YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Azalan bir seyir takip ediyor

Nedir azalan bir seyir takip etmekte olan? Bir yetenektir. Türkiye'nin kendine mahsus uygulamalar için devreye soktuğu manevra kabiliyetidir. Belirsiz bir gelecekte (yakın bir gelecekte demeye hem cesaret edemiyorum, hem de böyle söylemenin bir şom ağızlılık olacağını düşünüyorum) Türkiye'nin ülke olarak kendi manevra yeteneğini yitirdiği için başka ülkelerin manevra alanı durumuna düşmesinin planlanmış olduğunun gerçeği her "patlak veren" olayda sırıtıyor. Türkiye'de devası aranan dertler olarak, çözümü aranan meseleler olarak öyle şeyler öne çıkarılıyor ki bir kez daha ağaçlar ormanın görülmesine engel teşkil ediyor.

Bir ülkenin manevra kabiliyetinde azalma olduğu nereden anlaşılır? Kurumların yozlaşmasından. Kurumlar nasıl yozlaşır? Kamu o kurumlardan saygıyı esirgediği zaman. Yani bir kurumun yozlaştığına karar verişimiz mekanizmasının kötü işlemesi ve doğurduğu sonuçların verimsiz kalması yüzünden değildir. Eğer kamu o kurumun iyi işleyip işlemediğine ve verim sağlayıp sağlamadığını umursamıyorsa ve o kurumla alış verişte bulunduğu sırada altlık-üstlük münasebetlerine aldırmıyorsa tereddüt etmeden bir yozlaşma karşısında bulunduğumuzu söyleyebiliriz. Her hangi bir kurum kamu gözünde beraat etmeyi birinci mesele haline getirmiyorsa yozlaşmayı da geri alınamaz derecelere çıkarmış olur.

Kurumların gerek sıhhati ve gerekse hastalığı birbirini etkiler. Yalnızca bir kurum sıhhatini koruma veya sıhhate kavuşma konusunda ısrarı elden bırakmıyorsa ilişkide olduğu fertleri olduğu kadar kurumları da sıhhate icbar edecektir. Tersi de doğrudur. Yozlaşmak suretiyle nema tedarik etmeyi alışkanlık haline getirmiş fert veya kurum her kurduğu bağlantıda hastalık bulaştıracaktır. Asırlardan beri her ikisine de örneklik edecek vukuatla karşılaşıldığı bir kaç satır okuyunca anlaşılır. Acaba şimdi durum nedir?

Türkiye'de etkileşimin yönünü fark edebilmek için sıhhatin mi yoksa hastalığın mı hücum halinde olduğunu keşfedebilmemiz lâzım. Bu da tek tek her kişinin, her birimizin ahlâk seviyesine ilişkindir. Ahlâk seviyesini bilgi donatımından soyutlamak mümkün değildir. Bilgi donatımı ise ancak zekâyla desteklendiği zaman yarayışlı duruma yükselebilir. Kurumlar yozlaşmaya başladığında ahlâk, bilgi ve zekâ arasındaki irtibat kaybolur. Yahut üçü arasında çarpık ve çürütücü bağlantılar kurulması olağan karşılanır.

Hepimizin vicdan muhasebesi yapma zarureti vardır. Şimdiye kadar neler karşılığında nelere rıza gösterdiğimizi kendimize sormalıyız. Ahlâkımızın, bilgimizin, zekâmızın elverdiği ölçüde bir mizânı göze alalım. Terazinin bir kefesine "ben şunları kazandım ve böylece memleket şunları kazanmış oldu" cümlesini koyalım. Diğer kefeye ise "ben şunları kazandığım için memleketin (giderek insanlığın) kaybı şunlar olmuştur" cümlesini yerleştirelim. Bakalım hangi taraf ağır çekecek?


15 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

İsmet Özel

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...