YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Pax Hizbullah

Yıl 1860. Fransız askerleri, 12 bin kişinin öldürüldüğü söylenen Hıristiyanlar'la Dürziler arasındaki iç savaşı bahane ederek Beyrut'a girer. Beyrut zaten 18 yıldır ikiye bölünmüştür. İnsanlık tarihinin en hareketli şehirlerinden birinde parçalanmanın tohumları çoktan atılmıştır.

Avrupalı ülkelerin, Doğu Akdeniz üzerinde giderek artan bir ihtirasla güttükleri politikalar, bölgenin zaten hassas olan dengesini tamamen altüst ederek, 200 km boy ve 50 km enindeki bu dar toprak şeridinde son iki yüzyılın en hazin hikayelerinden birinin yazılmasına sebep olmuştu. Fransızlar Hıristiyanlar'ı, İngilizler Dürziler'i, Ruslar Ortodokslar'ı koruma bahanesiyle bölgeden ilgilerini hiç eksik etmemişlerdi. I. Dünya Savaşı sırasında Filistin ve Suriye'deki Türk askerlerine giden destekleri kırmak için bölgeyi abluka altına alan müttefik orduları, bu sayede 300 bine yakın sivilin açlıktan ölümünden sorumlu olduklarını hiçbir zaman kabullenmediler. II. Dünya Savaşı'nda Beyrut yine müttefiklerin postal sesleriyle uyandı. 1958'de bu sefer Amerikan askerleri, alevlenen Arap milliyetçiliği dalgasıyla birlikte patlak veren iç savaşı müteakip, bölgeyi komünizmden "arındırmak" için çıktılar Lübnan topraklarına. Orduyu elinde tutan Hıristiyanlar, uçaklarla sorti yapmışlardı o günlerde Beyrut'a. Kendi insanını vurmak, kendi şehrini bombalamak, kendi geleceğini karartmak Lübnan topraklarında yaşayanların alışageldiği özelliklerden.

İsrail'in bölgedeki zoraki tesisi ile daha da ateşlenen bölgede artık bir başka silahlı kuvvet daha bozacaktır dengeleri: Filistin Kurtuluş Örgütü. Lübnan'da mevzilenmiş olan FKÖ'nün İsrail'e karşı düzenlediği saldırıların özellikle İsrail'le rahat geçinmek isteyen Hıristiyan nüfusu rahatsız edici bir yanı hep olageldi. Nitekim zaten bir "aşiretokrasi" izlenimi veren Lübnan demokrasisi, bu yeni yükselen gücün getirdiği değişimi kaldıracak kadar köklü olamadı. Hıristiyan Falanjistler, 1975'te Beyrut'ta bir otobüs dolusu Filistinli'yi katledince, karşılıklı terör eylemleriyle birlikte kısa sürede iç savaş yeniden patlak vermiş, ancak bu sefer Lübnan'a ilk giren yabancı güç bir Batılı değil, bölgede yeni bir kuvvet unsuru olmayı hedefleyen Suriye olmuştu. Suriye'yi 1978'de İsrail izledi. Son 22 yıldır, Lübnan işte bu iki "yabancı" ile birbirleriyle bir türlü geçinemeyen Müslümanlar, Dürziler ve Hıristiyanlar'ın daimi ve kanlı bir çekişmesine sahne oldu. 1982'de FKÖ'nün Lübnan'ı terkedişinden sonra, Sabra ve Şatilla mülteci kamplarına girerek insanlık tarihinin bir gün içinde işlenen en büyük katliamlarından birini gerçekleştirenler, İsrailliler'in izin ve gözetimi altında kadın-erkek, çocuk-yaşlı demeden yüzlerce insanı öldüren Hıristiyan Falanjistler'di. Bir Falanjist, olaydan sonra yapılan göstermelik sorgusunda, "Gebe kadınlar terörist doğuracaktı, çocukları büyüyünce terörist olacaktı" demişti omuzlarını silkerek. Onlarca yılın büyüttüğü bir kin ve nefretin ifadesiydi bu sözler. Her Müslüman bir teröristti, insan değil.

1978'de iç savaş sırasında 12 yaşında bir "teröristin" fotoğrafı yayınlanmıştı gazetelerde. Elinde tüfeği, Kalaşnikof'tu şüphesiz, gözcülük yapıyordu dinlenen ağabeylerine. Tek ideali gerilla lideri olmak olan, 22 senedir barut kokusuyla büyümüş bir nesil var ortada. İsrail'in etekleri altında kendi ülkesinin insanını senelerce katletmekten çekinmemiş bir kısım Hıristiyan'ın oluşturduğu Güney Lübnan Ordusu taraftarlarının İsrail ordusunun çekilmesiyle birlikte İsrail'e sığınmış olmasını haklı endişelere bağlamak gerek. Bugün Hizbullah'ın en önde gelen isimleri kırkını aşmamış insanlar. Hepsi eziyeti, barutu, kanı, kaybetme acısını ve kazanma hayalini bir ömür boyu yaşatmış damarlarında. Hızlı, kararlı ve acı da olsa, kati çözümler aramaya alışmışlar.

Barışı işte bu insanlar kurmaya çalışacak. Haşin çehrelerin arkasında bu netameli meseleyi halledecek siyasi bir deha ve kuşatıcı bir yaklaşım saklıdır umarız.


4 HAZİRAN 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Melikşah UTKU

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...