YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Dizi

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

Erbakan tutuklanıyor

RP lideri Necmettin Erbakan 13 Ekim 1980 tarihinde serbest bırakıldı. Fakat Ankara 2 No.'lu Sıkıyönetim Mahkemesi davanın tutuklu olarak görülmesi kararını verince yeniden gözaltına alındı.

Sorgusu tamamlanan MHP lideri Alparslan Türkeş, geceyarısından sonra Ankara Dil Okulu'na gönderildi. Adı konmamış bir tutukluluktu bu.

Biraz sonra MSP lideri Necmettin Erbakan'ı da getirdiler. İki koaliyon ortağı, Birinci ve İkinci Milliyetçi Cephe hükümetlerinde Başbakan Yardımcılığı yapmış iki siyasi lider, şimdi aynı odadaydılar. O gece hiç konuşmadılar. İkisi de odanın dinlendiğini düşünüyordu. Ertesi gün Erbakan MSP'lilerin, Türkeş de MHP'lilerin bulunduğu bölüme gönderildi. İlk gelenler için oda tahsis edilmişti. Odalar iki kişilikti.

Türkeş, eski bir general olan Necati Gültekin'le, Erbakan da Lütfü Doğan'la kalıyordu.

Odalar dolu olduğu için, sonradan gelenler koğuşlara yerleştirildi.

EVREN'E MEKTUP

Tutukluların, haftada bir yakınlarıyla görüşmelerine izin verilmişti. Tutuklular, 7-8 kişilik gruplar halinde demir parmaklıklı bir bölüme alınıyor, üzerlerine kilit vurulduktan sonra yakınları ziyaretçi odasına alınıyordu. Görüşme, ancak demir parmaklaklar arkasında mümkündü..

Türkeş, Dil Okulu'ndaki tutukluluk günlerini tarihî kitaplar okuyarak, MHP hakkındaki iddianameyi inceleyip savunma hazırlayarak geçirdi.

Bu arada Evren'e iki adet mektup yazdı.

Bu mektuplardan birinde şöyle diyordu:

"Türk milliyetçiliği, Türk milletinin koruyucu ideolojisidir. Atatürk de Türk milliyetçiliğini benimsemiş ve tavsiye etmiştir. Türkiye'yi ele geçirmek isteyen yabancı güçlerin dışarıdan yönelttikleri saldırılar içeride komünizm ve bölücü hareketler olarak ortaya çıkmaktadır. Bizim de buna karşı halkı ve gençleri aydınlatma ve uyarma şeklinde faaliyetlerimiz olmuştur. tutuklanıp mahkemeye verilmemiz Türk milliyetçiliğinin sanık sandalyesine oturtulması ve ona karşı mahkûm gömleği biçilmesi anlamına gelir. Bu durum Türkiye'nin geleceği açısından tehlikelidir. Buna mani olunuz."

Türkeş, Evren'den cevap alamadı.

12 Eylül yöneticileri liderlere farklı bakıyorlardı. Demirel ve Ecevit Hamzakoy'da ikamete tâbi tutulurken, Erbakan ve Türkeş'e layık görülen yer Uzunada'ydı. Nitekim, 12 Ekim'de Demirel ve Ecevit serbest bırakıldı.

Gerçi, bir süre sonra Demirel Zincirbozan'a, Ecevit de cezaevine gönderilecekti ama, 12 Eylül'cüler bu iki lidere yine de ihtimamla yaklaşıyorlardı.

2 Ekim'de gazeteler MHP bombasını patlattı:

Sıkıyönetim Mahkemesi kararıyla Türkeş ve 28 MHP'li tutuklanmıştı.

RP lideri Necmettin Erbakan 13 Ekim 1980 tarihinde serbest bırakıldı. Fakat Ankara 2 No.'lu Sıkıyönetim Mahkemesi davanın tutuklu olarak görülmesi kararını verince yeniden gözaltına alındı.

12 Eylül yönetimi başlangıçta Demirel ve Ecevit'e siyaset yasağı getirmeyi düşünmüyordu. Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Haydar Saltık 28 Ekim 1980'de yabancı gazete ve ajanslara yaptığı açıklamada şöyle diyordu:

"- Sivil düzen onarıldıktan sonra Demirel ve Ecevit siyasi hayata dönecektir."

Bu açıklama türlü spekülasyonlara neden oldu.

Saltık'ın sözleri Genelkurmay'da da rahatsızlık yaratmıştı.


Kenan Evren'e mektup

Türkeş, Dil Okulu'ndaki tutukluluk günlerini tarihî kitaplar okuyarak, savunmasını hazırlayarak geçirdi. Bu arada Evren'e iki adet mektup yazdı. Bu mektuplardan birinde, "Türk milliyetçiliğinin sanık sandalyesine oturtulması ve ona karşı mahkum gömleği biçilmesi Türkiye'nin geleceği açısından tehlikelidir" diyordu. Ama hiçbir zaman Evren'den cevap alamadı.


ECEVİT'E SANSÜR

Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği yanlış anlamaları ortadan kaldırmak için 30 Ekim 1980'de bir açıklama yayınladı.

Açıklamada şöyle deniyordu:

"MGK Genel Sekreteri Haydar Saltık'ın yabancı basın mensuplarıyla yaptığı toplantıda bazı sorulara verdiği cevaplar, Bay Demirel ve Bay Ecevit'in yasaklamalar kalktığında siyasi hayata parti lideri olarak dönebilecekleri izlenimi yaratmıştır. Bay Ecevit ve Bay Demirel'in diğer vatandaşlar gibi siyasi faaliyetlerini sürdürebilecekleri açıklanmış, ancak herhangi bir partinin lideri olacaklarına dair bir beyanda bulunulmamıştır."

Bu açıklama bardağı taşıran son damla oldu.

MGK, siyasi partileri inhisarına aldığını bildiriyordu.

Genel Sekreterliğin bu bildirisinden sonra Bülent Ecevit CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa ettiğini açıkladı.

Ecevit, istifa gerekçesinde şöyle diyordu:

"CHP gücünü kişilerden değil, yüce tarihinden ve kendini hizmetine adadığı halktan alır."

MGK bu istifayı "siyasi maksatlı" olarak nitelendirdi.

Bu nedenle, istifa gerekçesinin basında yayınlanmasına izin vermedi.

İstifa mektubunun yasaklanması tam bir keşmekeşti.

Önce yazının tümü üzerine yasak geldi.

Sonra sadece dördüncü paragraf yasak kapsamına alındı.

Bilahare Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı Ecevit'e telefon ederek dördüncü paragrafın metinden çıkarılmasını istedi.

Ardından hem dördüncü, hem beşinci paragrafa yasak konuldu. En sonunda yazının tümü yeniden yasaklandı.

Ve Ecevit'in istifası Milli Güvenlik Konseyi bildirisiyle duyuruldu.

 

Yarın : Partiler kapatılıyor

&

 


Kağıda basmak için tıklayın.


12 Eylül'ün takvimi
7 Kasım 1982
Yeni Anayasa için halkoylaması yapıldı. 16 milyon 945 bin 545 "Evet", 1 milyon 594 bin 661 "hayır" oyu çıktı. Bu arada Evren 7 yıllığına Cumhurbaşkanı seçilirken, Milli Güvenlik Konseyi de 2 yıl 1 ay 24 gün sonra Cumhurbaşkanlığı Konseyi'ne dönüştü.
25 Kasım 1982
"Muhbir güvenliği" genelgesi yayımlandı. Ankara'da darbenin ilk yılında 20 bin 921 ihbar yapıldı. Bu ihbarlarla 18 bin kamu görevlisi hakkında işlem yapıldı.
24 Nisan 1983
Siyasal Partiler Yasası çıktı.
20 Mayıs 1983
ANAP kuruldu.
1 Temmuz 1983
Evren Genelkurmay Başkanlığı'nı Kara Kuvvetleri Komutanı Nurettin Ersin'e devrederek askerlikten emekliye ayrıldı.
6 Kasım 1983
Yasaklı, vetolu seçimler yapıldı. Seçime giren bütün partiler derece aldı. Çünkü sadece üç partiye izin verildi. Seçime girmek isteyen 15 siyasi partiden 12'si; 750 kurucu adaydan 435'i, 1682 milletvekili adayının 672'si veto edildi.
13 Şubat 1985
MSP davasının sanıkları yargılandıkları askerî mahkeme tarafından aklandılar.
26 Mayıs 1985
Ankara Sıkıyönetim Komutanı Bilim ve Sosyalizm Yayınları'na ait 133 bin 607 kitabın imha edilmesini emretti.
11 Haziran 1985
"Pişmanlık Yasası" yürürlüğe girdi. Bir buçuk yıl içinde 497 başvuru oldu. Bunlardan 29'u "geçerli itiraf" sayıldı.
7 Nisan 1987
MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası bitti. Türkeş'e 5 yıl 11 ay 8 gün hapis cezası verildi.
6 Eylül 1987
Eski siyasi liderlerin siyaset yasaklarının kalkıp kalkmaması için halkoylaması yapıldı. %49'luk "hayır" oyuna karşılık, %51 "evet" oyu çıkınca, Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş ve diğer parti yöneticileri siyaset yapma hakkı kazandılar.
18 Haziran 1988
ANAP Büyük Kongresi'nde ülkücü Kartal Demirağ Turgut Özal'a başarısız bir suikast girişiminde bulundu.
26 Mart 1989
Yerel seçimlerde ANAP üçüncü parti oldu.
1 Kasım 1989
Özal ANAP'lı milletvekilleriyle Cumhurbaşkanı seçildi.

Ecevit'in sansür edilen istifa mektubu
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı'ndan ayrılmış bulunuyorum.
Zorunlu olacağı anlaşılan bu ayrılışı şimdi gerçekleştirmekte yarar gördüm.
Bu dönemde, tüm parti çalışmaları yasaklandığı gibi, genel başkanlık görevinin gereklerini yerine getirebilmem de olanaksızdı. O nedenle, genel başkanlığı bırakmam, partide bir yönetim sorunu yaratmayacaktır. Parti çalışmalarına izin verilip kurultay toplanıncaya kadar geçecek süreyi, üyelerimizin, yeni genel başkan seçimi üzerinde düşünerek değerlendirmeleri de böylece kolaylaşmış olacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi, gücünü, kişilerden değil, yüce tarihinden ve kendini hizmetine adadığı halktan alır. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı'ndan ayrıldıktan sonra da, Atatürk ilkeleri doğrultusunda Türk halkının özgürlüğü ve mutluluğu için, ömrüm boyunca çalışmayı, görevlerin en değerlisi bileceğim.
Genel başkanlıktan ayrılırken, Atatürk'ün emanetinin bilincine varmış tüm Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarıma, düşünceleriyle ve oylarıyla Cumhuriyet Halk Partisi'ne destek olan yurttaşlarıma ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yıllarca kendilerini temsil onurunu bana vermiş bulunan Ankaralı ve Zonguldaklı hemşerilerime şükranlarımı sunarım.
Düşünce ve parti ayırımı gözetmeksizin büyük Türk ulusuna barış ve özgürlük içinde mutluluklar, esenlikler, başarılar dilerim.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...