![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Ciddiyet, lâf u güzafla olmaz!- "Ermeni, Yahudi, Rum vs menşeli meşhurları bilseniz hayretten küçük dillerinizi yutarsınız. Ey müslümanlar siz ne kadar safsınız!" (21 Ocak 1994) - "Türkiye'nin şu anda en güçlü, en tesirli, en zengin, en esrarengiz lobi ve cemaati bu Dönmeler'dir. Ülkelerindeki ve karşılarındaki böyle bir cemaati ve kuvveti tanımayan cahil ve gafil müslümanlara ne demeli?" (25 Ağustos 1995) Bu sözler, kendi insanlarını aşağılayıp onlara hakaretler yağdıran, onları "dünyadan habersiz, bilgisiz, cahil, gafil, beceriksiz, saf, köylü gürûhu" şeklinde tanıtan ve sadece bu marifeti sebebiyle son birkaç yıldır yeniden irtifa kazanmayı başaran hırçın bir yazara ait... Sabataycılarla ilgili kitabının yayımlandığından haberdar olunca, belki bu sefer kendisi, başkalarına yönelttiği suçlamalardan âri, ciddi birşeyler yazmış olabilir diye düşündüm. Fakat yanılmışım. Kitap bu konuda ciddi ve yeni bir tek bilgi içermiyor... Sanki müslümanlara yönelik farfaracılık/yaygaracılık isnadlarını (!) bizâtihi ispatlamak amacıyla vitrine çıkarılmış gibi... "Bu küçük, fakat çok güçlü, çok nüfuzlu grup niçin tarihin projektörleri ile aydınlatılmıyor? Kimler, neden ve niçin korkuyorlar da bu konuyu aydınlığa kavuşturmuyorlar?" (11 Şubat 1999); "Kimlikleri açığa çıkınca bazı Sabataycıların aşırı şekilde sürdürüp durdukları İslâm düşmanlığı ortadan kalkacaktır. Fena mı olacaktır? Açıklıkta yarar vardır." (12 Nisan 1999) diyen yaşlı yazarı okurken, "madem öyle, o halde siz birşeyler söyleyin" diyesiniz geliyor; ama nafile, hiçbir şey söylemiyor: biteviye sızlanmalar, şikayetler, yazıklanmalar, müslümanlara hakaretler... Gerekçesi de şu: - "Bu konuda gerçekleri bütün çıplaklığı ile yazmak mümkün değildir. Ben yaşlı bir insanım. Ömrümün bundan sonraki kısmını hapislerde inleyerek, yahut gurbet illerde sürünerek geçirmek istemem." (12 Ekim 1999) Gerekçe bu olunca, aşağıdaki ifadeleri "ucuz gazetecilik numaraları" olarak telâkki edecek çevrelere ne diyebiliriz? - "Yakın tarihimizdeki bazı önemli Sabataistlerin isimlerini burada veremiyorum. Versem kıyamet kopar!" (3 Ekim 1997) - "Bazı Sabataistlerin isimlerini yazacağım, kıyamet kopacak, yazamıyorum." (20 Ekim 1997) - "Ben bu sorunun cevabını biliyorum, lâkin bu sütunlarda yazmama imkân yoktur. Gün gelecek o gerçek de yazılacak ve milletçe öğrenilecektir." (7 Ekim 1997) - "Bu konuda kimse bana birşey sormasın, derginin yayınlandığı yeri, ismini, numarasını, tarihini, makalenin başlığını, yazarını falan öğrenmeye kalkmasın. Kesinlikle cevap vermem!" (12 Ekim 1999) - "Bu zâtın ismi, hüviyeti mâlumdur, ancak bugün açıkça yazmıyorum. Gerekirse ileride açıklayacağım." (12 Mart 1999) - "Dergideki yazıda, yakın tarihimizin çok önemli bir şahsiyetinin de Dönme olduğu iddia edilmiş. Bu ismi maalesef okuyucularıma duyuramıyorum." (12 Ağustos 1997) - "İzmir'de yayınlanan bir günlük gazetenin Sabataycı başyazarı (isim vermek istemiyorum) ...." (3 Mart 1999) - "Bir vatandaş olarak sizden İslâm'a ve müslümanlara saldırmamanızı, dindar milletimizle iyi geçinmenizi rica ediyorum. Aksi takdirde isminizi vererek sizi kamuoyuna açıklamak zorunda kalacağım." (19 Şubat 1997) - "Sen, Donkişot yazar, mert, cesur, medenî bir insan isen önce "Evet ben Sabataistim, Sabatay Sevi'nin dinine ve cemaatine mensubum" diye ilan etmelisin. Sen bu işi yapmazsan günün birinde asıl hüviyetin elbette ortaya konulacaktır." (29 Mart 1998) Müslümanları estetik zevkinden mahrum olmakla suçladığı halde hayatı boyunca estetik bir iş yapmayı başaramamış olan ve hemen her defasında "ucuz edebiyat, farfara, yaygara, demagoji, sansasyon yapmak ciddiyetle bağdaşmaz" (19 Mart 1999) sözlerini diline pelesenk etmesine rağmen "hah, işte araştırma dediğin böyle yapılır" dedirtecek cinsten bir tek eserin altında imzası bulunmayan yazar, ne yazık ki okurlarının eline "farfara ve yaygara"dan gayrı bir vasıfla nitelenebilecek bir metin sunmayı becerememiş... Oysa başkalarını ciddiyete davet eden birinin, önce kendisinin yazdığı konuyu ciddiye alması ve okurlarının karşısına "ciddiye alınabilecek bir eser"le çıkması gerekirdi. Öyle zannediyorum ki bu kitapçık, beğenmedikleri (!) tarafından beğenilecek, beğendikleri (!) tarafından beğenilmeyecek...
dcundioglu@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|