YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Avrupa yolları taştan

Yazıya böyle cefalı bir başlık kondurduğumuza göre alıntıya konu olan türkünün kinayeli ikinci mısraını da ihmal etmeyelim: Sen çıkardın beni baştan. Avrupa Birliği'ne girmek memleketin kaymağından yiyebilen Türklerden bazısına cefalı, bazısına ise sefalı geliyor. Halbuki onların yediği kaymağın husule gelmesine vesile olan büyük çoğunluk şaşırmış durumdadır. Çoğunluk Avrupa'ya giden yollara taş dökülüp dökülmediğine ve bu mıntıkanın stabilize edilip edilmediğine dair sağlam bilgilerden mahrumdur. Bu bilgilere erişse bile sahip olduklarıyla neler yapabileceğini bilmez. Şaşkınlığı bir kat daha artar.

Anlatıma dikkat: "Memleketin kaymağını yiyen Türkler" demedim. Benim bahse konu ettiklerim memleketin kaymağından (bir miktar) yiyebilen Türklerdir. Gerçek şudur ki asırlardan beri bu memleketin kaymağı Türk olmayanlar tarafından yenilmek üzere transportasyona uğramaktadır. Şimdiye kadar hangi hızla ve hangi mikyasta modernleştiysek kaymak naklinin sürati ve nakledilen kaymağın miktarı o kadar artmıştır. Bilhassa üç yüz sene var ki bal tutan parmağını yalar hesabı söz konusu ulaşıma katkıda bulunan kimi Türkler kaymaktan bir miktar yiyebilmektedir. Az bir miktar, zira kaymak bal gibi akışkan değildir ve tutulduğu zaman parmak aralarından sızmaz. Süttür kaymak tutanın parmaklarının arasından sızan şey.

İşte bu kaymak tutan ellerine süt bulaşmış bulunan Türkler son zamanlarda kendi aralarında çok da ciddi sayılmayacak bir bölünme yaşamaktadır. Bunların kimileri diyor ki ne yapıp yapıp Avrupa Birliği'ne kapağı atmalıyız. Eğer Avrupa Birliği'ne giremezsek: Yandı gülüm keten helva! Bu acil imdat çığırtkanlığından diğer bir kısım transportörler rahatsızdır. Endişelerini dile getirirlerken şu argümanı ileri sürüyorlar: Avrupa Birliği'ne girmiş bir Türkiye'de bundan böyle iyileştirmeler adı altında gerek iktisadi ve gerekse siyasi ameliyatlar yapılırken Türklerin eline bisturi hiçbir zaman teslim edilmeyebilir. Avrupalılar Türkiye'nin kaymağını bizzat kaşıklamayı becerebilirlerse senelerdir hissemize düşen navlun bedelini kimden talep edeceğiz? Aslına bakarsanız Avrupa Birliği'ne şartlı girelim diyen Türklerle "aman şart koşmayalım, yoksa bizi almazlar" diyenler arasında temel görüşler bakımından hiç fark yoktur. Her iki taraf da Avrupalılar tarafından kabule şayan bulunmanın üstünde bir değer bilmediklerini çoktan dile getirmişlerdir.

Ciddi mesele Türkiye'den nakledilen şeyin bal değil de kaymak olmasıdır. Yani Türkiye bir türlü yayık olmaktan kurtulup kovan haline dönüşememiştir. Türkiye karıştırıldıkça ve çalkalandıkça kaymak bağlamaktan ötesine güç yetiremeyen bir ülkedir. Dolayısıyla Türkiye'den yarar sağlamak isteyen her kimsenin aklına ülkeyi karıştırıp çalkalamak geliyor. Biz Türklerde bal yapacak bir örgütlenme olsaydı her birimizde balımıza el uzatanı sokacak bir iğne de olurdu.


12 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

İsmet Özel

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...