YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Milleti işin içine katmadan

Demokrasi ve özgürlük taleplerinin anlamlı ifadeler haline gelmesini istiyorsak bunların hangi türden bir toplumda ve hangi türden bir toplum için dile getirildiği hakkında bilgilenmemiz gerekiyor. Yoksa demokrasi adı altında sinsi bir tiranlığı, özgürlük adı altında acımasız bir baskı düzenini ayakta tutan sütunları kuvvetlendirmiş oluruz. Türkiye güle oynaya bu yolda ilerliyor.

Osmanlı devletindeki ıslahat girişimleri hem merkezdeki gücün klasik çağda olduğundan daha etkin davranması suretiyle gerçekleşti ve hem de gerçekleşen her ıslahat hareketi gücün biraz daha merkezde yoğunlaşmasına sebep oldu. Cumhuriyet rejimi bu merkezîleşmiş devlet yapısını devraldı. Böylelikle klasik çağdaki "sunuf-u devlet" anlayışının adı konmaksızın ve kurumsal esaslar gözetilmeksizin Cumhuriyet rejimi tarafından ihya edilmesi çok kolay oldu. Yani üç çeyrek asır boyunca "reaya" şu veya bu usulle güdüldü ve gütme işine "devlet sınıfları" şu veya bu usulle tavassut etti.

Günümüz şartlarında demokrasi talepleri Türkiye'deki reayanın reaya olmaktan çıkmasına, ülke bütünlüğünün gelişkin ve yapıcı bir unsuru haline gelmesine yönelik bir program içeriyor mu veya böyle bir programın bir parçası mı? Hayır! Asla! Katiyen! Demokrasi isteniyorsa sadece devlet sınıfları içinde yer alan ve çeşitli ideolojik belirtiler yoluyla etkinliğinin sınırlarını genişletmeyi hedefleyen bir kısım zevatın devlet sınıflarına mensup diğer zevat karşısında eşit imkânları kullanabilir duruma gelmeleri uğruna isteniyor. Özgürlük derseniz onunla reayanın bağını kurmak akıl kârı değil. Zira sağlık, eğitim ve geçim şartları bakımından aşağı bir kademeye hapsedilmiş ve böylelikle aşağılanması kural haline getirilmiş reayanın özgürlüğü ancak özgürlük talep etmesine fırsat veren bir zemine ayak basmasından sonra anlam taşıyabilir. Halbuki güdülen zümre esarete rıza göstererek bile hayatta kalabilmeyi başarı kabul ediyor. Devlet sınıflarına mensup olanların istedikleri özgürlük ise onların Avrupa kültüründen aldıkları ilhamla ürettikleri fantezilere tanınmasını istedikleri özgürlükten başkası değil.

Netice-i kelâm içinde yaşadığımız toplumun kimliği, niteliği, yapı özellikleri konusundaki bilgisizliğimizin yardımıyla demokrasi ve özgürlük istediğimiz zaman elimize geçen şeyin bize ne yapacağına şimdiden hazırlanmak lâzımdır. Türkiye'yi, Türk milletini zapt-ü rapt altında tutanlar dünya metropollerindeki efendilerine kendilerini beğendirdikleri zaman bunun adına demokrasi deniyor. Türk toplumunun mahrumiyetleri yüzünden kendi hayatları rahatlık ve refah içinde geçenlerin şımarıklıklarına özgürlük deniyor. Bu tanımları onlar milleti işin içine katmadan yapıyorlar. Bu tanımlar işin içine millet girmediği için yapılabiliyor.


22 EYLÜL 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

İsmet Özel

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...