YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Alatlı'nın sunduğu fırsat:Aydın terapisi

Bugün kitap günü... Kitap üzerine yazmak bana hep, okumaktan daha zor gelmiştir. Yazarın işaret ettiğinden farklı bir istikamete düşmek korkusu, dolayısıyla da kaş yapmaya çalışırken göz çıkarma ihtimali doğrusu endişelendiriyor. Sözkonusu olan, yazarının "parmağıma değil, gösterdiğine bakın" diyerek işi iyice güçleştirdiği bir eser ise endişe daha da yoğunlaşıyor. Alev Alatlı'nın, "Schrödinger'in Kedisi"nden bahsediyorum.

Yayınının üzerinden 6 ay geçti. Haftasında okumuştum ama, yazma fırsatını bugün buluyorum. Aslında, bu bir kitap yazısı da değil. Maksat, "bu ülkenin aydınları nasıl olur da kendileri için bu kadar elverişli ve açıklayıcı malzemeler sunan bir eseri sabah-akşam tartışmazlar?" sorusunu ortaya koyup, bu sorudaki telaşı paylaşmaktır.

Bu ülkede yıllardır, herbiri, "dehşetli", "şok" ya da "skandal" olan yüzlerce olay saman alevi gibi parlayıp sönüyor. Ve konuşuluyor.. Konuşuldukça konuşuluyor, tartışıldıkça tartışmaya doyum olmuyor. "Ama bir dakika..." ile başlayan sahibinin sözümona her şeyi bir çırpıda çözebileceğine inandığı sihirli itiraz cümleleri kuruluyor. Sonuçta hiçbir şey konuşmanın, tartışmanın başladığı noktadan ileri gidemiyor. Ne, "İslamcı" kendisinin gerici olmadığını anlatabiliyor, ne de "laik" dindarlığına dair getirdiği delilleri kabul ettirebiliyor. Siyah siyahlığı ile, beyaz beyazlığı ile kalıyor.

Son dönemin özeti de bu değil mi? "Devlet", "sistem", "rejim", "dindar", "laik", "demokrat", "cumhuriyetçi" vesaire... Bütün bu kavramlar arasında asla kaldırılamayan bir geçiş yasağı yok mu?

İşte Alev Alatlı, bu olguları felsefe, psikiyatri, ekonomi, nöroloji ve fizik ama ille de Kuantum fiziği gibi temel bilimlerin verileriyle masaya yatırıyor. Ve ortaya, konuşan yazan herkes için, kendilerini ideolojilerin herhangi birisiyle tarif edenler ve en önemlisi de başkaları tarafından tarif edilmişler için mükemmel bir terapi düzeni çıkıyor. Zihnimde uyanan ilk kavram, bunun aydınlara yönelik özel bir terapi programı olduğuydu.

Türkiye gazeteleri ve televizyonlarında her gün Aristo mantığı üzerine kurulu yüzlerce ekonomik, siyasal, toplumsal içerikli makale ve yorum yayınlanıyor. Bu doğrultu, toplumu da gündem denilen nesneyi de şekillendiriyor.

Oysa, kesinlik diye bir şey yoktur... Bütün bilgiler alt alta toplansa ve/veya modern bilimin güvenilir analizlerine tâbi tutulsa da hiçbir şeyin mutlak doğruluğuna karar verilemez. Matematik ne kadar kesinliğe yaklaştığını iddia ediyorsa o kadar yalan söylüyor demektir. Klasik mantığın, Aristoculuğun kibirli bilimselliği hayatta karşılığı olmayan yargılar öneriyor. Bir şey siyah ya da beyaz olmak zorunda değil. Gri olabilir, başka bir renk olabilir. Bir insan, "ya iyi ya da kötü" değildir. Bazen iyi bazen kötü olabilir ya da Alatlı'nın sunduğu yaklaşımla hem iyi hem de kötü olabilir. Solcu, sağcı, İslamcı ya da laik olmak, böyle tanımlanmak, bireyin hayata bakışının bütün tezahürleri için referans olarak kabul edilemez.

Alev Alatlı, nörolojideki afazi kavramını, insanın konuşamaması, konuşulanları anlamaması olgusuna bağlıyor ve ortaya toplumsal afazi gibi bir anahtar kavram çıkıyor. Hepimizin "kortikal lisan alanları" boşaldı... Kabul edelim, ortak dilimizi de kaybettik.

Nedense bende , bu kitabı (roman) hâlâ okumayanlarda eksik bir taraf kaldığı gibi tuhaf bir kanaat uyanmış bulunuyor!..

Türk medyasının yakın tarihi

Nazlı Ilıcak, köşe yazarlığı ve politikacılık temposunun içine kitap yazarlığını sığdırmayı yine başardı. Türk basınının Özal dönemindeki kırılmalarını belgelerle ortaya koyduğu "Yazarlar Kavgalar" isimli kitabı yeni yayınlandı. Bu kitap, Ilıcak'ın her kilometre taşında, mücadele ve demokrasi kavgası bulunan kariyerini anlamak için birbirinden ilginç ve heyecanlı anekdotlar içeriyor. Hem Özal'ın basına yönelik "terbiye" edici faaliyeleri hem de Türk basınının 12 Eylül sonrasından başlayarak bugüne gelişinin kısa tarihi iç içe anlatılıyor. "İki buçuk gazete" felsefesinden medya-iktidar ilişkilerine, meslek onuru kavramından Bab-ı Âli'nin iç çekişmelerine kadar her konuda sayısız malzeme "meraklı okur"lar için bir araya getirilmiş. Yüzeydeki görüntülerin arka planına inmek için "Yazarlar Kavgalar" kitabına müracaat etmek gerekiyor. (Yedirenk Yayıncılık 0212 520 72 10)


4 HAZİRAN 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mustafa Karaalioğlu

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...