YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Kosova üstüne sorular

Bir yıl aradan sonra NATO'nun Kosova operasyonu üzerine Batılı medya organlarında yeni yeni eleştiriler çıkmaya başladı. Bir yanda bölgede kalıcı olacağı görüntüsü veren Amerika, diğer tarafta Sırpları dize getiren NATO'nun Kosova'daki küçük bir kasabada tırmanan çatışmayı engelleyememesi... Gerçi ABD öncülüğündeki bu operasyona ta başından beri Chomsky gibi sisteme muhalif olarak bilinen isimler Kosova'da oynanan oyuna kökten eleştiri getirerek sitemi sorgulamaktaydılar; ancak bunlar fazla yankı bulmadı. Bombardımanın tozu dumanı içinde muhalif sesler kısılmak istendi.

Eleştiriler, Sırp milliyetçiliğinden kaynaklanan vahşeti savunmaya yönelik olmaktan çok Amerika'nın ve Avrupa'nın takındığı tavırla ilgili ahlaki bir eleştiriden ibaretti. Bosna'da yaşanan ahlak krizinin bir tekrarından başka bir şey değildi aslında.

Yaşananlar aslında Fransız düşünür Baudrillard'ın söylediklerini doğrulamaktaydı; "Bir etnik temizlik aracı olarak Sırplar, Avrupa inşasının ön cephesini oluşturuyorlar. Ak pak olmuş, (kendi içinde) bütünleşmiş, ekonomik ve ahlaken arınmış gerçek bir Avrupa'nın inşası için gerekli olan araç..."

Stratejik çıkarlar kadar hatta ondan daha öncelikli olarak yeni Avrupa kimliği, tanımlaması için gerekli moral takviyenin sağlanma aracı olarak kullanıldı Sırplar. Yoksa bir Miloseviç'in ırkçılığı, Hırvat Tuchman'dan daha yumuşak değildir.

Avrupa kendi kimliğini yeniden tanımlarken ihtiyacı olan ötekini kendi içinde üretmiştir. Bir bakıma Avrupa'nın içinde Avrupa'nın ötekisi icat edilmiştir. Osmanlılık çağrıştıran Balkanlılık yeniden anlamlandırılarak Sovyetlerin yerine ikame edilecek bir öteki rolü oynatılmıştır. Bu anlamda soğuk savaş sonrasının Saddamı ile Milosoviç'i arasında fazla bir fark yok. Avrupa'da çıkan savaşlar ulusların ya da modern anlamda ulus devletlerin savaşları olduğu halde son savaş kurumların savaşı olmuştur. Avrupa güvenliği adına girişilen bu savaşta Kosova'yı kurtaran ittifak, nasıl olmuşsa hala küçük bir kasabadaki gerilimi dindirememektedir.

Roland Barthes'in yazarın ölümü (the dead of the author) dediği türden bir yazarı olmayan bir senaryoya ya da Avrupa denilen, Batı denilen kollektif bilincin ortaya çıkardığı/ürettiği bir senaryoya dönüşmüştür. Bu kollektif bilinç, Avrupalılık adına başka güçlerin Kosova'ya karışmasına izin vermemiştir. Bu anlamda Bosna'da yaşanan deneyim ile kıyaslandığında Avrupa dışı "kardeşlerinin" yardım elinin kesilmesi, Kosova'yı farklı bir medeniyet havzasına aktarma projesinin final sahnesini oluşturdu. Kosovalı Arnavutlar bundan böyle mensubu olmakla övünülen, Müslümanlığı oraya getirmekle şereflen(il)en, kurtulan/hidayete er(il)en, dünya ve ahiret saadeti vaad eden bir inancın takipçisi ümmetin parçası olmakla ne kadar övünebilecekler?

Müslüman Arnavutlar, eski Marksist ya da liberal ateist liderliğe teslim edildikten sonra kendilerini hangi dünyaya ait sayacaklar? NATO ile birlikte kendilerini kurtarmaya çalışan Türklerin atalarının ait olduğu dünyaya bağlı olacaklar mı hala? Bunlar bir yıl sonra bile hiç sorulmayan sorular. Cevabından korkulduğu için mi yoksa sorunun yakıcılığından çekinildiği için mi hala gündemimizde değil?


22 HAZİRAN 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Akif Emre

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...