Sinemayı kendileri için kullanmış ya da sinema tarafından kullanılmış iki kadın oyuncu Marlene Dietrich ve Leni Riefenstahl'i hayali olarak bir tiyatro sahnesinde buluşturan Mar-Leni adlı oyunun metni kitap olarak tiyatroseverlerin ilgisine sunuldu. 1950'dan sonra önemli bir film çalışmasına imza atmayan ya da atamayan Marlene Dietrich ve Leni Riefenstahl yazar Tea Dorn'un hayal gücü ile yeni bir film için Marlene Dietrich'in öldüğü akşam biraraya gelirler. Bu birlikte geçirilen son akşamda iki sinemacı, yaşamı, tarihi, kişiliklerini ve dünyanın onlara yaklaşımını sorgularlar. Almanya'da baskısı yapılan bu ilginç oyun kitap olarak dilimize de kazandırıldı. Avrupa sinemasının gelişen teknolojik imkanları sonuna kadar kullanarak bugünkü sinema sanatının ana çizgilerini oluşturmaya başladığı II. Dünya Savaşı sonrası yıllarda Almanya'da ortaya çıkan iki kadın oyuncudan Marlene Dietrich, Nazi Almanyası yerine Amerikan rüyasını tercih eder ve dünya sinemasının starı, rüyaların kadını tanımlamalarını kazandığı Mavi Melek, Sarışın Venüs, Desire gibi filmlerle kitleleri peşinden sürüklerken kendi ülkesi tarafından dışlanır. Dietrich ile aynı dönemde Alman Sineması'nın kadın starları arasına katılan Leni Riefenstahl ise birkaç başrolden sonra kamera arkasına geçer, Nazi Almanyası'nın kendisine tanıdığı o dönemin zengin imkanlarıyla, bugün bile sinema eleştirmeleri tarafından çekim planları, kamera hareketleri, kurgu teknikleri açısından üzerinde önemle durulan, İradenin Zaferi, Olimpiyat gibi filmlere imza atar. Fakat savaş sonrasında o da Nazi Almanyası'nın günah keçisi seçilir.