YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Sincaplar nerede yaşar?

Son zamanların en beğenilen televizyon reklamlarından biri, Osmanlı Bankası'nın "Ağaç" reklamı.

Bir sincabı köpek kovalıyor, o da kaçıp bir ağaca sığınıyor. Susayınca ağaç ona yapraklarında biriken suyu veriyor; karnını doyuruyor, karda kışta sığınacak yuva veriyor...

Ağaçta rastladığı bir başka sincap ona eş oluyor ve mevsimler değişirken, bir yavruları dünyaya geliyor. Ağaç hepsini besliyor.

Bankanın sembolü de ağaç ya, o şekilde bir bağlantı kurup bitiriyorlar reklamı. Ödül almadıysa da alacaktır. Güzel tasarlanmış bir reklam çünkü.

(Aslında bu reklama "Ve ağaç" reklamı demek daha doğru. Zira "Ve ağaç bana şunu verdi... Ve ağaç bana bunu verdi..." gibi gereksiz yere iki defa "ve" kullanılıyor. Fakat burası fazla mühim değil fikrimce. Esas eleştireceğimiz nokta başka.)

Reklam güzel hazırlanmış, yalnız, bir husus gözardı edilmiş.

Eğer köpek, o sincabı kovalamasaydı ne olacaktı?

Sanki o kovalamaca sonunda, sincap tesadüfen ağaca sığınmış ve öylece hayatı değişmiş gibi sunuluyor.

Sincaplar zaten ağaçlarda yaşayan hayvanlar değil mi?

Tarlada ya da denizde yaşayan sincap var mı?

Ciddiye alınma riski bulunan kanun teklifi

Mustafa Bayrak, Köşk'ten döneceğini tahmin ettiği Af Kanunu yerine, aşağıda belirtildiği gibi bir düzenleme yapılabileceğini bildiriyor:

Kader Kurbanlarının Affı ve Maddi KayıplarınınTazmini, Bazı Kişilerin Cezalarının Artırılması Hakkında Kanun

Madde: 1- Bu kanunun amacı malumdur.

Madde: 2- Kanunun yayınlandığı tarihe kadar işlenecek suçlar sebebiyle tutuklu ve hükümlü ya da firarda bulunan veya hakkında henüz takibata başlanmamış kişilerden, işlediği ya da işlediği iddia edilen fiilin mahiyetine bakılmaksızın, kimlerin affı şahaneye mazhar oldukları, kimlerin hapiste kaldığı süre içinde uğradıkları maddi zararın tazmin edileceği ve kimlerin cezalarının artırılmasının icap ettiğini kararlaştımak ve bu kararı uygulamak üzere Suç ve Ceza İşleri Yüksek Kurulu teşkil edilmiştir. (Bundan böyle Kurul olarak anılacaktır.)

Madde: 3- Kurul Başkanlığı'na geriye doğru son 27 yıllık zaman içinde en kıdemli af kanunun çıkarıldığı tarihteki T.C. Başbakanı'nın boşanmamış eşi, hiçbir yasal prosedür gerekmeden kendiliğinden atanır ve Kurul üyelerinidilediği gibi seçer. Kurul Başkanlığı'nın sekretaryasını Adalet Bakanı yürütür.

Madde: 4- Kurul, kimlerin affedilmesi gerektiğine, tazmin edilecek maddi zararlarının miktarlarına ve bazı kişilerin cezalarının artırılmasına ilgililerle ve ilgililerin 1. ve 2. derece akrabalarıyla yapacağımülakat ile karar verir ve delinmeden yasalaştırma talimatıyla T.C. Hükümeti'ni oluşturan siyasi partilerin genel başkanlarınca teşkil edilmiş bulunan Ulusal Güvenlik Kurulu'na bildirilir.(Gerisi malumdur.)

Madde: 5- Bu yasa hiçbir makam veya kurum tarafından veto ya da iptal edilemez ve Adalet Bakanlığı tarafından "ivedilikle" yürütülür.....

Sözünü şöyle bağlıyor sayın Bayrak: Mevcut kanunla teklifimin hangisinin "daha hukuka uygun" olduğuna henüz karar veremediğimden ve ciddiye alınır endişesiyle, teklifi asıl ilgililerine değil, kıymetli vaktinizi aldığım için hoş görülür ümidiyle, size gönderiyorum. Bu vesileyle selam ve iyi dileklerimi sunuyorum.

Hoca'nın keyfi yerindedir

- Çekirge, sana bir soru...
- Buyurun Hocam.
- Erciş nereye bağlı?
- Van'a.
- Efendim?
- Van'a Hocam, Van'a.
- Ne vanası?

G kaç?

Gelişmiş yedi ülkenin bir araya gelerek oluşturdukları "G 7"nin cazibesinden dolayı (ki böyle gözükmesi gayet doğaldır), başka ülkeler de oraya dahil olmanın bir yolunu bulmak için çaba göstermeye çalıştılar.

Ardından, "G 20" icat edilmiş oldu.

Bu, adı üstünde G 20... Hiçbir zaman G 7 ile mukayese edilemez. Edilse de sonuç değişmez. İşbu sebepten, G 20 bir aldatmacadan başka bir şey değildir.

Şimdi G 150 diye bir oluşum meydana getirilse, ülkelerin durumlarında bir değişiklik olabilir mi?

Neşet Ertaş'tan bir uzun hava

Cezaevleri, ölüm oruçları, protesto gösterileri, çatışmalar, kovalamacalar... Neşet Usta'dan bir uzun hava dinlemenin tam vaktidir şimdi.

Hapisanelere güneş doğmuyor
Geçiyor bu ömrüm günüm dolmuyor
Eşim dostum hiç yanıma gelmiyor
Yok mu hapisane beni arayan
Bu zindanda öleceğim gardiyan

Piyaniste sormuşlar

- Yedi dakikada 20 rekat namaz kıldıran imamı biliyor musunuz?

- Hayır. Bilmiyorum ama, biraz mırıldanırsanız belki çalabilirim.

BÖYLE BİR TEKLİF BULDUN MADEM,
ÖDP DE BAŞINA KOY.


Faks: +90 (212) 613 14 92 - 93
15 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...