YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

 

Küçük, muttarit, muttasıl darbeler...

Türkiye'nin dört bir yanında faaliyet gösteren kuruluşlardan Ankara merkezli Milli Gençlik Vakfı (MGV), bir süredir garip bir uygulamanın muhatabı. Yanlarına Vakıflar bölge müdürlüğünden temsilci alan Emniyet güvenlik şubesine mensup polisler, MGV binalarına gelip 'kapatma' kararını tebliğ ediyorlar. Vakfın şubesi bulunan her il ve ilçeden benzer haberler ulaşıyor; MGV'nin çanına ot tıkanmak istendiği belli.

Olayın, bu muameleye mâruz bırakılan kuruluşun 'eğilimi' ile irtibatsız yönleri var.

Polis marifetiyle kapatılan kuruluş bir vakıf. Özel yasası gereği vakıflar mahkeme kararıyla kuruluyor, bu sebeple kapatılmaları da ancak mahkeme kararıyla olabilir. Oysa, MGV'yi kapatmaya gelenlerin elinde vakıflardan sorumlu devlet bakanlığının yazısından başka 'resmî' bir belge bulunmuyor. Polis kendisine tebliğ edileni yerine getiriyor, ona eşlik eden Vakıflar müdürlüğü temsilcisi de aldığı emri uygulama telâşında... Ancak, herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı için, yapılan işlemin hukukî bir dayanağı yok...

'Vakıf', hukukî statü açısından, bir 'tüzel kişilik'; bunun anlamı bir amaç için vakfedilen kaynağın, onu vakfedenden bağımsız bir kişiliği olmasıdır. Zaten bu sebepledir ki, vakıflar, eğer daha kuruluşta amaçla süre bağlantısı kurulmamışsa, kıyamete kadar devam edeceği varsayılan bir sürekliliğe sahiptirler. İslâm geleneğinin ürünü olan 'vakıf' anlayışına bağlı olarak yüzlerce yıldan beri faaliyet gösteren çeşitli kurumlar olduğunu biliyoruz. 'Vakfın kesilmesi', bu açıdan da, ciddi bir durum teşkil ediyor.

MGV'nin mâruz kaldığı işlemin 'eğilimi' ile irtibatlı olduğunu varsaymamız gerekiyor. Oysa vakıflar, statü gereği, çeşitli eğilimlerin ürünü olabilirler. İnsanları vakfetmeye veya kurulmuş bir vakıf bünyesinde faaliyet göstermeye sevkeden motifler insanlar kadar çeşitlilik gösterir çünkü. Vakıfların çoğu, bizde de başka ülkelerde de, dinî motiflere sahiptir; ancak çıkış kaynağı din olsa bile bu kurumdan 'lâdinî', hatta 'dinsiz' amaçlarla yararlananlar da olabilir. Nitekim, dinle irtibatsız pek çok kuruluş, ülkemizde vakıf statüsünde çalışmaktadır. Bu sebeple, MGV'nin 'eğiliminin' de sorun yapılmaması gerekir.

Bu da bizi, MGV'ye karşı girişilen 'kapatma' eyleminin 'siyasî' amacına getiriyor. MGV ile uğraşılması, yalnızca çatısı altında faaliyet gösterenlerin 'eğilimleri' ile ilgili bir eylem değil, bu belli; kapatma aynı zamanda 'siyasî' amaçlı bir uygulama. 28 Şubat'ın 'köküne kibrit suyu dökme' niyetinde olduğu kuruluşlar arasında yer alıyor MGV; iktidar kendisine tebliğ edileni yerine getiriyor. Bu durum da, MGV ile başlayan uygulamanın, statüsü gereği süreklilik arzeden ve yargı koruması altında olan başka vakıflarla devam edeceğini düşünmemize yol açıyor. Türkiye kendi öz geleneği olan vakıf kurumunu, günümüzün çapsız siyasilerinin hukuk-dışı baskılara boyun eğmesi yüzünden, kendi eliyle öldürüyor.

Bu tür uygulamaların iki yönlü olduğunu unutmamak gerekiyor: Bugün MGV'yi kesen bıçağın yarın bu işlemi alkışlayan başka bir vakfa dönmeyeceğini kim garanti edebilir? 28 Şubat heyecanı içerisinde, Anadolu'da bir tiyatro eseri sergileyenlerin ('Bir hak düşmanı' adlı oyundan söz ediyorum) uzun mahkumiyetler almalarına ses çıkarmayanlar, bugün Genco Erkal gibi kurumlaşmış bir tiyatrocunun Can Yücel'in şiirlerinden oluşturduğu 'Can' oyununun Jandarma eliyle yasaklandığı gerçeğiyle yüzyüzeler... Şimdi MGV'ye yapılan hukuk-dışı uygulamalar karşısında sessiz kalanlar, yarın kendi vakıflarının benzer gerekçelerle kapatıldığı gerçeğine uyanabilirler...

Genco Erkal'ın başına gelen tekil bir olay değil; şu sırada Anadolu'da turnede bulunan pek çok grup sıkı sıkıya takip ediliyor. Yeditepe Oyuncuları'nın 'Kelebekler özgürdür', Ankara Birlik Tiyatrosu'nun 'Gurbet kuşları' ve Tiyatro-kare'nin 'Şen makas' adlı oyunları da, yaz turnelerinde, çeşitli kısıtlama ve yasaklara muhatap edildiler...

Tiyatro alanında kendini belli eden bu 'totaliter' yaklaşım, hiç kuşkunuz olmasın, vakıflar konusunda da geçerli olacaktır... Bugün MGV'nin kapısını çalanların, yarın Çağdaş Yaşamcı vakıflara yönelmeyecekleri ne mâlum?

Uyanmamız için 'kıyamet borusu'nun çalması gerekmemeli.


22 EYLÜL 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...