YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Kitaplar okunmak için...

Gazete ve dergilerin soruşturmalarına gönüllü yazılanlardan değilim; çoktandır bu konuda epey seçici davranıyorum. Ancak insanın kendi gazetesinden nâzik bir hanım muhabir görüş almak isterse, ona "Hayır" cevabını vermek mümkün mü? Adına Yeni Şafak kültür sayfasında rastladığınız Fadime Özkan'ın, "Gençlere okuma tavsiyeleriniz, siz neler okuyorsunuz?" sorularına muhatap oldum geçen hafta; ona cevap verirken kendi kitap okuma serüvenim üzerinde düşünme fırsatı buldum.

Okurlar sık sık "Hangi kitapları okuyalım?" sorusuyla karşıma çıkarlar; ben de herbirine, "Benim öyle hazır bir okuma listem yok" cevabını veririm. Gözümü açan bir çok gerçek, beni mutlu eden bilgi, hiç akla gelmeyecek yerlerde karşıma çıkmıştır . Broşürleri bile "Acaba içinde yararlanacağım bir şey var mı?" dikkatiyle okurum ben. İlk bakışta abur cubur gibi gelse de, yaptığım işe, mesleğime uygun bir okuma sistemim var. Bu sebeple, ileride akademisyen olacak, roman veya hikâye yazacak, ya da kendini mâlâyâniye (gereksiz bilgilere) kapamış özel ilgi erbâbına hitap eden bir okuma listem yok.

Geçen gün, ben yaşta bir dostum, "Kütüphanemin raflarını kurcalarken, 1950'li yıllarda basılmış adı şimdilerde hiç geçmeyen bir Norveçli'nin romanıyla karşılaştım; okudum ve zevk aldım" diyordu. Doğrudur, kütüphane raflarımızda güncelin ve sıradan beğeniye izmet eden kitapların gölgesinde kalmış çok değerli nice eser var. Ben de, zaman zaman, raflardaki eski göz ağrılarımı arar ve ilk okuduğumda duyduğum tadı alabilmek umuduyla yeniden sayfalarına gömülürüm; vaktiyle kollarında uyuya kaldığım kimi kitap yıllar sonra büyük hayal kırıklığına uğratsa bile, bazısı yeni ufuklar açar önümde.

Bencileyin geniş bir ilgi alanı olan kişilerin başkalarına yol haritası teşkil edecek bir kitap listesi olabileceğini sanmıyorum; benim "Mutlaka okunmalı" diyeceğim kitaplar neden sizin için o kadar elzem olsun ki? Kimbilir siz nerelerde, hangi imbiklerden süzülerek 'Siz' olmuşsunuz; ben ise farklı bir yolun yolcusuyum. Kendi çocuklarım bile, benim tavsiye ettiğim eserler yerine kendi hoşlarına gidenleri tercih ediyorlar. İyi de yapıyorlar...

Bu gerçekler, beni, okuma heveslilerine sadece büyük kavşakları işaretleyen bir yol haritası tavsiye etmekten uzak tutmuyor yine de... Kitap dostu olmak ve dünyayı daha kocaman kollarla kucaklamak isteyenler için bir tür gezi rehberi benim burada sunacağım...

Hangi alanda yoğunlaşırsa yoğunlaşsın, kültürlü bir insanın, ilk döneceği köşe klasikler olmak zorunda. Dostoyevski'den Balzac'a oradan Hemingway ve Steinbeck'e uzanan güçlü bir damar var yabancı klasiklerde. Bizden Halid Ziya Uşakligil'den Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na, Ahmet Hamdi Tanpınar'a, Hilmi Yavuz'a kadar epey ara durak katetmek gerekiyor. Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Mustafa Kutlu çizgisi de çok önemli. Behçet Necatigil, Enis Batur ve İsmet Özel'i de okumak gerekiyor. Burada adlarını anmadığım onlarca başka edibin eserlerini okumasaydım mutlaka eksiklik hissederdim; bu sebeple adlara fazla takılmadan, herbiri sürpriz zevklerle dolu ara yolları kendiniz keşfe çıkın...

Eski ve yeni klasikler, çoğu ürünleriyle değişik dergilerde karşımıza çıkan taze seslere hazırlayacaktır sizi. Geçmişten beslenmeyen, günü takip etmeyen, geleceği belirleyemez. Hangi işle meşgul olursanız olun, sözünü dinletmek, etrafınızda ilgi görmek, -bunlara yüz vermeyen tiplerdenseniz- kendinizden hoşnut olmak için, çok geniş bir yelpazeden okumakla yükümlüsünüz.

Şu sıralarda benim ilgim Türkiye'nin geleceği konusuna yoğunlaştı; bu amaçla mürekkep kokusunu üzerinde taşıyacak tazelikteki Marvine Howe'un "Turkey today" ve Heinz Kramer'in "A changing Turkey" adlı kitaplarını, önemli ülkeleri ayrı uzmanların incelediği "The pivotal states" adlı eseri elimde taşıyorum. Jack Dermond adlı Amerikalı gazetecinin "The fat man on the middle seat" başlıklı anıları ve The New Yorker dergisinin 75. yıldönümü vesilesiyle yayımlanan "Profiles" adlı kitapta ilgimi çeken kişiliklerle ilgili bölümleri okuyorum. Bu yazıyı bitirince, kalkıp Yılmaz Karakoyunlu'nun "Çiçekli mumlar sokağı" adlı romanına kaldığım yerden devam edebilirim. Anladınız, aynı anda birden fazla kitap okuyan oburlardanım ben.

Gördüğünüz gibi klasik bir kitapsever sayılmam; seveceğimden emin olduğum yazarlarla kendimi sınırlama gibi bir derdim hiçbir zaman olmadı. Kitapçılara gittiğimde sadece 'yeni çıkanlar' rafları karşısında vakit geçirmem bu yüzden; ilk yayımlandığında gözümden kaçmış olabilecek daha eski baskılı kitapları da gözden geçiririm. Yolun yarısını geçtiğimi fena halde farketmeye başladığımdan beri başlıca üzüntülerimden biri, bugüne kadar okuyamadığım nice değerli esere el atacak vaktimin bundan sonra belki de hiç olamayabileceği endişesi...

Bu sebeple, yolun başında bulunan, önündeki uzun yılları bitmeyecek sananlara tek öğüdüm şu: "Ömür kısa, okunacak eser çok fazla, vaktini değerlendir..." Benim "Oku" dediklerimi okumak zorunda değil kimse; zaten benim okuduklarım da burada adlarını verdiğim yazarların eserlerinden ibaret değil. Bu hafta bir kitapçıya gidin ve hiç önyargısız sizi çeken iki kitap alın... Alın ve okuyun...

Dünyayı kitaplar zenginleştirir...


4 HAZİRAN 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Taha KIVANÇ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...