![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
FP'yi kapatma partisi!Hükümet tarafından Meclis'e gönderilen ve içinde parti kapatmayı zorlaştıran maddenin de bulunduğu bir Anayasa değişikliği teklifinin dört gün sonra yine hükümet tarafından tehir edilmesi, ilk bakışta Türk siyasal sisteminin normallerinden birisi olarak görülebilir. Ama, geçen dört günde, Genelkurmay Başkanı'nın bu değişikliğe karşı olduğuna dair "hâlâ yalanlanmayan" görüşü bulunuyorsa, durumun sadece normal değil askeri deyimle "olağanüstü" olduğu da ortaya çıkar. Olup bitenden de, durumu olağanüstüleştiren iradenin asker olduğu, Meclis ve hükümetin ise buna karşı eli kolu bağlı, boyun büktüğü anlaşılır. Bu gidiş, istisnasız ülkedeki bütün kurumlar, küçük bir kıvılcımla destabilize olma potansiyeli taşırken; bir de siyasetin ortasına, içine kimi düşeceği bugünden kestirilemeyen bir oyuk açmaya doğru gidiştir. Bir yerden gelen işaret
Şu halde, Anayasa Komisyonu'nun 103/b'nin iptal gerekçesi yayınlanıncaya kadar görüşmeleri ertelemesinin "iyiniyet"le bağdaşmadığı bellidir. Dün, bu kararın ardından muhalefet partilerine mensup bazı komisyon üyeleriyle görüştüm. En iyimseri bile, "tehir kararı bir yerlerden gelen işaretle alındı" şeklinde düşünüyor. Oysa, hukuk devletlerinde işler pandomimlerle, işaretlerle yürümez, yürümemelidir. Anayasa yapma yetkisine bile sahip olan Meclis'in üzerinde başka bir tayin edici güç düşünülemez. Anayasa Mahkemesi'nin de sağdan soldan esen rüzgarlarla karar vermesi kabul edilemez. Bazı kurumların hala, rejim üzerinde vesayet talebinde ısrarının Türkiye'yi yöneldiği istikametten cebren geri döndürmek anlamı taşıdığı herkes tarafından görülmelidir. Yetkisini yargının işine karışacak kadar abartmakta beis görmeyen ve adeta "Fazilet'i kapatma partisi" gibi çalışan siyaset dışı odaklara, Meclis marifetiyle dur demenin zamanı artık gelmiştir. Görev ve sorumluluk Meclis'in
İşte bu tabloda, ülkenin en büyük partilerinden birisi kapatılma tehdidi altında zamana karşı mücadele verirken, hükümetin altına imza attığı tasarı için ayak sürümeye başlaması açık bir demokrasi zaafıdır. Erteleme için ileri sürülen gerekçeler de bu zaafın ifadesidir. Öncelikle, Anayasa değişikliklerinin yasalar gibi Anayasa Mahkemesi'nin denetiminde olmadığı bir gerçektir. FP'li Cemil Çiçek, "Anayasa değişikliği görevi bizimdir. Kural koyma organı Meclis'tir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi, 103/b maddesini daha önce de iptal etmişti. Gerekçe hemen hemen bellidir ve bunun için beklemeye gerek yoktur" diyor. Nevzat Yalçıntaş'ın "Meclis'in üst organ, mahkemenin ise ne kadar yüce olursa olsun alt organdır" görüşü de dikkat çekicidir. Meclis kendine güvenini yeniden kazanmalı ve bunun için de baskıların yoğunlaştığı dönemleri fırsat bilmelidir. Şimdi ne olacak?
Gerçek şu ki, son gelişmelerin ardından FP davası hakkında Ankara'da iyimser olarak kabul edilebilecek, yani "kapatılmaz" türünden senaryo hemen hemen kalmadı gibi. Ancak, teknik olarak herşeyin hâlâ normal seyrinde gitme imkanı bulunuyor. Mesela, sadece Meclis değil Anayasa Mahkemesi de davayı görüşmek için gerekçeli kararın yayınlanmasını bekliyor. Dolayısıyla, eğer 69. maddeyi değiştirme iradesi varsa bu değişiklik, mahkemenin kararına kadar rahatlıkla yetiştirilebilir. Ayrıca, mahkemenin başta FP olmak üzere bazı kurumlardan istediği belge ve yazıların teminine kadar 45 beklenecek. Gerekçe erken yayınlanırsa değişiklik bu süre zarfında da tamamlanabilir. Meclis, bir yerlerden gelen işaretlere değil kendi iradesinin sesine kulak verirse anayasa değişir; ve böylelikle, hem Fazilet hem de milli iradenin onuru kurtulur.
mkaraalioglu@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|