YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

'Yenilikçi hareket' için sondan bir öncesi...

Süleyman Demirel'in ve onunla özdeşleşen 'eskimiş siyasi akıl' tarafından temsil edilenlerin Türkiye'nin yönetim yapısından çıkarılması için siyasetin gerçek dinamiğini oluşturan 'yenilikçi hareket'in kararname meselesi ile ilgili Cumhurbaşkanı Sezer'e destek inşa edilmesi sürecinde neden görünürleşmediğini buradan sormuştum. Şimdi bu sorunun giderek hangi bağlamı işaret etmeye başladığına değineceğim.

MHP ve HADEP türü 'etnik milliyetçiliğe' dayanan partilerin bir benzeri olan RP, bir tür 'din milliyetçiliği'ne dayanmaktaydı. Bu partinin gerçek mesajı, kendi siyasi organizasyonu etrafında kümelenenlerin daha dindar olduğuna dair bir vurgu ile temellendiriyordu varlığını. Böylece RP tıpkı MHP ve HADEP gibi tipik 'klan siyaseti'nin bir türevini teşkil ediyordu. 'Klan'ın içeriklendirilmesindeki fark, siyasal koordinatın belirlenmesinde tayin edici olmadı tabii. Bizlerin RP'ye verdiği önem ise, muhalefette üstüne kapandığı salt dini değerlere indirgenmiş 'klan siyaseti'ni açma sürecine gireceği ve 'katman siyaseti' ile buluşma evresine geçebileceği beklentisinden dolayı idi. Özellikle dini toplumsal talepler dışındaki çevresel toplumsal taleplerin içine akmasıyla RP'nin siyasetin tabiatı gereği 'katman siyaseti' ile buluşacağı düşünülüyordu. Fakat bu tabii gelişmenin önüne RP büyük harfle 'Siyaset'i reddederek set çekti.

RP'nin devamı olan FP'nin hangi bakımlardan geçmişten ayrıldığı, hangi bakımlardan ise süreklilik arzettiği tartışmalıdır hala. Bizim değerlendirmemize göre bunun için takip edilmesi gereken hat, 'klan siyaseti'nden 'katman siyaseti'ne ilerleyen hattır. Dini talepleri diğer toplumsal taleplerle birlikte bir 'demokratikleşme stratejisi' içinde temsile dönüştüren bir tutuma işaret eder bu hat. FP'nin bu düzeye dönük hamlesinin sadece 'söylem' olarak ve 'noktasal' hamlelerle sınırlı kaldığı görüldü. Bırakın noktasal düzeyde birtakım eylemlerin ortaya koyulmasını, FP, eylemsiz de olsa bir söylem bütünlüğü sağlamaktan bile uzak kalmıştır. Bu nedenle 'sayısal ağırlığı' anamuhalefet görevini vermişken FP'ye, 'siyasal ağırlık' oluşturamamasından dolayı 'fiilen' (de facto) varlığını sıfırlamış ve Türkiye'yi de muhalefetsiz bırakmıştır.

'Toplumsal katmanları' temsil eden merkez sağ partilerin birbirlerine karşı 'mevzilenmiş' durumundan ve merkez solun dar devletçilik sahasına çakılmasından dolayı 'katman siyaseti' Türk siyasal hayatından fiilen çıkmıştır. Bu nokta 'merkezin buharlaşması' olarak ifade edilebilir. Bu da açık bir krizdir ve Türk siyasal hayatının yapısından dolayı bu kriz, sistemin işleyişindeki tek belirleyici konumundadır. Krizin belirleyiciğinin düzeyi, boşalan alanı 'askeri vesayet'in her geçen gün artan dozda doldurmasından belli oluyor zaten. Bu durumda, merkezin buharlaşmasını durduracak, siyasetin belirleyici işlevini inşa edecek ve basit düzeyde merkezle çevrenin buluşmasının tıkanmış kanallarını açacak bir siyasi hareketliliğin dinamikleşmesi hayati önemdedir. Bir siyasi hareketlilik olarak ortaya çıkan ve çeşitli 'toplum katmanları'nda farklı heyecanlar yaratabilen FP içindeki 'yenilikçi hareket'in durumu ise siyasal hayat ve siyasi partiler düzeni içinde ayrıksı ve vurgulu bir yer teşkil etti, ediyor...

FP kongresinde 'statüko' az bir farkla 'sayısal galibiyet'ini korudu. Fakat kongrenin 'siyasal galibi' tartışmasız bir biçimde 'yenilikçi hareket' oldu. Kuşkusuz bu başarıda 'yenilikçi hareket'in, 'silikonlaşmış iktidar biçimleri'yle kendi duruşu arasındaki antagonizmaya dikkat çekmesi, 'şeffaflık', 'demokratik yönetim' ve 'karar süreçlerinin legalleşmesi' temaları etkili oldu, ama bir o kadar da 'katman siyaseti'ni temsil noktasında Türk siyasal hayatında yeni bir soluk olarak algılanması belirleyici oldu. Çünkü gerek parti tabanının gerekse taban dışındaki kamuoyunun beklentileri bu noktada birleşti ve bu birleşmenin yarattığı sinerjiden 'yenilikçi hareket'in yükselmesi sözkonusu oldu.

Kongreden bu yana gelinen süreçte ise 'yenilikçi hareket'in dini, kültürel ve toplumsal talepleri siyasi temsile dönüştürme iddiası gücünü koruyor. Bu süreç boyunca 'yenilikçi hareket'in Türk siyasal hayatı için 'irrasyonel bir bagaj' olan ve üzerine oynayan her odağı 'strateji zayiatı' durumuna düşüren 'klan siyaseti'nin imge ve enstrümanlarını siyasal tarihin hurdalığına gönderme kararlılığı sürerken, bu kararlılık 'katman siyaseti'nin imge ve enstrümanlarını yoğunlaştırma ve belirginleştirme aşamasına geçmede tıkanıklıklar yaşıyor. İşte bu, 'siyasetsizleşme' ile temas etme anlamında sondan bir öncesidir... Araya önemli bir konu girmezse devam edeceğiz...

Not: Geçen yazımda 'DGM Savcısı Yüksel' olarak geçmesi gereken ifade yanlışlıkla 'DGM Başsavcısı Demiral' olarak geçmiştir. Düzeltirim.


4.EYLÜL.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ömer Çelik

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...