![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Gücümüzün yettiği, canımızın çektiğiKendimizi toplum düzeninden sorumlu saydığımız andan itibaren gözümüzün önünde ve bizimle bir bağı bulunan her şeyin yerli yerinde olmayışı bizi tedirgin eder. Aklımızın erdiği işlerin bir türlü tam istediğimiz gibi yoluna girmeyişinden hoşnutsuzluk duyarız. Bizi zora sokan hadiseler zihin kapasitemizin ötesindeki şeyler değildir. Aklımız aklımızın erdiği işler yüzünden karışır. Aklımızı karıştırıp zihnimizi bulandıran, bizi hayat karşısında çaresizliğe sürükleyen ve ulaşılan sonuçlar bakımından her şeyin ters gittiği hissini içimize yerleştiren nedir biliyor musunuz? Ben biliyorum: Biz insanlar gücümüzün yettiği kadar elimizden geleni ardımıza bırakmayız. Buna mukabil bizim böylesi bir iktidar uygulaması içinde bulunuşumuzun gönlümüzden geçenin feda edilmesine mal olduğuna aldırmayız. Dünya işlerini gördüğümüz sırada gücümüz neye yetiyorsa onu vakit geçirmeksizin fiilen gerçekleştirmekten geri durmadığımız halde dünya nimetleri arasında canımız neyi sahiden çekiyorsa onu elde etmek için gereken gayreti, ısrarı ve sabrı göstermeyişimiz insanlık dramındaki vazgeçilmez püf noktasıdır. Bu özel hayatımızda ne kadar geçerliyse sosyal hayatımızda, meslek hayatımızda, siyaset hayatımızda velhasıl hayatımızın her alanında o kadar geçerlidir. Madem bir şeyi yapmaya gücümüz yetiyor; o halde onu hemen yapıyoruz. Bu sırada elbette aklımıza yaptığımız şeyi gerçekten isteyip istemediğimiz veya başka bir şeyi yapmayı daha çok isteyip istemediğimiz sorusu takılıyor. Biliyoruz ki asıl yapmak istediğimiz başkadır; ama şimdi ancak bunu yapabilmekteyizdir. Canımızın istediğini yapmak için henüz elimizde güç ve imkân yoktur veya daha fırsat zuhur etmemiştir. Fikrimiz bu noktalarda oyalanıyorsa ısrardan vazgeçmemişiz, sabrımızı tüketmemişiz demektir. Ahlâkî tercihlerimizde bir değişme olduğu görüşüne varmış değilizdir. Farz edebiliriz ki güç biriktirdiğimiz, imkânları zorladığımız ve fırsatı yakaladığımız zaman canımızın istediğini yapmak için harekete geçeceğiz. Lâkin fiiliyatın ağırlığını üzerimizden atmamız mümkün olmaz. Harekete geçme zamanı konusunda hep tetikte kalmak mümkün müdür? Yaşanan şartlar vakit kaybetmeksizin beklenen şartları kemirir. İkisi arasındaki gidiş geliş insanların zihnini bulandırır ve insanları çaptan düşürür. Zihnini berrak tutanlar, hayatla alış verişinde hep kârlı çıkan ve ulaşılan sonucun üretken vasfını fark edenler ikame mallara razı olmayanlardır. Kötü olan dünya hayatında işlerin düzgün gitmeyişi değildir. Kötü olan bozukluğa mazeret uydurulmasından başka bir şey olamaz. Dünyanın ideal işleyiş arz eden bir düzeni belki hiçbir zaman olmamıştır ve belki hiçbir zaman olmayacaktır. Oysa ideal denilen şeyden insanlık her zaman haberdar olmuştur ve insan ruhu her zaman bir ideali taşıyabilecek özelliktedir. Eğer canımızın çektiğini gücümüzün yettiği lehine feda etmezsek kârlı çıkan insanlar arasına katılabileceğiz. Varlığını harcadıkça verili şartlar tarafından harcanan, yürürlükte kalma adına harcandıkça varlığını harcayan diğerleri bize hep gıpta edecek.
iozel@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|