, gözönünde tutulması gerekeceği kuşkusuzdur. Yasa koyucu, şartlı salıvermenin koşullarını -meselâ yararlanma sürelerini, hangi suçlardan mahkûm olanların bundan yararlanıp yararlanamayacağını ya da farklı biçimde yararlanabileceklerini- zaman içerisinde, toplumun gelişmesine göre, serbestçe takdir edebilecektir." (Esas 1989/35, Karar 1990/22, Resmi Gazete: 21 Mart 1991) Demek Anayasa Mahkemesi kararları arasında da bir çelişki mevcut. Bu durumda, Mahkeme, bir ihtimal, toplum hassasiyeti ve kamu yararını gözeterek, eşitlik meselesini ortaya atmayabilir. 312'nci madde
Türk Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesiyle ilgili olarak da, ceza ertelemesi Meclis gündemine geliyor. Anayasa Mahkemesi, sadece basın yoluyla işlenen suçların ertelenmesini eşitliğe aykırı bulmuştu. Şimdi hükûmet, basın yoluyla işlenen suçların yanı sıra, miting, kongre, konferans, seminer, sempozyum, açık oturum veya panel gibi her türlü toplantılarda yapılan konuşmalar sebebiyle işlenen suçların infazının da ertelenmesi teklifini getiriyor. Böylece 28.8.1999'da, "Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine dair Kanun" çıkarılırken yapılan hata, 1 yıl gecikmeyle düzeltiliyor. Basın yoluyla olmasa bile, konuşmaları dolayısıyla cezalandırılan bütün fikir suçlularının cezası erteleniyor. Bu da müspet bir gelişme. (Bir önergeyle düzeltilmezse, infazını yakan Eşber Yağmurdereli hapiste kalmaya devam edecek. Zira 6'ncı bentte şöyle bir hüküm var: "Daha önce şartlı salıverilme hükümlerinden yararlandığı halde, yeniden suç işleyerek hüküm giyenler, bu madde hükümlerinden yararlanamazlar") Memnu hakların iadesi
Bu arada, onbinlerce mahkûmun, hırsızın, arsızın uğursuzun bile faydalanacağı düzenlemeler gerçekleştirilirken, memnu hakların iadesi düşünülmüyor. Necmettin Erbakan'ın, Tayyip Erdoğan'ın, Hasan Celâl Güzel'in ve diğer 312'nci madde mahkûmlarının siyaset yasağı sürüyor. Bundan alâ eşitsizlik ve adaletsizlik olur mu? Türk Ceza Kanunu'na göre, cezasını çeken kişi üç yıl sonunda memnu hakkının iadesini, mahkemeden talep edebiliyor. Genelde de bu hakkı alıyor. Ama konu gene de hâkimin takdirine bağlı. Acaba niçin, hükûmet, hırsıza, hortumcuya göstermediği hassasiyeti, memnu haklar konusunda gösteriyor; siyaset yasağını kaldıracak tek bir adım atmıyor. Yoksa birilerinin, çöle dönen politika boşluğunu dolduracağından mı korkuluyor?
nilicak@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|