![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Siyaset çökerse...Siyaset iflas edip de, ülke yönetimi en örgütlü gücün, diyelim askerin elinde kalırsa bunun sonucu ne olur? Hiç şüphesiz bu, hem askerin hem ülkenin çöküşü olur. Bunun artık postulat değerinde bir yargı olduğunu, ve asker dahil, siyasi kadrolar dahil, işadamları dahil, ülke üzerine düşünen iyi niyetli herkesin bu görüşü paylaştığını sanıyorum. -Peki böyle bir endişe mi var? Yani bir karar mekanizmasında "siyasetçiler işin içinden çıkamıyor, iç-dış problemler aldı başını gidiyor, ülke güvenliği tehlikede, bunun önlenmesi lazım" gibi bir değerlendirme ve bundan hareketle yönetimi üstlenme hazırlığı mı var? Bana göre bu da yok. 28 Şubat'ta bile asker MGK zeminini kullanarak siyaseti yönlendirmeyi tercih etti. Bugünkü askeri kadrolar, belki onda bile daha ölçülü olma çabasındadırlar. Öyleyse "siyaset çöksün, birileri gelsin" şeklinde bir proje olmaması gerekir. -Peki ama olan ne? Olan da şu: Siyaset gerçekten derin sarsıntı yaşıyor. 28 Şubat'tan bu yana derinliği yoğunlaşan bir sarsıntı. Sarsıntının bir boyutunda Ecevit'in yaş ve sağlık durumu var. Ecevit, Demirel varken Demirel'le ikame ettiği başbakanlığı, bugün Hüsamettin Özkan'la ikame ediyor. Bunun yönetimde nasıl bir kargaşaya-gecikmeye-dış müdahaleye yol açtığı gözden ırak tutulamaz. İcranın başındaki kişi, yani orkestra şefi, üstelik üç partili bir koalisyondaki orkestra şefi düşük yoğunluklu bir yönetim edebiliyor. Hükümetin -daha doğrusu hükümetlerin- 28 Şubat'tan bu yana "sınırlı sorumlu" bir yapısı bulunduğu açık. Yani, iktidarda kim olursa olsun, 28 Şubat iradesinin gözünün içine bakıyor. Bu da, paylaşma kabul etmeyeceği bütün siyasi teorilerce kabul edilen "iktidar"ın paylaşılması, yani yaralanması, yani zaaf içine düşmesi demek. Sürekli, emri altındaki kadrolar tarafından çizgisi düzeltilen bir hükümet, gerçekten güçlü hükümet midir? Bir de bu hükümet dağılsa, Ecevit'e bir şey olsa gibi sorular üzerinde düşünün... Yani alternatifi olmayan bir hükümet söylemini değerlendirin. Alternatifi olmayan bir hükümet, diyelim sağlık sebebiyle bir alternatif aramak zorunda bıraksa Türkiye'yi, o zaman ne olacak? -Türkiye aylardır Fazilet Partisi'nin kapatılmasını konuşuyor. Belki de daha doğarken kapatılma ihtimali gündeme girmişti bu partinin. Bu parti ana muhalefet misyonunu üstlenmiş ama, üzerinde kapatılma tehdidi var. Yani ana muhalefet görevi gereği, en hayati ülke meselelerinde biraz sesini yükseltse, "Aman haaa" diye uyarılıyor. Türkiye, AB ile ilişkiler gibi, ekonominin yeniden yapılanması gibi, yolsuzluk ekonomisinin tasfiyesi gibi hayati gündemlerle çalkalanıyor, ana muhalefet denetleme sorunu yaşıyor. AB ile ilişkilerin getireceği insan hakları, özgürlük ortamından yararlanarak hayatını devam ettirebileceğini düşünen bir parti, AB ile ilişkilerin getireceği bedelleri gündeme taşıma iradesi gösterebilir mi? Diyelim Fazilet kapatıldı... Ne olacak? Bunun toplumsal bedelini bir kenara bırakalım, sırf demokratik mekanizmanın sağlığı yönünden ortaya çıkacak sancıları düşünelim... İktidarı ikameli yürüyen, ana muhalefeti çökertilmiş bir siyasi yapı... "Siyasi yapı çökerse..." dediğim durum bu. İlla birilerinin yönetime darbe yapıp el koyması gerekmiyor, çöken bir siyaset de darbeden başka sonuçlar doğurmuyor ülke için... Çizgisini paylaşmasanız da , sorumlu bir iktidar olsun ülkede... Etkili bir muhalefet olsun... Siyasi mücadele çoğulcu planda kıran kırana da olsa işlesin... İktidarların güçlü alternatifi olsun, seçim kanalı hep açık dursun. Bundan ülke kazanır. Normalde Başbakan'a bağlı bir Genelkurmay başkanının hem başbakanı, hem başbakan yardımcılarını, hem muhalefet partilerini, yani tüm millet iradesini denetlediği bir yapıdan, beklenen disiplinli yönetim aksine kaostan başka ne çıkar? Türkiye bu sancıları yaşadı. 28 Şubat, belki "darbe" yıkımını önlemek için MGK'lı bir statüyü tercih etti. Ancak bu statünün de geldiği nokta, siyasetin derin zaaf içine itilmesi olmuştur. Kimse, Ecevit'in sağlığı daha da bozulursa her şey iyi olur diye düşünmemeli. DSP'nin yaşayacağı kaos, doğrudan ülkeye yansıyacaktır. Kimse Fazilet kapanırsa iyi olur diye düşünmemeli... Ana muhalefeti susturulmuş bir ülke, yani iktidarın en yakın alternatifi çökertilmiş bir Türkiye, her an siyasi kaosa namzet bir Türkiye'dir. Kimse Fazilet'in parçalanmasına da bel bağlamamalıdır. Sağı, solu parçalanmış bir siyasi yapının zaafları ortada. Halkın iyi temsiline imkan veren bir siyasi mekanizma için çaba sarfedilmeli. Ondan sonra da, siyasi kadroların seçimden seçime denetlenmesine herkes razı olmalı. Çünkü her toplum, layık olduğu yönetime kavuşur.
atasgetiren@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|