![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Modernliğin etkisinde
Mikrodalga fırını çalıştırmak için password arıyorsan, Solitaire'i son on yıl içinde hiç gerçek kartlarla oynamamışsan, Üç kişilik ailen için 15 farklı cep telefon numarasını ezbere bilmen gerekiyorsa, Güney Amerika'daki tanımadığın biriyle günde on kere çetleşiyorsan, ama buna karşılık apartmandaki komşulardan hiçbirini tanımıyorsan, Arkadaşların ile bağlarının kopmasına sebep, onların mail adreslerinin olmaması ise, En iyi bildiğin tüm şaka ve esprileri internet üzerinden bulduysan, Evdeki telefonundan "sıfır" ya da "9" ile çıkış yapıyor ve telefon çalınca firmanın adı ile açıyorsan, Çocuklarını ve eşini sadece çalışma masandaki fotoğrafları sayesinde görebiliyorsan, Bu maddeleri okurken kendine uyduğunu görüp de gülümsüyorsan, Ve bunu kimlere forward yapabilirim diye düşünüyorsan... "Modern Times"dan sen de nasibini almışsın demektir. Murat Kayacan'a teşekkür. Eski günleri hatırlayınca, neden hep kederleniriz?
Bu akşam o kadar durgun ki sular
... 2000 yılındayız. Bir sabah vakti, üstelik bir Ramazan sabahında, aklıma takılan şiire bakın. "Bu akşam..." diye başlıyor. Üstad Necip Fazıl "Yattığım kaya" adlı bu şiirini 1926'da yazmış. Keder, durgunluk, eski günler... Acaba neden diye düşünüyorum, ortada ciddi bir sebep yok. Şöyle bir sonuca varmak mümkün: Demek ki insan sebebini bilmese de bazen durgunlaşabiliyor, kederlenebiliyor. * * *
... Bu mısralar da Metin Önal Mengüşoğlu'na ait. Bu şiiri yazdıktan sonra sevgili oğlu Yasir'i kaybetti şair. "Sınamaların sürmesini Allah'ın bizi unutmadığının işareti sanıyordum... Rabbim'in bana kendisini hatırlatıcı, kendisine yalvarma fırsatları bahşedici imtihanlarını dilemem ilk nazarda masum bir dilekti. Ancak bu imtihanın ille de bir acı ile birlikte gelmesini istemek meğer ne aldanışmış. Rabbin nimetlere garkederek sınaması yok muydu? Donkişot'a benzedim. Güya nimet talebinde bir tür ihtiras varsaydım. Sanki taleb etmesem de nimetleri veren o değilmiş gibi. Herhalde böbürlendim. Nimeti tekmeleyip acıyı davet ettim." diye yazıyor sevgili ağabeyim Metin Önal Bey, Harput Şehrengizi'nde. Yasir, 24 yaşındaydı. Rabbim kimseye böyle acı vermesin. Otururken dikkat
Son birkaç gündür internet kullanıcılarının e-mail adreslerine çok çarpıcı ve panikletici mesajlar geliyor. On binlerce kişinin e-mail adresine gönderilen elektronik mektupta yazılanlar tüyler ürpertici. Sinema severlere AİDS'in nasıl bulaştırıldığını tüm detaylarıyla anlatılıyor: 'Arkadaşın iş arkadaşlarından biri sinemaya gider, yerine oturur ve bir şeyin battığını fark eder. Kalkıp baktığında, batan şeyin ucuna bir not iliştirilmiş bir iğne olduğunu görür. Ve notta korkunç bir mesaj yazılıdır. 'Gerçek dünyaya hoşgeldin, artık AİDS'lisin.' İğne doktora götürülür, testler yapılır ve iğnede AIDS virüsü olduğu anlaşılır.' (Detayı www.internethaber.com'da) Ben bir keresinde neşelenmiştim eski günleri hatırlayıp da...
mseker@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|