YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Derin millet durumu izliyor!..

Başkan Clinton, Kuzey İrlanda'yı ziyaret ederken, bir konuşma yaptı ve "barış" kavramını ele aldı..

Uzun yıllardır birbirlerini boğazlayan Kuzey İrlanda'nın Protestanlar'ı ve Katolikler'i arasındaki uzlaşma çabalarını götürenlerin çalışmalarını anlatırken, şöyle dedi Clinton..

-Barış, bir futbol (veya hokey) maçı değildir.. Sizler, tribünlerde oturup, uzaktan seyrederek, barışın sağlanmasını bekleyemezsiniz.. Barış, hepinizin, tüm ilgili toplum kesimlerinin ve bireylerin katılımı ile sağlanır..

Çok etkileyici bir gözlem değil mi?

"Katılım" olmadan, sosyal olaylarda, herhangi bir çözüme nasıl varılabilir?..

Sanırız, bugün hepimizi etkileyen ama büyük bölümümüzün tribünlerden izlediğimiz "sosyo-politik kriz"e de, bu "katılım eksikliği" açısından yaklaşarak, çözüm arayabiliriz..

Hemen, bu "katılım eksikliği" meselesini, kendimizi suçlayarak ele almayalım..

-Ama Türk toplumu da çok reaksiyonsuz, falan demeyelim..

Türk toplumu reaksiyonsuz falan değil.. Fakat Anadolu topraklarının hücrelerinde, binlerce yıldan beri oluşan "devlet korkusu" var..

Daha doğrusu, şöyle düşünüyor "derin millet"imiz..

-Nasıl olsa bana sormazlar, beni karıştırmazlar.. Uzak durayım da, hiç olmazsa başıma bela olmasınlar..

Bu duygunun varlığını, geçen pazar günü saatlerimi geçirdiğim Sultanahmet Meydanı'nda, iyice hissettim..

Onbinlerce insan, omuz-omuza, eşleri ve çocukları ile, bir Ramazan'ın öğleden-sonrasını yaşıyordu Sultanahmet'te..

Ne kavga, ne kargaşa vardı.. "Çevik Kuvvet"in coplarla saldırarak, su sıkarak dağıtmasına gerek olmayan, çok büyük bir kalabalıktı Sultanahmet'teki..

Bu insanlar, bana kitap imzalatırken, bir bölümünün düşüncelerini de öğrendim.

Büyük çoğunlukla, Ecevit gibi, Mesut Yılmaz veya Devlet Bahçeli gibi düşünmüyorlardı..

Ve "büyük çoğunluk" olarak, vardılar!..

Son yaşanılan 28 Şubat müdahalesinde, bu "büyük çoğunluk" veya "derin millet" yine dışlandı..

Kendilerini herşeye hakim ve sahip gören bir avuçluk dar-azınlık, "cahil toplum mühendisleri"nin güdümünde, devletle halkın arasını açtılar.. Siyasete nifak, ekonomiye şaibe, bankacılığa boşaltma soktular..

Türkiye'nin müstakbel kriz konuları olan sorunları, medyatik yanıltmalarla, ört-bas edildi.. "Şeriat tehlikesi" gerekçesi ile, dindar insanlar da ürkütüldü..

Şimdi, sonuçları yaşıyor, bunalıyoruz..

Oysa Türkiye'ye "toplum mühendisleri" değil, "değişim mühendisleri" lazımdı..

"Özelleştirme"dir siyasi program olmaktan öteye, çağın ve reel-ekonominin gereğiydi..

"Demokratikleşme", bölünmek için değil, bütünleşmek için şart olan bir hedefti..

"Laiklik", zorbalığın değil, hoşgörünün ve uzlaşma kültürünün bir aracı olmalıydı..

Ama herşeyi çarpıttılar 28 Şubat'ın yapımcıları ve onların işbirlikçileri..

"Medya"yı bile kendilerine benzettiler..

Varlık sebebi "özgürlük" ve "çok seslilik" olan medya, "andıç"larla düzenledi manşetlerini..

Bankalar boşaltılırken, özelleştirmeler pasta paylaşımına döndürülürken, atanmış iktidarlar sorunları çözmek yerine sorun üretirken, medya bunlara alkış tuttu..

Şimdi "derin millet", bu doğan tabloyu, uzaktan, sessizce izliyor..

"İdare" de, "siyaset" de, "medya" da, itibarını yitirmiş durumda..

28 Şubat'ta, halkın katılımını engellediler.

Şimdi, kendi yarattıkları krizlere, "biz bunu daha önce görmüştük" diye ahkam kesip, yorum yapıyorlar..

Bazıları da, "acaba düğmeye kim bastı" diye soruyor kendi kendine..

Bilelim ki "derin millet", yönetime tekrar katılacağı, sesinin duyulacağı, ikinci sınıf insan gibi görülmeyeceği günlerin gelmesini, sabırla, sessizce bekliyor.

Banka soyanların, ihale takipçilerinin, atanmış politikacıların, andıç görevlilerinin bir kenara itileceği gün, Türkiye krizden çıkıp, milleti ile, tarihi yolculuğuna devam edecek.

ŞAKA

Ne satıyorsun?

Temel'in karısı Fatma hasta olmuş.. Temel'i çağırmış yanına..

-Eczahaneye git, bana bir Alfasilin al, demiş..

Temel kapıdan çıkarken, Fatma uyarmış..

-Şu Alfasilin'in adını yaz, unutursun..

Temel, aklına güvendiği için, yazmamış antibiyotikin adını.. Ve eczahanenin kapısında, ilacın adını unutmuş.. İçeri girmiş.. Eczacıya sormuş..

-Sizde ilaç var mı?

Eczacı, "burası eczahane" diye cevap verince, bir soru daha sormuş Temel..

-Peki bugün hangi ilaçları satıyorsun?

KISSADAN HİSSE- Birisi Ecevit'e kriz konularını sıralarsa, belki bazılarının çözümlenebileceğini hatırlar..

ÜMİT

Bir "lider", sırasını bekliyor!..

Gerçek "lider"ler gökten inmiyor..

Liderleri "şartlar" yaratıyor.

Bütün işleri tıkır-tıkır yürüyen, kriz yşamayan, yerleşik bir istikrara sahip ülkelerde, "büyük lider"ler çıkmaz..

Bakın İsviçre'ye, Norveç'e, Danimarka'ya..

O ülkelerde, her birey, birer lider konumundadır.. "Demokratik katılım" ve "hukukun üstünlüğü", bu tür ülkelerin "kurtarıcı liderler"e, "ebedi şefler"e ihtiyacını sıfıra indirmiştir..

Normal yaşamın sürdüğü, olağanüstü koşulların bulunmadığı dönemlerde, gelişmekte olan ve yapısal sorunları bulunan ülkelerde de, "büyük lider" pek çıkmaz..

Ama mesela bir Osmanlı'nın çöküşü ve "yeniden-doğuş"u simgeleyen Kurtuluş Savaşı, bir Atatürk'ü çıkartır..

1980'e doğru, hem siyasetin, hem ekonominin kilitlenmesi, "yeniden-yapılanma"nın (transformasyon da diyebiliriz) mimarı olarak, bir Turgut Özal'ı çıkartmıştır..

Kesinlikle söyleyebiliriz ki, şu anda da bir "lider" toplumun safları arasında, sıranın kendisine gelmesini bekliyor..

Çünkü Türkiye, gerçekten "olağanüstü şartlar" içinde bulunmakta..

Ekonomi de, siyaset de, idare de, toplum da, çözümsüzlüğe bırakılmış kriz konularının girdabı içinde..

Bekleyelim, göreceğiz..

Bu "alternatifsiz koalisyon"un son dönemi yaşanıyor..


15 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...