![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Denetleme, ama nasıl?ANAP lideri Mesut Yılmaz'ı Yüce Divan'a götürebilecek sürecin başlaması, hiç değilse dıştan bakılınca, siyaseti sarsmış görünüyor. Lideriyle ilgili kuşkulara muhatap olan ANAP, oylarıyla Yüce Divan sürecini başlatan hükümet ortağı MHP'yi suçluyor. Buna karşılık, MHP, komisyondaki üyelerinin vicdanlarına danışarak oy kullandıklarını söylüyor. Ortalık toz duman... Tarafların kapışmasını toza dumana aldırmadan serinkanlılıkla değerlendirmekte yarar var. Mesut Yılmaz hakkındaki iddiaları araştırmak üzere kurulan soruşturma komisyonu sayısı sekizdi; bunlardan beşi (Kurtköy havaalanı ihalesi, POAŞ özelleştirmesi, Türkbank ihalesi, İzmit Körfez geçişi ihalesi ve çeteler) soruşturma açmaya gerek görmedi, ikisi (turizm alanları tahsisi ve cep telefonu özelleştirmeleri) önümüzdeki günlerde oylama yapacak. "Yılmaz Yüce Divan'a gitsin" kararı çıkan komisyon, SEKA arazisinin Koç-Ford ortaklığına bedelsiz tahsisini soruşturuyordu. Elbette önemli bir iddia bu... Ancak, Yılmaz'ın DSP ve MHP'li ortaklarının desteğiyle aklandığı diğer soruşturma konuları çok daha ciddi iddialara dayanıyor. Alaeddin Çakıcı, Erol Evcil ve Korkmaz Yiğit gibi isimlerin geçtiği 'Türkbank ihalesi' sözgelimi... Ya da sonradan iptal edilmek zorunda kalınmış 'POAŞ ihalesi'... Yılmaz ve bazı mesâi arkadaşlarının çetelerle irtibatı bulunduğu da ortalığa yayılan kasetlerle kamuoyuna mal olmuş bir skandaldı. Kurtköy havaalanı ve İzmit Körfez geçişi ihalelerinden pis kokular yükseldiği de biliniyor. O konuları araştıran komisyonların hükümet kanadına mensup üyeleri "Soruşturmayı yargıya intikal ettirmeye mahal yok" diyerek ANAP liderinin başını büyük dertlerden kurtarmış oldular. Sözün özü şu: SEKA arazisinin bir ticari yatırıma bedava tahsisi elbette küçümsenmeyecek bir iddia, bunu hafife almamak gerekiyor; ancak Mesut Yılmaz'ı hakkındaki diğer iddialardan aklamakta işbirliği yapan koalisyon ortaklarının, özellikle SEKA soruşturmasında farklı oy kullanan MHP'nin, bu davranışının altında yatan politik manevra hemen fark ediliyor. Altı dosyadan beşini temizlediği halde, MHP, birini Meclis'e sevk etmekle, yarın kendisine yönelecek 'matik' suçlamasına karşı tedbir almış görünüyor... Meclis denetimi mekanizması, gerçekleri ortaya çıkarmak amacıyla değil, siyasi sonuç alabilmek için kullanılıyor partiler tarafından... Geçmişte yaşandığı için biliyoruz: İktidardaki bir partinin lideriyle ilgili soruşturma önergesi verenler, aynı partiyle kendileri koalisyon kurduklarında, vaktiyle suçladıkları lideri aklamakta tereddüt etmemişlerdi. Buna karşılık, Yüce Divan'a gönderilen muhalefet mensupları, sonuçta beraat etseler bile, aylar süren yıpratıcı yargılama sürecine mâruz kaldılar... Şimdi de, koalisyon partileri, ciddi ithamlara muhatap bir lideri yargıya göndermek yerine, kendileri aklıyorlar... Bir komisyonun aksi yönde kararı gerçeği değiştirmiyor... Bu tür gelişmeler Meclis'in itibarını zedeliyor. Meclis, özellikle iktidardaki politikacıları, yaptıkları yanlışlar yüzünden denetleyemiyor; bu da politikacıların yanlış yapmalarına çanak tutuyor. Komisyonda kalkacak parmaklarla aklanacağını bilen politikacı yolsuzluklara bulaşmaktan çekinir mi? Araştırma ve soruşturma komisyonları gündelik politik mülâhazaların ötesinde, liderlerin etkisi altında kalmadan görev yapabilirlerse, Meclis denetim işlevini hakkıyla yerine getirmiş olur. Komisyonlardaki ANAP milletvekilleri bile, kendi liderityle ilgili vicdani kararını milletin vekili olduğunu hiçbir zaman unutmadan verebilmeli, kamuoyu da 'nesnelliği' konusunda kuşku duymayacağı komisyon kararını saygıyla karşılayabilmelidir... Cumhuriyet tarihinde, çok kısa sürmüş başbakanlığı dönemine bu kadar çok sayıda yolsuzluk iddiası sığdırabilmiş bir başka politikacı hatırlamıyoruz. Elbette iddialar her zaman gerçekleri yansıtmayabilir; ancak bir bölümü kamuoyu önünde cereyan eden tartışmalara konu olmuş iddiaların komisyonlar tarafından aklanması, verilen kararın gerçek endişesinden çok ortağını kurtarma amaçlı olduğunu düşündürüyor. Bu da, Mesut Yılmaz'ın lehine olmadığı gibi, Meclis'in ve onu aklayanların lehine de değil... Meclis'in denetleme görevi daha saydam yerine getirilmeli, daha rasyonel esaslara bağlanmalı.
fkoru@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|