YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Gülün, kahkaha koparın; bugün o gündür...

İçinden Nasrettin Hoca çıkaran Aziz Nesin'lik bir ülke olduğumuz özellikle kriz dönemlerinde kendini belli ediyor. Her aklı başında insanın karalar bağlaması, kafasını duvardan duvara vurması gereken ortamlarda, biz, "Aman ne güzel, ne âlâ" sesleri çıkartıyoruz...

Nasrettin Hoca'nın ünlü hikâyesini bilirsiniz: Alacaklıları vâdesi gelen borcun tahsili için kapısını çaldıklarında, Hoca, "Sizin para garanti" demiş ve anlatmış: "Dışarıya çalı ektim, konu-komşunun koyunları geçerken tüyleri onlara takılacak, ben de onları eğirip kumaş yapacağım, satınca da sizin paranızı ödeyeceğim..." Adamlar gülünce Hoca espriyi yapıştırmış: "Hazır parayı görünce gülersiniz tabii..."

IMF'nin Avrupa direktörü Michael Deppler'in Hazine ve Merkez Bankası yetkilileriyle yaptığı basın toplantısını izlerken, "Ölme eşeğim, ölme" diyen Nasrettin Hoca kadar keyiflendim... "6 Aralık kararları" diye anılacağı anlaşılan 'kurtarma paketi' içerisinde, vâdesi 21 Aralık olan kredinin vaktinde ödeneceği öngörüsü var... Bir de 5 milyar dolarlık çok kısa vâdeli ek kredi... Hepsi bu... Bu kadar 'peşin para'yı görünce bizimkilerin ağzı kulaklarına varmış...

Paketin bence en önemli unsuru, yabancı bankaların açtığı kredilere de devlet garantisi tanınmış olması... IMF'nin dünyanın değişik köşelerinde izlediği temel finansal politikalara aykırı bir karar bu; öyle ya, bizim gibi ülkelerin bankaları ve şirketlerine, risk taşıdığı için, krediler yüksek faizle açılıyor zaten; bu kararla, risk ortadan kalkıyor, ama yüksek faiz yerinde kalıyor... Alın size bir kahkaha sebebi daha...

Batan bankaların iç boşaltma taktiklerinin en önemlilerinden birinin yabancı krediler olduğunu duymuş muydunuz? İlişkilerinizi (veya medya gücünüzü) kullanarak, bir kamu bankasını, yurtdışında bir yerlerde anlaştığınız bir yabancı bankaya kredi açmaya 'ikna' ediyorsunuz; düşük faizle açılan o krediyi alan yabancı banka, kendi komisyonunu peşin tahsil ederek, parayı derhal sizin bankanıza gönderiyor... Kamu bankalarının 'görev riski', bu tür işlemler yüzünden, 20 milyar dolar civarında... Yani, içleri boşaltılan bankalara bakıp "10 milyar dolar hortumladılar" deniliyor ya, bu yanlış; 'görev riski' gibi şık bir kavram arkasına saklanan 20 milyar doları da zarara eklememiz gerekiyor...

Yurtiçinden toplanan mevduatı bizler ödeyeceğimiz gibi, hükümetin, bürokratların ve onlarla işbirliği halindeki medya organlarının "Büyük zafer" diye pompaladıkları "6 Aralık kararları" yüzünden, dış bankalar kullanılarak gerçekleştirilen hortumlama işleminin faturası da bizlere çıkartılacak...

Gülün, ama katılmayın sakın...

Süpermarketlerde bedava dağıtılan gazetenin yöneticisi, "Kriz gecesi başbakanlıktaydım" diye yazmış... İftara onbeş dakika varmış ve makamın sahibi olan 'önemli kişi' (Hani, Beykoz Konakları'nda iki villası bulunan devletlu) güzel bir iftar sofrası döşetmiş... Gazetenin bağlı olduğu holdingin de yöneticilerinden olan 'gazeteci' geceyi sütununda şöyle özetliyor: "Başbakanlık'ta kasvetli bir hava hâkimdi. Ekonomik kriz sinirleri germişti. Ancak gece yarısı zirveden çıkarken sinirler yatışmıştı. IMF'den gelen haberler iyiydi. Gelecek paranın miktarı Ankara'da en iyimserlerin beklentilerini bile aşan bir düzeydeydi." Devlet hizmetinde gazetecilik dediğin böyle ifa edilir; zirveyi 'içeriden' izleyen gazeteci olmak kolay mı?

Acaba o gecenin sabahında ağlayanlar da olmuş mudur? Süpermarkette dağıtılan gazetenin yöneticisi, önemli konuların görüşüldüğü o kritik gecede bir noktaya dikkat etmeden duramamış: MHP'li Devlet Bahçeli oradaymış, ama Mesut Yılmaz yokmuş … Acaba Demirbank ile Park Yatırım Bankası'na el konma kararı ona sorulmadan mı alındı? Yoksa, Mesut Bey, protesto amacıyla mı, o gece ortaklarından uzak durmayı tercih etti?

İç mevduat ve yabancı kredi devlet garantisi altında bulunduğu için, bankalara el konulması sisteme yeni bir yük demek… Demirbank'ın sadece bir medya grubunda batmış parasının bir kaç yüz milyon dolar civarında olduğu söyleniyor… Kahkahanızı özlediğim için bir kez daha hatırlatayım: Batan bankaların zararını, vergi, ek vergi, stopaj, kelle vergisi gibi isimler altında biz ödeyeceğiz… Daha iyi güldüreceğini bildiğim bir sorum da var, ama cevabı için kime başvurmam gerektiğini bilemiyorum: El konulacağı haberinin çıktığı, kurtarmak için Merkez Bankası kaynaklarından iki milyar doların feda edildiği geçen 'Kara Çarşamba'dan bu 'Uğurlu Çarşamba'ya kadar geçen bir hafta içerisinde Demirbank'ta ne tür para hareketleri yaşandı acaba?

IMF'nin Avrupa direktörü Deppler, basın toplantısında, "Türk ekonomisi de sağlam, bankacılık sektörü de bir bütün olarak güvenli, sadece tek tük bankalar çürük" dediğinde kahkaha kopçalarını iyice koparmışım… "Çürük" bankaların kapılarını açık tutarak soygunun devamını sağlamış oluyor IMF ve ekonomi sorumluları; "Sağlam" dediği aslında bizleriz… Bizim zürriyetimize güvenerek, bankalar aracılığıyla, ülkeyi fakirleştiriyorlar. Elbirliğiyle…

Ödünç verdiği kazanın doğurduğu tencereyi kabul eden, ama ikinci ödünç verişte kazanının öldüğünü öğrenen komşusunun gösterdiği tepkiye Nasrettin Hoca'nın cevabını hatırlayın lütfen…

Neden gülmüyorsunuz? Darılırım sonra ama…


7 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Taha KIVANÇ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...