YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

'Dar alanda paslaşma' sınırı aşıldığında...

"Biz bu filmi daha önce de görmüştük" hissi içinde uyanınca gözleri de hassaslaşıyor insanın; bu sebeple, bir gazetede, "Sadece Flogart darbelerden korur" başlığını gördüğümde dikkatimin ayaklanması ve "Yeni bir darbeden korunmak için -neyse o- bir 'Flogart' edinmeli" diye düşünmem doğal. Meğer her adım atışımızda ayaklarımızın aldığı darbelerin etkisini azaltan tarzda imal edilmiş bir ayakkabı markasıymış 'Flogart'; kısacası, bildiğimiz türden darbelere karşı ise hâlâ korumasızız...

İçişleri bakanı Sadettin Tantan'ın, yolsuzlukların peşine düştüğünde kullandığı, 'Tapınak şövalyeleri' kavramını unutmuş olamazsınız... Adalet bakanı Hikmet Sami Türk'ün, 'irtica kararnamesi' üzerinde yoğun baskıların yürütüldüğü dönemde yaptığı, "Bundan ötesi McCarthyciliği hortlatır" açıklamasını da... Şu sıralarda meydana gelen olaylar, çıkışları itibariyle olmasa bile bunalım yönetiminde usta odakların yönlendirmesiyle, o iki tavrın intikamını alacak biçimde gelişiyor. Bu kargaşa sona erdiğinde, ayakkabı reklâmlarından medet ummamıza yol açan korkularımız yatışacak belki; ancak iki bakanın koltuklarını terk ettiği oldu-bittisiyle karşılaşma ihtimali çok büyük...

Türkiye'yi içine kapatarak daha kontrollü ve çelik elli bir yönetim arayışında olanlar var. Hiç değilse bazılarımız bu kuşkuda. Böyle bir gelişim için en kritik iki koltuk içişleri ve adalet bakanlıkları; o iki koltukta kendilerini böyle bir projeye kolay teslim etmeyecek şahsiyetler oturuyor bugün. Oysa, 'devleti istenmeyen unsurlardan kurtarma' operasyonu için, 'McCarthy hassasiyeti' bulunmayan, yargıyı o tür operasyonlara teslimden çekinmeyecek bir adalet bakanına ihtiyaç var. Yolsuzlukların üzerine giderken karşısına çıkan ipuçlarına aldırmayacak, naylon faturacılar, hayali ihracatçılar ve banka soyguncuları ile çeteler ve tetikçiler arasında 'Tapınak şövalyesi' ilişkisi kurmayacak bir içişleri bakanına da...

Olaylara bu açıdan baktığımızda, cezaevlerindeki eylemler, Nasrettin Hoca'nın kar helvasına benzeyen af ve sokaklara dökülen polis görüntüleri daha bir anlam kazanıyor. Akıl almaz görüntüler bunlar... Polis, kendi içinden çıkmış ve kamuoyunda geniş bir desteğe sahip en üst düzey yöneticisine "Bizi satanı biz de satarız" diye bağırabiliyor sözgelimi. 1992 ve 1996 açlık grevleri döneminde ölümlere kadar sesini çıkartmayan adalet bakanlarından farklı davranıp, fazla gecikmeden, "F-tipi cezaevi uygulamasını erteledim" diyen Hikmet Sami Türk'ün bu jesti dinlenmiyor bile.

Ekonomiyi perişan eden siyasilerle bürokratlardan hesap sormayı gündeme getirmeyen odaklar, büyük bir ustalıkla, olup bitenlerle adalet ve içişleri bakanları arasında doğrudan ilişki kurmanın peşindeler. Hedefteki adam sanki başbakan Bülent Ecevit gözüküyor; bu da hükümetin başına "Ver kurtul" aralığı bırakma yöntemini akla getiriyor. Böyle durumlarda, yöneticiler, kendi kelleleri yerine olaylarla daha doğrudan ilişki kurulabilecek başkalarının kellesini teslim etmekte zorlanmazlar.

İşin ustalığı, hem cezaevleri hem de Emniyet teşkilâtı konusunda samimi iyileştirme projelerinin sahibi iki siyasinin hayırlarına çalıştıkları kesimlerin eylemleriyle köşeye sıkıştırılmalarında... 'Bunalım ustaları', her zaman olduğu gibi şimdi de, bir taşla birden fazla kuş vurma gayretinde. Emniyet teşkilâtında (özellikle Çevik Kuvvet içinde) bir türlü başarılamayan geniş çaplı tasfiyeyi, polisin eylemlerinden sonra, hedefteki siyasi Sadettin Tantan'a yaptırmak dâhiyâne bir yöntem değil mi sizce de? Arkasından itildiği 'af' projesini en az tepki çekecek 'şartlı tahliye' formülüyle geçiştiren adalet bakanını 'affa karşı çıkanlar lobisi' eliyle yıpratmak da öyle...

İçişleri bakanı Tantan ile adalet bakanı Türk'ün şu anda yaşanan hafif şiddetli darbenin hedefi olduklarına hiç kuşku yok. Biri 'Tapınak şövalyeleri' tespiti, diğeri de "McCarthyciliğe hayır" tavrıyla kendileri için çizilmiş 'dar alanda paslaşma' sınırını aşmış durumdalar. Onların koltuklarını terk etmeleri, Türkiye'nin kontrollü bir içe kapalı yönetime doğru atacağı ilk ciddi adım olacaktır...

Ayağımızı darbelerden korumak için önümüzde birden fazla seçenek var; siyasi tezgâhları önceden fark ederek ülkeyi küçüklü-büyüklü darbelerden koruyacak bir formül de geliştirmemiz şart...


15 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...