![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Resmi aday, eşit aday farkıAvrupa Birliği'nin 2010 yılına kadar ki gelişme sürecinde aday ülkelerden sadece Türkiye'yi dışarıda bırakmasının Türk aydınları ve seçkinleri üzerinde en azından psikolojik yara açtığı ortada. Ancak tuhaf bir şekilde kimse bu yaranın ismini koymak bir yana varlığından da bahsetmek istemiyor. Türkiye olanca aşağılanmalardan sonra resmi aday statüsüne geçmeyi başarmıştı sonuçta. Batılılaşma yolunda gelinen merhale, Gümrük Birliği'nden sonra Türk seçkinlerinin en önemli başarılarından biri sayılabilirdi. Eğer geçen hafta ortaya çıkan durum olmasaydı seçkinler eliyle yürütülen Batılılaşma girişimlerimizin bu minval üzere sürdürüleceğinden kuşku duymak şöyle dursun, seçkinlerimizin gelecekteki Türkiye projeleri, dünya daha doğrusu Batı tasavvuru kamu vicdanında meşruiyetini kazanmış olacaktı. Türk seçkinlerinin onulmaz yalnızlığı bir nebze giderilmiş olacaktı. Türkiye'de hemen herkes Avrupa Birliği'nin bize bakışını (kategorik anlamda) değerlendirmekte ne kadar yanıldığını yeni anlamış oldu. Avrupa Birliği'ne resmi aday olmakla eşit aday olmak arasında derin bir muhteva farkı olduğu ortaya çıktı. Tartışmaların muhtemel üyelik ve buna ilişkin hazırlıklar üzerine yoğunlaştığı bir dönemde resmi aday olmakla eşit aday olmanın aynı şeyler olmadığı ortaya çıktı. Daha Avrupa kapılarına adım atmadan dünkü bakiyemiz olan devletçiklerden geride tutulmak reddedilen mirası hatırlattı. Henüz Avrupa'nın zencisi olmadan Bulgaristan gibi bakiyemiz sayılması gereken adayların zencisi durumuna düştüğünü farkeden seçkinlerimiz bu ülkede kendi konumlarını farketmiş değiller. Zor gelen, konuşulmaması gereken, üstü örtülüp geçiştirilmeye çalışılan nokta da burası. Yoksa Avrupa'nın yaptığı bu ne ilk ne de son. Milli hisleri biraz kaşırsanız, hamaset edebiyatıyla kitleleri yatıştırmak mümkün. Ancak dünyanın en yalnız aydını olmak gibi bir ayrıcalığın dayanılmaz boşluğu bazan tahammül sınırlarını zorluyor. Sadece Avrupa Birliği'nin tutumu değil bizim seçkinleri yaralayan. Henüz kendini yeterince yenileyememiş ama güç ve iktidarı hâlâ ellerinde tutan, başının her derde girdiğinde kapısını çaldığı etkin kurumların/kadroların kendilerini yalnız bırakmaları. Yalnızlıkları bu zamana kadar fazla sorun olmamıştı. Konumlarını, projelerini beğenmeyen, adam edilmeye mahkum kitlelere karşı tek sığınakları arasında araları açılıyordu; işte gerçek yalnızlık burada başlıyordu. Ya yalnızlığı göze alıp yol ayrımına geldiklerini ilan edeceklerdi ki bu güç ve iktidar paylaşımında kaybedecekleri (şimdilik) belli olduğunu bile müttefiklerine savaş açmak demekti. Bu şovalye ruhlu bir kişilik hiçbir zaman onlarda olmadı. Ne zaman değişim bayrağını ellerine alsalar diğer taraftan gelen rüzgar karşısında hemen indiriverdiler bayrakları. Değişim, çağdaşlık, yeni kimlikler, globalleşme, liberal eğilimler adına üstlenecekleri risk statükoyu karşılarına almaya değecek kadar değildi henüz. En ateşli değişimcilerimizin bile değişimciliği statükodan beslenmekteydi. Yani statükoyu temsil edenlerin izin verdiği kadar değimcilik oynanabilirdi. Ecevit'in AB aile fotoğrafında mahcup bir şekilde kayboluşunun semiyolojik göndermelerinin açımlanması bile genelde Batı, özelde AB ilişkilerimizin şifrelerini çözmeye yeterdi. Ne tuhaf, aynı saatlerde Türkiye'den AB'liğine gönderilen mesaja karşı ne kadar küçük değinilerin dışında bir eleştiri gelmedi. Ne kadar zarif, naif ve de hafif eleştiriydi öyle: Bu açıklamanın AB üyeleri arasında siyasal yapımıza ilişkin kuşkuların doğmasına neden olabileceği ileri sürülüyordu. Statükoculuk giyinmeye çalıştıkları yeni kimlikleriyle çatışıyordu ve bu riski göze almaları halinde konumlarını yitirerek yalnızlıklarını gerçek hale getirecek bir korumasızlığa düşebilirlerdi. Bunu göze alacak şovalye kişilik yoktu aralarında. Sonuçta Türkiye'de hiç kimse, idealleri uğruna statükodan vazgeçmeyi göze alacak lükse sahip değil. İdealler de birer lüksten ibaret çünkü. Onun için herkesin korunacak bir statükosu var.
aemre@kaynet.net.tr
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|