YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den
Dizi...

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Şeb-i Arus'un ardından

"Şeb-i arus", bu Farsça ad tamlaması, "düğün gecesi" anlamını taşımakla birlikte, Mevlânâ Celâleddin Rûmî'nin ölümünü bildiren mecazlı bir söz durumundadır. Açık istiare sanatının bir örneği sayabileceğimiz, şeb-i arus, ülkemizde artık, 17 Aralık ile özdeşleşmiş durumda.

17 Aralık tarihinde şeb-i arus ile sona eren hafta, başta Konya olmak üzere, çeşitli şehirlerimizde "Mevlânâ Haftası" olarak değerlendirilmekte, bu da çeşitli etkinliklere vesile olmaktadır.

Sanki 2000 yılı, Mevlâna çevresindeki etkinlikler açısından önceki yıllara oranla daha verimli geçti. Toplantılar, konferanslar, konserler, basın yayın organlarının ilgisi, daha canlı göründü.

Konya'da yapılan "Hz. Mevlâna'nın 727. Vuslat Yıldönümü Anma Törenleri"nde bildiğim kadarıyla ilk kez bir "sponsor" ile karşılaştık: Arçelik.

Yine ilk kez bu yılki törenlerde, sema ayininden önce Mevlevî dergâhındaki hayatın çeşitli özellikleri canlandırıldı. İzleyicilere, Mevlevî tarikatinin âdâp ve erkânına ilişkin bilgiler verildi. Bu bilgiler, tekke ve zaviyelerin seddine, tarikat faaliyetlerinin yasaklanmış olmasına ilişkin "mevzuat" hakkında yeniden düşünülmesini gerekli kılabilir.

Şeb-i arus programına devlet ve siyaset adamlarının ilgisi, kimi Konya gazeteleri yetersiz bulsa da, bence yeterli, hattâ fazla idi. Öyle ki, "protokol konuşmaları" pek çok izleyiciyi sıktı. Bu arada Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler'in ve Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'ın, konuşmalarında Mevlâna'dan beyitler okumaları, ülkemizde "Yaşayan Farsça" olgusunu düşündürecek bir güzellik oluşturdu.

Ahmet Özhan'ın yönettiği Tarihi Türk Müziği Korosu, dinleyenleri coşturdu. İlâhilere katılan dinleyici sayısı hiç de az değildi. Ahmet Özhan ve ekibinin aldığı alkış, konuşmacıların tümünün nâil olduğu alkıştan daha ziyade oldu.

Siyah cübbeli semazenlerin birbirlerini üç kez selâmlamaları için geçen sürenin uzunluğu, beyaz tennûrelerin kanatlandığı semâ esnasında unutuluverdi.

Ayin sonunda okunan Kur'an-ı Kerim âyetlerinde, ilâhî kelâmın eşsiz güzelliğini, kıyas kabul etmez üstünlüğünü büyük bir açıklıkla duyar gibi oldum.


19 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...