YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Az yemenin değişen manası

'Açlığın şerefi büyüktür. Açlık, bütün millet ve din mensuplarınca meth ü sena edilmiştir. Çünkü açın hatırı (ve zekası) zahir yönünden daha işlek ve daha keskin, karihası (ve muhakemesi) daha düzgün ve bedeni daha sıhhatli olur. Mücahede ve riyazetle nefslerini hazırlamış ve terbiye etmiş olanlar fazla obur ve boğazına düşkün olmazlar. Çünkü: "Açlık nefs için hudû ve kalp için huzûrdur". (Nefse boyun eydirir kalbe Allah korkusu verir). Aç olanın bedeni hudû, kalbi huşû içinde olur. Çünkü nefsani kuvvetler, açlıkla yok olur gider' Hucvirî/Keşfu'l-Mhahccûb, sh. 467

Beden ile ruh arasındaki zıtlık, bedenin az beslenmesi sonucu ruhun doyuma ulaşacağı şeklinde tarif edilmiştir hemen bütün dinlerde. Bedenin ihtiyaçlarını önceleyen hedonistler hariç her düşünce ve din sisteminde az yemek esastır. Bu bakımdan modern ile modern öncesini ayıran önemli bir fark olarak, az yemenin değişen manası üzerinde durmak gerekir.

Modern öncesi az yemek bedenin ruh üzerine çöken ağırlığından kurtulmak içindir. Ruh beden ilişkisi, ruha bedenin hapishanelik yaptığı metaforla izah edilir. Ruh bedenin hapishaneliğinden azat olmak için onun isteklerini asgari seviyeye indirir. Az yemek, az uyumak, az konuşmak ruhu özgür kılacak metodlar arasında sayılır. Az yemek, az uyumak kişinin doğrudan kendisiyle alakalı olarak gerçekleştireceği perhizler iken, az konuşmak esasında kişinin başkalarının dünyasında söz olarak az yer alması esasına dayanır. Başkalarının dünyasında az yer almak ise bedenin toplumsal manada sınırlandırılmışlığına işaret eder.

Modernlik ile birlikte beden-ruh zıtlaşması bedenin esas alındığı bir merkezilik içinde önemini kaybetmiştir. Böylece beden ebedi hayatı temsil eden ruhun hapishanesi imajından kurtularak kişinin kendisini mutlu hissetmesine yarayacak ev metaforuna dönüşmüştür. Özellikle feminist terminolojide beden kadının evidir. Nasıl kişinin evi hakkında başkalarının tasarruf etme, eleştirme hakkı yoksa, kadının bedeni üzerinde yapacağı tasarruflar da doğrudan kendisini ilgilendirir; ne toplumun ne de öteki kişilerin bu tasarruf üzerinde söz söyleme yetkileri yoktur.

Modern öncesi ruhunu yüceltmek ve yükseltmek için uzlete çekilen ve dünya nimetlerine olabildiğince mesafeli duran insanın yerine; bedenini kamusal alanda genç, dinç ve özgür kılmak üzere yeniden inşa etmeye kalkan, bunun için de spor ve modadan medet uman insan geçmiştir. Giddens'ın ifadesiyle sıska vücutlar kendinden vazgeçerek Tanrı'ya adanmış bir hayat için değil, tam tersine dünyevi savaşın yoğunluğuna tanıklık etmek üzere vardırlar.

Az yemek; ruhu özgürleştirmek için değil, bedeni daha beğenilir kılmak üzere kalori hesaplarına dayalı, bedeni önceleyen bir yapıya dönüşmüştür. "Fakirlerin dışında herkesin diyette olduğu" modern dünyada az yemek dünyaya karşı perhizkar bir tavır alışı temsil etmez artık. Çünkü insan model olarak kendine makinaları seçmiştir. Makinaların bozulan kısımlarının onarılması, yeni modellerinin inşa edilmesi gibi insan da kendi vücuduna onarılır, modeli yenilenebilir bir parça olarak bakmaktadır. Estetisyenler ruhunu dışarda bırakmaya çalışarak kendini son model makine olarak icat etmeye kalkan insanlara yardımlarını her geçen gün artırmaktadırlar.

Fazla kilolardan kurtarmak gayesiyle; yağ almadan, midenin bir kısmının devre dışı bırakılmasına kadar bilumum modern teknik günümüz insanını ince ve genç olarak düzenlemek için sırada beklemekte. Oysa dünyanın öbür yarısı ince fakat genç olamadan, açlıktan kemikleri derisine yapışmış, boğazından aşağı inecek bir lokmanın hayalinde eriyip gitmekte. Önce yiyip sonra onu eritme derdine düşenlerin sofralarından arta kalanlar binlerce insanın günlük öğününü karşılayabilecekken, "ince bir beden fetişizmine yakalananlar" bedenin isteklerinden, sesini artık duyamaz oldukları vicdanlarının yokluğunda; kendilerinin dışında kalan bütün hayatlara bigane kalmışlardır. Tokların incelmek, açların doymak üzere çaba sarfettiği bir dünyada insan önce kendi hikayesine sonra da en yakınındakinin hikayesine yabancılaşan bir mahluk haline gelmiştir.


15 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...