| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
Şahıslar değil sistemler
"Bu görevde dört yıl duracağım ve herkes nasıl federasyon başkanlığı yapılacağını görecek" diyecek kadar iddialı geldiği görevinde dört yılda büyük başarılara imza attı. Türk voleybolunu Avrupa'nın zirvesine taşıyan Voleybol Federasyonu Başkanı Ahmet Gülüm, geride kalan dört yılını anlattı: "Görevi bıracak" haberlerinin gerçek olmadığını söyleyen Gülüm, "Çok yoğun bir dört yıl yaşadık. Dört yılın içine pek çok şeyi sığdırdık. Eylül ayında dört yıl birlikte çalıştığım arkadaşlarımla oturup durum değerlendirmesi yapacağız. Çünkü kalmamız yolunda çok büyük bir baskı var. Bizi de bir takım değerlendirmelerimiz, temel argümanlarımız var bunları üst üste koyup karar vereceğiz" dedi.Göreve geldikten sonra çok zorluk çektiklerini ifade eden Gülüm, "Özellikle ilk altı ay çok zorlandık. GSGM ve Spor Bakanlığı yönetim anlayışımızı önce benimseyemedi. Biz ısrarlı olduktan sonra algıladılar. Ne yapmak istediğimiz anlattık onlara. Ondan sonra en azından önümüzü kesmediler. Yine de dört yıl boyunca çok büyük engellerle çok büyük haksızlıklarla karşılaştık. İnsanın çok üzüleceği, çok haksız çok farklı bir dünya görüşünün uzantısı davranışlarla karşılaştım. Çok açık bir şey söylemek istiyorum. Türkiye'de sporun başarılı olabilmesi için siyasetin spordan uzak durması gerekiyor. Politikanın spordan uzak durması gerekiyor. Bu tür makamların hizmet makamı olduğunun anlaşılması gerekiyor. Ve bu makamlarda görev yapacak insanların gerçekten sporun içinden gelen insanlar olması gerekiyor" diye konuştu. Türk sporunun gelşebilmesi için kurumsallaşmanın şart olduğunu söyleyen Gülüm, "Benim kesinlikle bir felsefem var. Bir işin uzun vadeli yürümesi için kurumsallaşmak şart. Biz Türkiye olarak hep liderlerin peşinden gittik. Türkiye başarı istiyorsa, bunu kırmak zorunda. Türkiye liderlerin değil sistemlerin ve organisazyonların peşinden gitmek zorunda" dedi. Medyanın gücünü başkanlık yaptıkları dönemde çok iyi kullandıklarını belirten Gülüm, sözlerini şöyle bitirdi: "Medyanın gücü çok önemli bir unsur. Spor medyası elinde belki de farkında olmadığı bir güç tutuyor. Halkın neyle ilgileneceğini de medya belirliyor. Yani medya konu ile ilgilenirse, halkın ilgisi otomatikman o yöne doğru kayıyor. O zaman da olay büyümeye başlıyor". Biz önce medyanın ilgisini çektik. Yani bir federasyon nasıl çalışması gerekiyorsa öyle çalıştık. Medya ve camiaya hizmet vererek işe başladık. Federasyonun amacı nedir sorusunu kendimize sorarak başladık. Kendi kendimize sorduk: "Bizim görevimiz nedir?". Herşeyi bilen ahkam kesen olamazsınız. Biz tamamen insanlara servis veren bir kurum haline geldik. Aslında bu bizim devlet anlayışımızla da çelişiyor. Bu anlayış hızlı bir gelişmeyi de beraberinde getirdi. CEV KONUSUNDA:
2003'le ilgili çok iyi bir program yaptık. Maçların oynanacağı salonlardan tutun da, nerelerde konuklanacağı, binilecek otobüsler bile ayarlandı. Turnuvanın logoso, antetli kağıdı, dosyası herşeyi hazır. Çok etkilendiler. Böyle bir çalışma yok çünkü önlerinde. Yunanistan'ın bize muhalefeti vardı. 2004 Olimpiyatları öncesi böyle bir organisazyonu bize kaptırmak istemiyorlardı. Ancak onlar da çalışmalarımızı görünce geri adım attı. Türk voleybolunun gelişmesi CEV yönetimini çok etkiledi. Beni Avrupa Voleybol Konfederasyonu'nun Marketing Komisyonu'nun başına getirdiler. Avrupa Bayanlar Voleybol Şampiyonası ile ilgili hiç bir eksiğimiz yok. Finansal kaynakları da hazırladık. Ben bu şampiyonayı 8 ay sonra bile düzenlerim. Devlet destek olursa olur. Olmazsa da kaynak buluruz. Bir kere devlet destek olmalı fikrine katılmıyorum. Türkiye'nin gerçekten ciddi kaynakları var. Kaynakları doğru kullanmak gerekli. çok ciddi bir şey söyleyeceğim: Türkiye'de Eczacıbaşı, Güneş Sigorta, Arçelik, marmara Koleji spor salonu yapıyor. Bunlar doğru yönlendirmelerin sonucu. Geçmişle ilgili ise olumsuz bir değerlendirme yapmam. Biz geçmişten farklı olarak yeni bir anlayış getirdik. Voleybolun gelişmesi için Avrupa ile yakın temasta olmak gerekir. Bunu görmemek hayalcilik olur. Çünkü Avrupa'da işler kulislerde hallediler. İki kez avrupa Kupası finalini Türkiye'ye getirdik. Bunu kulis yapmadan gerçekleştiremezsiniz. KURUMSALLAŞMAK:SPONSORLUK HAKKINDA:
Voleybol elindeki fırsatları değerlendiremiyordu. Holding takımlarının sayısı fazla, finansman alanı çoktu ancak fırsatlar değerlendirilemiyordu. Bir ekonomist olarak yaptığım önemli bir tespit var. Voleybol bu önemli yatırımı kaybetmek üzereydi. Çünkü özel sektir verdiğinin karşılığın almak ister. Voleybol medyadan kopuk olduğu için de sektör voleyboldan çekiliyordu. Yerini ise tabiiki devlet sübvansiyonu alıyordu. Bu çok tehlikeli bir durum. Devlet işin içine girince, siyasetin kısır döngüsü de giriyor.Bir bakıyorsunuz atama ile milli takım antrenörü belirleniyor. Ben birisini görevden aldım 12 tane milletvekili aradı. Siyasi bir güce dayandıysanız yapabileceğiniz çok fazla bir şey kalmıyor. Ben voleybolun içinden geldiğim için "Pardon" dedim. Siz tanıyormusunuz kendisini. tamam iyidir. İyidir de yeterli değildir. Voleybolu benimle tartışabilme şansı var mı bir milletvekilinin? Sonuçta voleybola holdignleri tekrar sokan. Voleybolun medyadaki gücüdür. Holdingler medyada voleybolu ne zaman gördü. O zaman işin içine girdi. En önemlisi bence patlatacak haber. Bunları röportaj için değil yürekten söylüyorum. Bir gün arkadaşlarımı topladım. "Bizim bir tane amacımız olabilir. Voleybolun iki tane sahnesi var. Bir tanesi arenadaki savaş. O savaş subjektifdir, objektif değil. Kimine göre bir oyuncu iyi oynar, kimine göre kötü. Arenanın dışında voleybolun bir de objektif tarafı var. Kimse tarafından yadsınamayacak şiyler. Voleybola Türkiye'de ne kadar yatırım yapılıyor? Voleybolu Türkiye'de kaç kişi oynuyor? Voleybolun uluslararası arenadaki temsil başarısı ne? Bizim hedefimiz bu üçü üzerine olmalı. Bakın bu üç unsurdaki dört yıllık gelişme: Girdiğimizde voleybola taplam yatırım miktarı federasyon bütçesi de dahil olmak üzere 13 milyon dolardı. Şimdi 100 milyon dolara yakın. Voleybol da lisanslı sporcu sayısı 21 bin di. Bugün 40 küsür bin. Bu bir rekor. Uluslararası arenadaki başarıyı ise herkes görüyor. Demekki bu üç temel unsur bir federasyonun ana görevi olmalı. Bundan sonra bayrağı devralacak olan (Bu biz de olsak) bu rakamların üstüne çıkmak zorunda. Yoksa bence başarısız sayılır. Başarılar, galibiyetler, mağlubiyetler gelip geçicidir. Ama burada rakamlar konuşur. Göreve gelirken toplandık. Bizim voleybol federasyonu olarak görevimiz şu. Yapmamız gerekenler şunlar. Yapacak kişiler de bunlar. Kısa , orta ve uzun vadede çözümler ürettik. Biz uzun vadenin bile yarısına geldik.
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|