![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Maksat dindarlaşma eğilimini kırmak (mı?)Diyanet İşleri Başkanlığı inananlara dînî hizmet götürmek, İlahiyat Fakülteleri de dinin doğru anlaşılmasını ve yorumlanmasını temin etmek amacıyla kurulmuş olmaları lazım gelen müesseseler. Dinin fert ve toplum planında işlevini yapabilmesi için böyle iki kuruma ihtiyaç da var. Ancak bu gayeye hizmet edebilmeleri için bu müesseselerin siyasi baskılardan ve harici etkilerden uzak kalmaları gerekiyor. Halkla sağlıklı bir iletişim kurmaları ve onlar nazarında saygın bir yere sahip olmaları da buna bağlı. Aksi halde bu kurumlara güvenlerini yitirenlerin her iki alanda da başka odaklara yönelmeleri kaçınılmaz. Başlangıçtan beri Türkiye'deki hakim otorite Diyanet İşleri Başkanlığı'na ve dînî eğitim veren kurumlara kendi din anlayışını halka kabul ettirmenin bir aracı olarak baktı. Ancak gerek Başkanlık gerekse din eğitimi veren kurumlar ve bu arada İlahiyat Fakülteleri, bazan geçmişten tevarüs ettikleri geleneğin etkisiyle bazan bu kurumlarda görev alanların liyakat ve dirayeti sebebiyle resmi bir din üretme çabalarına karşı direndiler. Daha doğrusu halkın bu kurumlardan beklentileri ile hakim otoritenin beklentileri arasında bir denge kuruldu. Her iki taraf da bu gidişe belli ölçüde razı oldu ve telaffuz edilmeyen bir uzlaşma meydana geldi. İnananlar bu kurumlarla daha iyi bir hizmet üretilemeyeceğinin, buna izin verilmeyeceğinin bilincindeydi; hakim otorite de bu kurumları istenen hedefe (resmi ideolojinin din anlayışına) doğru daha fazla zorlamanın beklenenin aksine bir sonuç vereceğinin farkındaydı. Ancak içinde bulunduğumuz süreçte hakim otoritenin bu uzlaşma çizgisinden gittikçe uzaklaştığı ve gerek Diyanet İşleri Başkanlığı'nı gerekse İlahiyat Fakülteleri'ni kendi tercihleri doğrultusunda bir tavır almaya zorladığı görülmektedir. Bunun içinde her iki kuruma kendi istekleri doğrultusunda hizmet üretecek insanlar getirmektedir. Acı olanı bu tip insanları bulmakta hiç zorlanmamasıdır. Burada üzerinde durulması gereken nokta şurasıdır: Hakim otorite neden böyle bir politika değişikliğine yönelmiştir? Soruyu şöyle de sorabiliriz: Devlet böyle bir değişikliğin halkın önemli bir kısmını bu kurumlardan uzaklaştıracağı, ilmi ve mesleki dirayeti olmayan odakların ve kişilerin etki alanına sokacağının bilincinde değil midir? Bir başka ifadeyle dînî hassasiyeti olanların kendilerine sunulan dini olduğu gibi kabul edeceklerini ve onu istenen şekilde ve düzeyde yaşamaya kuzu kuzu razı olacaklarını mı düşünmektedir? Bence hayır... Devlet böyle bir politikanın inananları uçlara iteceğinin ve toplumda daha fazla Fadime Şahinler, Müslim Gündüzler, Cübbeli Ahmet Hocalar ve Metin Kaplanlar'ın çıkaracağının farkındadır. Farkında olmalıdır. İnsan soramadan edemiyor, acaba nasıl istenen bu mu? Şurası aşikar ki Türkiye'de bazı çevreler dinin yükselen bir çizgi izlemesinden şiddetle rahatsızlar. İlahiyat Fakülteleri'nin yakaladığı yükseliş çizgisinden de memnun değiller. Gerçekten de bu fakülteler birkaç sene öncesine kadar din eğitim ve öğretimi alanında İslam dünyası ölçeğinde bir kaliteyi yakalamak üzereydiler. Ortaya konan eserler bunun kanıtıdır. Şimdi bir taraftan bu fakültelerin programlarıyla oynanıp İlahiyat eğitimini sulandırılırken diğer taraftan da bu kurumlara halkın duyduğu güveni berhava edecek bir strateji uygulanmaktadır. Bu proje gerçekleştiğinde ülkede bu fakülte mensuplarının, hocalarının değil, uçlarda gezen grup ve insanların şansı ve dinlenirlik oranı artacaktır. Muhtemel ki beklenen, bu durumun bir taraftan halkın büyük çoğunluğunun dine soğuk bakması sonucunu doğurması, diğer taraftan da dinini yaşamak isteyenlerin uçlara itilmesi, tepkisel davranışlarının çoğalması ve şiddetlenmesidir. Bu çoğalma ve şiddet sistem için hiçbir tehlike teşkil etmez; marjinal grupları ve toplum üzerindeki etkilerini ortadan kaldırmak her zaman mümkün ve kolaydır. Birkaç provokatif davranış, medyanın şükranla karşılanacak ve ödüllendirilecek desteği bu sonucu almak için yetecektir. Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ve İlahiyat Fakülteleri'ni itibarsızlaştırma programının başka ne gibi bir sonucu olur, doğrusu bilemiyorum.
makifaydin@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|