YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

 

Ben 'komplocu' değilim

Eskiden işler ne kadar kolaydı; biraz çizgi dışı bir şeyler söyleyip olaylara farklı yaklaşanlara, hep birlikte "Komplocu!" diye saldırılırdı. Şimdi bakıyorum da, en aklı başında görünen kişiler, sağlıklı düşünmesiyle tanınan uluslar, mantıklı kalemler bile, hafiften hafiften 'komplocu' takılıyorlar... "Gerçek ne, komplo hangisi?" birbirinden ayırmak pek mümkün olmuyor...

Fransızları siz de benim gibi 'rasyonel' bir ulus olarak bilirsiniz değil mi? 'Aydınlanma' da denilen 'usçu' hareket ilk Fransa'da başladı. Fransa'nın en itibarlı gazetelerinden çok satışlı Le Figaro'nun geçtiğimiz pazar günü ek olarak verdiği dergide, "ABD Kosova'ya yerleşmek için mi savaş çıkarttı?" başlığını görmek gerçekten şaşırtıcı... Dünya halleri 'akılcı' Fransızların da akıl sağlığını bozmaya başladı galiba...

Haber şu: Kosova Savaşı'nı bahane eden Amerikalılar, barış geldikten sonra bölgeyi terk etmemiş, bayağı geniş bir arazi üzerine askerlerini yerleştirivermiş... Amerikan askerlerinin konuşlandığı 'Kosova üssü'nün mizanı şu: Klimalı 160 bina, dev yemekhane, iki spor kompleksi, kocaman bir tam teşekküllü hastane, iki kilise (biri sinagog olsa gerek), süpermarket, spor salonu, stadyum... Bazı yeni binalar da inşa edilmekteymiş... Fransızlar, "Demek ki, ABD buraya yerleşmek üzere geldi, gitmek niyetinde değil; acaba Kosova Savaşı'nı bu sonucu elde etsin diye mi çıkardı?" diye soruyorlar şimdi...

Kosova'da savaşı ABD'nin değil orada yaşayan Sırpların çıkardığını, 'Sırp kasabı' diye anılan Slobodan Miloşeviç'in inadının tırmandırdığını sizin ve benim kadar Fransızlar da biliyor elbette; zaten 'komplocu' düşünmeye başladın mı, zihnin bir soruyla yetinmez, başka sorular da kafanın cidarlarına vurur durur. Fransız gazeteci şu soruyu ayıp olmasın diye sormamış, ama eminim yazısını kaleme alırken mutlaka başı onunla zonklamıştır: "Yoksa Miloşeviç Amerika'nın adamı mı?"

'Akılcı' Fransızları zıvanadan çıkaran 'durum', aslında Ortadoğu'da epeydir sirkülasyonda olan bir senaryonun tekrarı. Saddam Hüseyin'in Kuveyt'i işgaliyle başlayan süreç henüz tamamlanmadan, pek çok bölge aydını, "Savaşı ABD çıkarttı, niyeti bölgeye yerleşmek" deyip duruyorlardı... Saddam'ı işgale kışkırtanın, kriz sırasında ABD'nin Bağdat büyükelçisi April Gillesbie'ın, "Ülkem, Kuveyt üzerindeki tarihi iddialarınızı sempatiyle karşılıyor" lâfı olduğu, şimdi unutulsa bile, o günlerde çok yazıldı...

Suudi Arabistan'ın Dhahran kentinde bulunan Amerikan üssüne bombalı bir kamyonla intihar eylemi yapılmasaydı, Körfez Savaşı'ndan sonra ne gelişmeler yaşandığını hiçbirimiz bilemeyecektik... O eylem sonrasında öğrendik ki, Körfez Savaşı'nı bahane eden ABD, Suudi Arabistan'ın üç ayrı bölgesine ve Kuveyt'e çok sayıda askerini konuşlandırmış...

Artık "Maalesef" mi demem gerekir bilmiyorum, olup bitenleri 'komplo' mantığıyla değerlendirenler bizde de çıkıyor... Le Figaro gazetesinin pazar dergisinde yayımlanan "ABD Kosova'ya yerleşmek için mi savaş çıkarttı?" yazısını aktaran çok satan gazetede, değer verdiğim bir yazar, yazısına, "Kurdurulmakta olan yeni Türkiye düzeni" başlığını uygun görmüştü dün. "Bu topraklarda değişim, 19. yüzyıldan beri, büyük çapta dış güçlerin itmesiyle gerçekleşmiştir" diyen yazarımıza göre, "Apo'nun Suriye'den kovulması Türkiye'nin milâdı" durumunda. Bu satırları takip eden cümlesinden, Öcalan'ın Suriye'den kovulmasını, yazarın, "ABD girişimi" olarak gördüğünü de öğreniyoruz...

Alın size tipik bir 'komplocu' yaklaşım daha... Aslında yazar bu tespitinde yalnız değil, basınımızın duayyenlerinden bir başka değerli yazar da, bir kaç yıldan beri, "Ensenizi karartmayın" müjdesini veriyor... Ona göre de "Batı, Türkiye'nin bağırsaklarını temizlemesine yardım ediyor..." Bir çok kişi, ondan esinlenerek, her yeni gelişmeyi, ilk bakışta ne kadar olumsuz görünürse görünsün, "Oh, oh ne âlâ" sevinciyle izlemeye başladı... Neredeyse, "Komploculuk güzel bir şey" diye göbek atmaya başlayacaklar... Onların bu rahatlıklarını gördükçe benim içim bir tuhaf oluyor...

Endişem şu: 'Komploculuk' elbette iyi bir şey değil, her olayın ardında 'komplocu eller' aramak kafa sağlığına aykırı; ancak düz mantık olan-biteni açıklamaya yetmiyorsa, 'komplo' gibi görünenler mantığa daha fazla uyuyorsa, bir süre sonra benden başka 'komplolara' ters bakan kimse kalmayabilir...

Son haftalarda kulağıma çalınan en önemli 'komplo teorisi' üniversitelerimizde uygulanan başörtüsü yasağıyla ilgili... Yasağın sıkı sıkıya uygulandığı son yıllarda, Türkiye'de okuma imkânı bulamayan genç kızlar, dünyanın dört bir tarafına yayıldılar. Son zamanlarda hangi ülkeye gitsem, karşıma, oradaki üniversitelerde eğitim gören başörtüsü mazlumları çıkıyor. Hepsi de okullarında başarılılar, ülkelerinden uzakta hayatın zorluklarıyla kendi başlarına mücadele verdikleri için iradeleri de çelik gibi bileniyor...

Bir dostum, "Acaba" dedi geçen gün, "Türkiye'deki başörtüsü yasağını, bir ara durmuş olan Batı'ya beyin göçünü yeniden başlatmak ve kimbilir başka daha neler için, Amerika mı bizimkilere uygulatıyor?"

'Komploculuk' galiba salgın bir hastalık gibi, etkisinden kimse kurtulamıyor... Çok şükür, aynı hastalığa düçar olacak kadar sağlığım bozulmadı henüz...


22 HAZİRAN 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Taha KIVANÇ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...