|
Hükümet zebûn,
hoca şaşkın
Kökü dışarıda irtica!..
Doğrusu bu iddia kamu vicdanına ağır geliyor ve uzun zamandır benimde vicdanımı sızlatıyor. Kökü dışarıda olmak!..
Bu memlekette köksüz sınıfların varlığını biliyoruz. Varlığını, zenginliğini, itibarını dışa bağımlılıktan alan kişi ve çevreler de hepimizin malûmu. Yabancı elçiliklerin lobilerinden ayrılmayanları da, daha dün denilebilecek günlerde komünizm adına Rusya ile anti komünizm nâmına ABD ile işbirliğine girişenleri, yani bu ülkedeki mevcudiyetlerini yabancı güçlerin teminatı altında görenleri, hepsini biliyoruz.
Kimin kökü dışarıda
Ama şunu da asla anlamıyoruz: İrtica ile neyi kasdettikleri belli olmasa da; bu dinin ve dindar halkın kökü asla dışarıda değil, köksüzlük illeti ile de başkaları malûl.
Bu memlekette köksüzlük illetinden komplekse düşen sınıflar bu tür iddiaları ortaya atıyor. Aslı nesli belli, mensûbu bulunduğu medeniyeti belli sınıfların, zaten kendilerine bir kök ve dışarıda istinad arama ihtiyacı olamaz. Ne Türkiye'deki müslüman aydınların, ne de Türk milletinin böyle bir kompleksi bulunmaktadır. Ayrıca bu kesimler, bazıları gibi, bu ülkede azınlıkda değiller ki!.. Biz halkız, bu ülkenin kendisiyiz ve toplumun bütünüyüz. Yani azınlık değiliz.
Onun için, ne dışarıdaki bir güce yaslanmak ihtiyacını duyarız, ne de türedi sınıfların kompleksine kapılarak, emperyal güçlerin işbirlikçisi konumuna düşeriz. Çünkü bu ülkenin insanı buna ihtiyaç duymaz.
Bu son derece ucuz iddia, 28 Şubat'tan beri, ikide bir milletin başına kakılıyor. Ne zaman ki yeni bir irtica operasyonuna ihtiyaç duyuluyor; ne zaman ki dışarıda Türkiye'yi ilgilendiren, zora sokan bir gelişme oluyor; "kökü dışarıda irtica!.." yaftası dillerden düşmez oluyor.
Başlangıçta yarı ciddi, yarı şaka bir oyun olarak başlatılan KHK çılgınlığının vardığı noktaya bakın siz. Bazı nâdânların kuyuya attığı taşı çıkarmak bâbında, asırların sınavından geçiyoruz. Bütün millet dokuz batman pirincin taşını ayıklamak için seferber olmuş. Herkes dokuz doğuruyor.
İşte gözlerimizin önünde hükümet zebûn, parlamento zebûn!.. Siyasî partiler akla karayı nasıl ayıracağının derdinde!.. Sadece Fethullah Hoca falan değil; bütün taşralar, din görevlileri, cumalarına giden kamu görevlileri hemen herkes şaşırmış.
Şairleri susmuş bir millet
Kökü dışarıda irtîca!.. Kaymakamlar, valiler, 28 Şubat'tan beri ayıklana ayıklana bir hâl olmuş!.. Yüzde doksanı kendilerinin tayin ettiği görevliler!.. İşte herkes yeni isnadlarla karşı karşıya: Sizin kökünüz dışarıda!..
Mehmet Emin Yurdakul'un dediği gibi, "Şairleri susmuş bir millet öksüz çocuklar" derekesinde!.. O zamanın şairleri susmuş, bu zamanınsa siyasetçileri!.. İktidarı veya muhalefeti farketmez. Asker iktidara vuruyor, muhalefet kendine!.. Aslında herkes hem kendine, hem birbirine vuruyor. Tam bir çağdaş Türkiye cinneti bu. Fuzûli mezarından kalksa, "kâfir ağlar bizim ahvâli perişanımıza" demekten başka söz bulamaz. Evet, "kâfir ağlar bizim ahvâli perişanımıza!.."
Hemen herkesin 30 Ağustos'tan sonra iyi-kötü bir normalleşme beklediği Türkiye'de, ne olduysa oldu işler yeni baştan arap saçına döndü. İşlerin iyiden iyiye karıştığını farkeden ANAP liderinin şaşkınlığı da zaten belli oluyor. Dünkü Yılmaz nerde, bugünkü Yılmaz nerde? Sanırım Ecevit de, Köşk karşısındaki tavrından pişman olmalıdır. MHP'nin tabanları karşısındaki mahçubiyetini ise herkes farkediyor. Taşrada Bahçeli için yeni bir nitelemeye şahit oldum: Taşralarda sert ve haşin, Ankara'ya gelince yumuşağında yumuşağı!.. Çıkın işin içinden bakalım.
Durum bu olduğuna göre, bana göre hükümetin istifasından daha iyi bir yol düşünülemez. İrtica ile kim mücadele edecekse, o etsin!.. KHK'yi kim çıkaracaksa o çıkarsın!.. Sivil siyasetin daha fazla kendisini ezdirmesine gerek yok. Suyunu içtiği kuyuya tükürmektir bu. Bu bakımdan ne muhalefetin iktidarın kuyusunu kazmaya, ne de hükümette doğacak bir ihtilâfı fırsat bilerek, koalisyonun içine dalmaya teşne durmasında fayda var. Bigâne durmak, bu iktidara aş ermemek ve lüzumsuz hükümet eleştirilerini askıya almak gerekiyor. Böylesi zamanlarda siyasî eleştiri değil, iktidar-muhalefet işbirliği daha bir önem kazanmalıdır.
Hoca'yı da APO gibi getirin!..
Belki de 28 Şubat'ta Erbakan'a yapılan dayatmaların bir benzerini yaşıyor Türkiye. Ha o gün Erbakan, ha bugün Ecevit!.. Dayatmanın birbirinden farkı yok!.. Belki en iyi çare hükümetin istifa etmesi.
Fethullah Hoca'yı da, yurt dışına kimler gönderdi ise onlar getirsin. APO'yu derdest edip Türkiye'ye getirenlerin gücü buna da yeter kuşkusuz. Öyle anlaşılıyor ki, bazılarının derdi sonuç almak değil, işi kokutmak!.. RP ve FP davası nasıl uzatıla uzatıla kokuşturuluyorsa, F. Hoca da buna mı döndürülecek? Kimsenin bu millete oyun oynamaya hakkı yok. İki senedir niçin getirmediniz?
Çünkü Hoca kaçmadı, onu gönderen gönderdi!..
Not: BBP Genel Başkanı M. Yazıcıoğlu'nun babası Halit Yazıcıoğlu vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. Kederli ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilerim.
4.EYLÜL.2000
|