|
|
 |
Abilerin dediği oldu
AB liderleri, uzun süren müzakereler sonunda tarihî önem taşıyan Nice Sözleşmesi'nde anlaşıp genişlemeye start verdiler. Chirac: "Nice Avrupa tarihine AB'yi şekillendiren bir zirve olarak geçecek."
Avrupa Birliği liderleri, uzun süren bir müzakere maratonu sonunda genişleme öncesi tarihi önem taşıyan Nice Sözleşmesi üzerinde anlaştılar. AB dönem başkanı Fransa'nın Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Nice zirvesinin Avrupa tarihine, AB'yi şekillendiren bir zirve olarak geçeceğini söyledi.
AB'nin doğu ve orta Avrupa'daki aday ülkelere taahhütlerini yerine getirmesi konusunda bu zirvenin çok önemli olduğunu bildiren Chirac, Amsterdam'da 1997'de yapılan zirvenin başarısızlığına atıfta bulunarak, kurumsal reformlarla ilgili zirvelerin her zaman zor geçtiğini bildirdi. Nice zirvesi sırasında, karışık, zor ve hassas konuları ele aldıklarını kaydeden Chirac, bu anlaşma ile birlikte, AB Komisyonu'nun daha etkili bir biçimde çalışacağını belirtti. Chirac, Bonn ve Paris'in AB'nin kurucusu ve inşasında en önemli rol oynayan ülkeler olması itibariyle AB Konseyi'nde Almanya ve Fransa'nın eşit oranda ağırlığı olmasının son derece doğal olduğunu söyledi.
2004'te yeniden tartışılacak
AB zirvesi sonunda, genişlemeyle ilgili tarihi sözleşme konusunda uzlaşan liderler, birlik içinde yapılacak yeni reformlarla ilgili 2004'de yeni bir konferans düzenlenmesini kararlaştırdılar. Zirve sonunda yayınlanan "AB Geleceğinin Bildirisi" isimli belgeye göre, 2004'te yapılması istenen konferansta, AB Komisyonu ile üye ülkeler arasındaki yetki dağılımı, Nice Zirvesi'nde kabul edilen "Temel Haklar Sözleşmesi", ulusal parlamentoların AB konularındaki rolü ve AB kuruluşunda büyük önem taşıyan sözleşmelerin tekrar gözden geçirilmesi öngörülüyor.
AB'nin eski komisyon üyelerinden Karel van Miert, bir Belçika radyosuna verdiği demeçte, zirve sonunda önemli bazı kararlar alınmasına rağmen, birliğin genişlemeye tam hazır olamayacağını söyledi. Miert, AB'ye üye ülkelerin, genişlemenin gerçekleşmesi konusunda cesaret ve hırsları olmadığını iddia etti.
"Avrupa için büyük gün"
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'dan Türkiye'ye destek geldi. Edinilen bilgiye göre Papandreu, Yunan gazetecilerle yaptığı görüşmede, AB'nin genişlemesiyle ilgili değerlendirmede Türkiye, İsviçre, Norveç ve Liechtenstein gibi ülkelerin durumunun de gözönüne alınmasını istediğini söyledi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi ise, kapanış konferansında yaptığı konuşmada, "Bütün iyi anlaşmalar gibi, bu da sabaha karşı gerçekleşti" diye konuştu. İsveç Başbakanı Goran Persson da, "Bugün, Avrupa için büyük bir gün. Genişlemeye hazırız" diye konuştu.
Sözleşmenin ana hatları
Nice Sözleşmesi, gelecek yıl başlarında resmen imzalanacak ve 18 ay içinde AB'ye üye ülkelerin ulusal parlamentolarının onayına sunulacak. AB ülkeleri, Ankara ile tam üyelik müzakereleri başlamadığı için, genişleme sonrası projeksiyonlara Türkiye'yi dahil etmediler. Nice Sözleşmesi'nin önemli kısımları kısaca şöyle:
OYBİRLİĞİNDEN OYÇOKLUĞUNA GEÇİŞ: AB içindeki kararlarda 29 önemli siyasi karar gerektiren alanda daha, oybirliğinden oyçokluğuna geçildi. Ayrıca, AB içinde 6 önemli üst düzey tayinde de oybirliği ilkesinden oyçokluğu ilkesine geçilmesini benimsedi. AB liderleri, özellikle Almanya, İngiltere ve Fransa'nın itirazları üzerine, vergilendirme, göçmenler, sınır kontrolü, sağlık, eğitim ve kültür konularında, oybirliğinden oyçokluğuna geçişle ilgili olarak uzlaşmaya varamadı.
AB KONSEYİ'NDE OYLARIN AĞIRLIĞI: Nice Sözleşmesi'ne göre, AB ülkelerinin genişleme sonrası konseydeki oy dağılımı ise şöyle olacak: Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya'ya 29 oy. İspanya ve Polonya'ya 27 oy, Romanya'ya 15, Hollanda'ya 13, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, Belçika, Macaristan, Portekiz'e 12 oy, İsveç, Bulgaristan,
Avusturya'ya 10 oy, Slovakya, Danimarka, Finlandiya, İrlanda, Litvanya'ya, 7 oy, Letonya, Slovenya, Estonya, Kıbrıs Rum Kesimi ve Lüksemburg'a 4 oy. Malta ise 3 oya sahip olacak.
AB KOMİSYONU: AB Komisyonu'nda, büyük ülkeler Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya, 2005 yılı sonrası komisyonda 2 üye bulundurma haklarını kaybedecekler. Daha sonra, her yeni üye, toplam üye sayısı 27 olana kadar komisyonda bir üyeye sahip olacak. Ancak üye sayısı 27'yi bulunca bu rakam sabitleştirilecek ve rotasyon usulüne gidilecek. Öte yandan AB Komisyonu Başkanı'nın yetkisi artırılacak ve başkana gerektiği takdirde komisyon üyelerini işine tek başına son verme yetkisi verilecek.
GÜÇLENDİRİLMİŞ İŞBİRLİĞİ: Sözleşmeye göre, AB içinde 8'den fazla üye ülke, kendi aralarında anlaşmaya vardığı takdirde bu
ülkeler diğer ülkeleri beklemeksizin, kendi aralarında ve seçtikleri konularda daha yakın işbirliği ve entegrasyona gidebilecekler.
Ancak savunma konuları, "güçlendirilmiş işbirliği" dışında bırakılacak.
AVRUPA PARLAMENTOSU: Avrupa Parlamentosu'nun şu anda 626 olan sandalye sayısı genişleme sonrası 738'e çıkartılacak.
Zirve'den notlar...
AB tarihinin en uzun toplantısında, çok ilginç beyanatlardan anekdotlar şahit olundu. AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi, beş gün süren zirve için "Şafak sökerken tüm bu işlerimiz sona erecek" dedi. Fransa Cumhurbaşkanı olan Jacques Chirac, "Nice zirvesi Avrupa tarihine geçecek" ifadesini kullandı. Fransa Dışişleri Bakanı Hubert Vedrine, "Tartışıyoruz, ilerliyoruz ama yorgun, bitkin mavna atlarına benziyoruz" diyerek duygularını yansıttı. Alman Şansölyesi Gerhard Schröder, "Bu zor işte, ne olur ne olmaz diye iki tane daha gömlek ayırdım" diye konuştu. Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, "Sanırım bu toplantıda tutkularımıza gem vurduk" şeklinde görüş belirtti. Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, "Fransa ile yaşanan oylama esnasında size çektiklerimi söyleseydim, Başbakanım beni iyi benzetirdi" şeklinde esprili bir ifade kullandı.
|
 |
 |
Çernobil kâbusu bitiyor
Çernobil'de görevli bir mühendis 15 Aralık Cuma günü düğmeye
basarak, dünya tarihinin en kötü nükleer
felaketine sahne olan santrali tarihe gömecek.
'Demireller' işe hızlı başladı
İsrail-Filistin çatışmalarını araştırmak için kurulan ve aralarında Süleyman Demirel'in de
bulunduğu Uluslararası Araştırma Komisyonu
üyeleri dün Barak ve Arafat'la görüştü. Mısır'a giden heyet üyeleri, daha sonra Ürdün'e geçecek.
Saddam petrol bölgelerini boşaltıyor
Irak lideri Saddam Hüseyin'in, Kuzey Irak'taki Kerkük petrol bölgesinde yaşayan Türkmenler ile Kürt kökenlileri daha kuzeye sürdüğü ve buraları "Araplaştırma politikası" güttüğü öne sürüldü. New York Times gazetesine açıklamada bulunan bölgede görevli BM temsilcileri, Saddam'ın kendisine başkaldıran Kürtler ile Arap kökenli olmayan diğer Iraklıları bölgeden sürdüğünü belirttiler. Kuzeye sürülenlerin, Şamşamal ve Kani Şaytan kamplarında mülteci olarak yaşayan nüfusu artırdığı bildiriliyor. BM'nin, bu uygulamaya son vermek için Irak'la temasa geçtiği belirtildi. Kuzeydeki Erbil, Dohuk ve Süleymaniye kentleriyle çevresinde yaklaşık 805 bin kişinin yaşadığı ve son göçlerle buraya 59 bin kişinin daha geldiği gazete tarafından ifade edildi. Saddam'ın, bölge halkının büyük bir askeri üs ile havaalanının yer aldığı stratejik Kerkük bölgesinde bulunmasını istemediği verilen haberler arasında. İnsan Hakları İzleme Komitesi, Saddam'ın Türkmen ve Kürt kökenlilere, "Arap" olduklarına dair belge imzalatmak, böylece etnik kökenlerini inkar etmelerini sağlamak istediğini öne sürdü.
|
|